Çocuk Kitapları Haftası nedeniyle Bornova Belediyesi'nin davetlisi olarak İzmir'deydim geçen hafta. İki sunumda, 600'ün üzerinde öğrenciye seslenme, belediyenin onlara armağan ettiği kitapları imzalama olanağı buldum. Sunumlar...
Çocuk Kitapları Haftası nedeniyle Bornova Belediyesi'nin davetlisi olarak İzmir’deydim geçen hafta. İki sunumda, 600’ün üzerinde öğrenciye seslenme, belediyenin onlara armağan ettiği kitapları imzalama olanağı buldum. Sunumlar çok şenlikliydi doğrusu. Çok sevdiğim çocuk yazarı Betül Avunç’la birlikteydik ikinci sunumda.
Bornova Belediyesi’nin bir etkinliğini öğrendim orada. Zaman Yolculuğu.
Dört belediye, Bornova, Bayraklı, Karşıyaka ve Manisa belediyeleri ortaklaşa hazırlamış bu etkinliği. Çocuklar gibi, yetişkinler de, çevredeki ören yerlerinde, canlandırılan döneme ilişkin simgesel giysiler giyip o çağlara ilişkin kimi olayları öğrenerek birlikte yaşıyorlar. Böylelikle zaman içinde bir yolculuk yapmış oluyorlar
Belediyelerin bu tür etkinlikler düzenlemesi ne güzel! Benim kimi kitaplarımda yapmaya çalıştığım yolculuğun üç boyutlusu, yaşam içinde geçeni bu. Bir tür, izleyenin de katıldığı, çok renkli bir tarih dersi gibi.
Bizim belediyeler de düzenleyemez mi böyle bir etkinliği?
Kale’de, Kızılkule’de, tersanede, öğrencilerin katılacağı, tarih içinde bir zaman yolculuğu.
Bu elbette, turizm sektörü tarafından da desteklenip yaşama geçirilebilir. Turistlerin böyle bir etkinliğe bayılacağına inanıyorum. O çağa ilişkin basit kıyafetler giydiriliyor katılımcılara. Sonra, birlikte bulundukları yöreye ilişkin bilgiler veriliyor, öyküler anlatılıyor, geçmiş bir biçimde yaşatılıyor.
Dileyenler Bornova Belediyesi Kültür Danışmanı Ümit Tunçağ’dan bilgi alabilirler.
Çocuk Kitapları Haftası bağlamında Alanya belediyeleri ne gibi etkinlikler yaptılar bilmiyorum. Hafiften bir de sitemim var:
Hemen kapı komşusu, Alanya’da yaşayan, üstelik, çocukların “çok sevdiklerini” söyledikleri bir yazar yaşıyor. Neden hiçbiri benim de katılacağım bir etkinlik düzenlemez ki?
Okullardan yana da bir yakınmam var. Onların da çoğu kör ve sağır. Telefonun öteki ucundayım ben, çağırsalar hemen gideceğim, çocuklarla hoşça bir saat geçireceğim. Ama kim uğraşacak bunlarla? Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazacaklar, izin isteyecekler, verilecek, verilmeyecek… Ayrıca kimdir bu adam? “Sakıncalı Piyade” mi. Yok, yok uzak dursun…
Neyse, bana ulaşmak isteyenler, Edirne’den Erzurum’a, ulaşıyorlar, ben de gidip söyleşiyorum çocuklarla. O pırıltılı gözleri görmenin mutluluğunu yaşıyorum. Evet bu başka bir konu…
Çocuk Kitapları Haftası, çocukları kitaplarla buluşturmayı amaçlayan çok önemli bir hafta aslında. Okullarda kutlanıyor mu bilemiyorum. Ama kutlansa bile, çoğunlukla, çocuklara bu haftanın “anlam ve önemini” anlatan bir konuşma ve bu konuda birer kompozisyon yazdırmanın ötesine geçmiyordur.
Oysa belde belediyelerinin de işbirliğiyle, Kültür Merkezi’nde kitapçılar sergen açsa (stand kurma diyorlar buna), indirimli kitap satışı yapsa, çocuklar da servislerle, belediye otobüsleriyle gelip kitaplarla buluşsa ne güzel olurdu.
Uluslararası etkinliklere imza atan güzel Alanya’mızda gerçekleşemez mi bu tür etkinlikler? Elbette gerçekleşebilir. Ama birilerinin öne çıkıp yolu açması gerekir.
Kim o birileri?
Bilmem. Ben sizlere soruyorum.
Belediyelerimizin “Kültür” birimleri var değil mi?
Hasılı, çok güzel geçti Bornova etkinliği. Dile kolay, 500 çocuğun karşısında sınav verdik. Bu sınavda benim için en güzel şeylerden biri neydi biliyor musunuz? Gözleri ışıl ışıl parlayan bir oğlanın yanıma gelip, “Ben sizin bütün kitaplarınızı okudum,” demesi. Mutluluktan öleceğimi sandım bir an.