Amerika Birleşik Devletleri'nde beslenme rehberinin güncellenmesiyle birlikte "besin piramidi değişti" tartışması yeniden alevlendi. İlk bakışta bu, sadece bir grafik değişimi gibi görünebilir. Oysa verilen mesaj çok daha derin:

Kalori saymaktan çok, gerçek gıdaya odaklanın.

Yeni yaklaşımda: Protein ve sebze-meyve daha merkezi bir konuma alınıyor. Rafine karbonhidratlar ve ilave şekerler geri plana itiliyor. Yağsız, "light" ürünler yerine daha az işlenmiş doğal formlar öne çıkıyor.

Bu değişim aslında yıllardır sahada gözlemlediğimiz bir gerçeğin resmî dile dönüşmüş hali.

Neden Bu Kadar Tartışıldı?

Çünkü uzun yıllar boyunca halka şu söylendi: "Yağdan kaç, karbonhidratı artır."

Ancak bu dönemde obezite ve metabolik hastalıklar azalmadı, aksine arttı. Yeni piramit, bu başarısızlığın dolaylı bir kabulü niteliğinde.

Verilen mesaj net: Sorun ne kadar yediğimiz değil, neyi ve ne kadar işlenmiş yediğimiz.

Bu "Herkes Et Yesin" Demek mi?

Hayır. Bu değişimi yanlış okumamak gerekiyor.

Yeni yaklaşım: Aşırı kısıtlama yerine dengeyi, Paketli ürünler yerine mutfağı, Ezberler yerine biyolojiyi ön plana çıkarıyor.

Yani mesele protein, yağ ya da karbonhidrat savaşı değil; gıdanın doğallık derecesi.

Bize Ne Söylüyor?

Aslında çok tanıdık bir şeyi hatırlatıyor: Ev yemeği Mevsim sebzesi Yeterli protein Az şeker Az paket

Yeni piramit, modern bilimin dilinden eski mutfakların gerçeğini söylüyor.

Besin piramidi değişti ama insan metabolizması değişmedi.

Beden hâlâ: Gerçek gıdayı tanıyor, İşlenmiş olanı reddediyor.

Bu yüzden mesele hangi piramidin doğru olduğu değil; bizim soframızda neyin olduğu.