Merhaba, herkese iyi haftalar, bugün sizlere ticari hayatta ve tüketiciler arasında yaşanan ekonomik ve hukuksal uyuşmazlıkların anlaşma platformu olan arabuluculuk müessesesinden bahsedeceğim.
Taraflar arasında bir hukuki uyuşmazlık meydana geldiğinde, geleneksel olarak başvurulan yöntem, uyuşmazlığın mahkemeler ve icra daireleri eliyle yürütülen yargı yoluyla çözülmesidir. Gelişmekte olan ülkelerde, yargı sistemlerinin olumsuz yönlerine alternatif olarak uyuşmazlık çözüm yöntemleri geliştirilmekte ve her geçen gün artarak uygulanmaktadır. Birçok yönden avantajları olan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri arasında tahkim, arabuluculuk ve uzlaşma yöntemleri ön plana çıkmaktadır.
İşbu çalışmanın konusu olan arabuluculuk ise, gün geçtikçe Türk hukuk sisteminde daha da yaygınlaşmaktadır. İş hukukundan doğan uyuşmazlıklarda 01.01.2018 tarihi itibariyle ve ticaret hukukundan doğan uyuşmazlıkların önemli bir kısmında 01.01.2019 tarihi itibariyle arabuluculuğa başvuru zorunlu tutularak dava şartı haline getirilmiştir. Bir başka deyişle, arabuluculuğun zorunlu olduğu uyuşmazlıklar bakımından mahkemeler önlerine gelen davalarda arabuluculuğa başvurulup başvurulmadığı hususunu ilk elden ve resen denetleyecek ve bu tür uyuşmazlıklar bakımından arabuluculuğa başvurulmamış olduğunun tespit edilmesi halinde dava şartı yokluğu nedeniyle davayı reddedeceklerdir.
İşbu çalışmada arabuluculuk sürecinin olumlu sona ermesi sonucunda elde edilen anlaşmanın ya da olumsuz sona ermesi sonucunda tutulacak tutanağın daha sonra açılacak davalara etkisi çeşitli açılardan incelenecektir.
Kanun'un tanımından anlaşıldığı üzere, hukuk sistemimizde arabuluculuk kural olarak ihtiyari (isteğe bağlı) olarak başvurulabilen bir yöntem olarak öngörülmüştür. İhtiyari olarak başvurulabilen bir yol olmasına karşın, kişiler arasında doğabilecek her uyuşmazlığın arabuluculuk yöntemi ile çözülebilmesi mümkün değildir. Kanun koyucu, arabuluculuğa elverişli konuları yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıkları ile sınırlandırmıştır.Türk hukuk sisteminde kendiliğinden araştırma ilkesinin hakim olduğu genellikle kamu düzenini yakından ilgilendiren uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvurulması mümkün değildir. Bu kapsamda tahmin edileceği üzere ceza davaları (uzlaşma müessesesi hükümleri saklı kalmak üzere), idare hukuku kapsamında tam yargı ve iptal davaları, iş hukukunda hizmet tespit davaları, aile hukukunda babalık davaları ve nüfus kayıt düzeltme davaları, kişilik haklarını koruyan davalar, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri davalara örnek verilebilir.
Zorunlu arabuluculuk, kanun koyucunun deyimi ile dava şartı olarak arabuluculuk, kavramı ise Türk hukuk sistemine 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile girmiştir. İşbu düzenlemede öngörüldüğü üzere kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Bu durumda, arabuluculuk yöntemine başvurulması gereken bir uyuşmazlığın varlığına rağmen arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanağı dava dilekçesine eklemeyen tarafa bir haftalık kesin süre içinde son tutanağın mahkemeye sunulması gerektiğine ilişkin ihtarat içeren bir davetiye gönderilmektedir. Kesin süre içinde davacı tarafından son tutanak sunulmadığı veya dava öncesinden arabuluculuğa başvurulmadığının tespit edilmesi halinde mezkur dava, mahkemece dava şartı yokluğundan usulden reddedilmektedir. Esasen İş Mahkemeleri Kanunu'nda yer alan usuli bu düzenleme bulunmasaydı da, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde yer alan hükümlere dayanarak anılan prosedürün izlenmesi gerekeceği açıktır.
Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşmaya varması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar bir anlaşma belgesi ile belgelendirilir. Tarafların arabuluculuk sürecine ihtiyari olarak ya da dava şartı olarak başvurmasından ari olarak, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında artık dava açılamaz. Tarafların anlaşamaması durumunda ise, ihtiyari olarak başvurulan arabuluculuk söz konusu ise daha sonra açılacak davada arabuluculuk tutanağının ibraz edilmesi gerekmemektedir. Dava şartı olarak arabuluculuk süreci sonunda ise, tarafların anlaşmaya varamadığı hususu bir son tutanağa geçirilir ve ilgili uyuşmazlık hakkında dava açılması halinde dava dilekçesine eklenir. Tutanağın ibrazına ilişkin kesin süre verildikten sonra dahi tutanak ibraz edilmezse, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekir.
Kısaca sizlere ülkemizde var olan hukuksal bir kurum olan arabuluculuktan bahsetmeye çalıştım. Herkese iyi haftalar...