Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Derneği (TEHAD) Başkanı Berkan Bayram, elektrikli otomobillerde yangın riskine ilişkin kamuoyundaki tartışmaları değerlendirerek, doğru kullanım ve düzenli bakım koşullarında elektrikli araçların güvenli ulaşım seçenekleri arasında yer aldığını belirtti. Bayram, özellikle batarya paketinin fiziksel darbelerden korunması, bakım ve onarım işlemlerinin yetkili servislerde gerçekleştirilmesi ve araçta orijinal parçaların kullanılması gerektiğine öne çıktı.
ELEKTRİKLİ ARAÇLARDA YANGIN RİSKİ NEDEN GÜNDEMDE?
Elektrikli otomobillerde geleneksel araçlardan farklı olarak yüksek voltajlı batarya sistemi, güç elektroniği ve elektrik motoru bulunuyor. Bu araçlarda kullanılan lityum iyon bataryalar, hücrelerin sıcaklığını ve çalışma koşullarını takip eden yönetim sistemleriyle kontrol altında tutuluyor. Buna karşın bataryanın ağır fiziksel hasar görmesi, elektriksel arıza veya aşırı ısıya maruz kalması bazı durumlarda hücrelerin kontrolsüz biçimde ısındığı ve “termal kaçak” olarak adlandırılan süreci başlatabiliyor. Uluslararası güvenlik çalışmalarında da mekanik hasar, elektriksel arıza ve aşırı sıcaklık batarya kaynaklı yangınların başlıca risk unsurları arasında gösteriliyor.
Bayram da elektrikli araçlarda yangın riskini artıran başlıca unsurlardan birinin bataryaya alınan darbeler olduğunu ifade etti. Özellikle aracın alt bölümünde bulunan batarya muhafazasının hasar görmesi halinde sürücünün durumu göz ardı etmemesi ve aracın uzman kişiler tarafından kontrol edilmesini sağlaması önem taşıyor. Yetkili servis dışında yapılan ve yüksek voltaj sistemine müdahale içeren işlemler de güvenlik sistemlerinin çalışma düzenini etkileyebileceğinden risk oluşturabiliyor.

RAKAMLAR ELEKTRİKLİ ARAÇLAR İÇİN NE SÖYLÜYOR?
Bayram, yangın vakalarına ilişkin karşılaştırmada her 100 bin araçta hibritlerde 3 bin 475, içten yanmalı araçlarda 1530, elektrikli araçlarda ise 25 yangın vakası görüldüğünü söyledi. Benzer rakamlar uluslararası yayınlarda da uzun süredir yer alıyor. Bununla birlikte söz konusu karşılaştırmanın farklı veri kümelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu ve yönteminin bazı uzman yayınlarında tartışıldığı biliniyor. Bu nedenle rakamları tüm ülkeler ve bütün araç parkları için değişmez bir yangın oranı olarak değerlendirmek yerine, kullanılan veri setinin kapsamı ve yöntemiyle birlikte ele almak gerekiyor.
Elektrikli araç yangınlarının daha fazla dikkat çekmesinin önemli nedenlerinden biri ise olayın müdahale biçiminin geleneksel araç yangınlarından farklılaşabilmesi. Lityum iyon bataryalarda başlayan termal kaçak, komşu hücrelere ilerleyebiliyor ve batarya yeterince soğutulmadığında yeniden alevlenme ihtimali ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle elektrikli araç yangınlarında itfaiye ekiplerinin yalnızca görünen alevleri söndürmesi değil, batarya paketinin sıcaklığını kontrol altına alması ve olası yeniden tutuşma riskini takip etmesi de önem taşıyor.

ARAÇ SAHİPLERİ NELERE DİKKAT ETMELİ?
Elektrikli araç kullanıcıları açısından en önemli başlıklardan biri batarya ve yüksek voltaj sistemine bilinçsiz müdahaleden kaçınmak. Aracın alt kısmının sert bir cisme çarpması, ciddi trafik kazası geçirilmesi veya batarya bölümünde olağan dışı bir durum fark edilmesi halinde aracın uzman kontrolünden geçirilmesi gerekiyor. Üreticinin belirlediği bakım prosedürlerinin takip edilmesi, uygun ve orijinal parçaların kullanılması ve elektrik sistemindeki değişikliklerin yetkin kişiler tarafından yapılması güvenlik açısından önem taşıyor.
Şarj işlemlerinde de üreticinin belirlediği teknik koşullara uyulması gerekiyor. Uygun olmayan elektrik tesisatı, hasarlı kablo veya bağlantı ekipmanı gibi unsurlar yalnızca araç açısından değil, şarjın gerçekleştirildiği yapı açısından da risk yaratabiliyor. Elektrikli araç ve şarj sistemleri açık havada farklı hava koşullarında kullanılabilecek güvenlik standartlarına göre tasarlansa da kullanıcıların araç üreticisinin kullanım kılavuzundaki şarj ve güvenlik talimatlarını takip etmesi önem taşıyor.

HASAR GÖREN BATARYALARDA GECİKMELİ RİSK OLABİLİYOR
Uluslararası güvenlik kuruluşlarının üzerinde durduğu konulardan biri de ağır hasar görmüş yüksek voltajlı bataryaların olaydan hemen sonra belirgin bir sorun göstermese bile daha sonra risk oluşturabilmesi. Özellikle ciddi çarpışma, su altında kalma veya bataryanın fiziksel olarak zarar gördüğünden şüphelenilen durumlarda aracın sıradan bir mekanik arıza gibi değerlendirilmemesi gerekiyor. Bu tür durumlarda yüksek voltaj sistemi nedeniyle profesyonel müdahale ve üreticinin belirlediği güvenlik prosedürleri öne çıkıyor.
ELEKTRİKLİ ARAÇ SAYISI ARTTIKÇA GÜVENLİK ALTYAPISI DA ÖNEM KAZANIYOR

Elektrikli otomobillerin trafikteki payının büyümesi, yalnızca sürücüler açısından değil; servisler, otopark işletmeleri, şarj noktaları ve acil müdahale ekipleri açısından da yeni güvenlik uygulamalarını gündeme getiriyor. Dünyada batarya güvenliği konusunda yürütülen çalışmalar; termal kaçak, çarpışma sonrası elektrik güvenliği, suya maruz kalma, şarj sistemleri ve yangına müdahale yöntemleri gibi alanlara yoğunlaşıyor. Araç üreticileri de batarya yönetim sistemleri, hücrelerin birbirinden ayrılması ve batarya muhafazasının güçlendirilmesi gibi yöntemlerle olası bir arızanın büyümesini önlemeye yönelik teknolojiler geliştiriyor.
Bayram'ın değerlendirmeleri, elektrikli otomobillerde yangın riskinin yalnızca aracın enerji türüne bakılarak ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Bataryanın fiziksel bütünlüğünün korunması, doğru şarj uygulamaları, üretici talimatlarına uyulması ve yetkisiz müdahalelerden kaçınılması güvenliğin temel unsurları arasında bulunuyor. Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte yangın vakalarının görünürlüğü artsa da risk değerlendirmesinde tekil ve önemli olaylardan ziyade karşılaştırılabilir istatistikler, teknik nedenler ve kullanım koşullarının birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.





