Alanya il mi oluyor? Nüfus sayımının ardından ilk ciddi adım
Alanya il mi oluyor? Nüfus sayımının ardından ilk ciddi adım
İçeriği Görüntüle

Alanya’da son dönemde art arda yaşanan motosiklet kazaları, özellikle kurye çalışanlarının karşı karşıya kaldığı riskleri bir kez daha gündeme getirdi. Kurye Arif Tekin de meslektaşlarının yaşadığı sorunları Yeni Alanya Gazetesi’ne anlattı. Tekin, kuryelerin uzun çalışma saatleri, yoğun trafik, zaman baskısı ve ağır çalışma koşulları altında görev yaptığını belirtti. Tekin, sistemin kuryeleri 14–15 hatta 16 saat çalışmaya mecbur bıraktığını belirterek, kışın yağmurda, karda ve buzda motor kullandıklarını, bu nedenle ellerinin uyuştuğunu, ayaklarının hissizleştiğini söyledi. Yazın ise asfaltın sıcağının yüzlerine vurduğunu ifade eden Tekin, sürekli motor üzerinde olduklarını ve riskin hiç bitmediğini vurguladı. Neredeyse her gün bir kurye kazası haberi duyduklarını dile getiren Tekin, evine dönemeyenler ve ailesini geride bırakanlar olduğunu belirterek, “Biz sadece sipariş taşımıyoruz, canımızı taşıyoruz. Her gün ölümü göze alarak çalışıyoruz” dedi.

‘TRAFİKTE GÖRÜNMEZİZ, DEĞERSİZİZ’

Trafikte yaşadığı sorunlardan bahseden Kurye Arif Tekin, “Alanya’da bir firmada kurye olarak çalışıyorum. Kuryeler gerçekten zorlu çalışma ortamına sahip. İnsanlar motorun üzerine sabahtan akşama kadar geziyorsunuz diyor ama gerçekte öyle olmuyor. Genelde ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz. Trafikte adeta yok sayılıyoruz. Arabalar yol vermiyor, sinyal bile vermeden önümüze kırıyorlar. Sürekli iki aracın arasında sıkışıp kalıyoruz. Kornalar, bağırmalar, sıkıştırmalar. Sanki yolda olma hakkımız yokmuş gibi davranılıyor. Oysa biz keyfimizden değil, ekmek paramız için o trafikteyiz. Ama ne yazık ki ne sürücülerden ne de yetkililerden yeterli bir destek görebiliyoruz” dedi.

‘ARKAMIZDA DURAN BİR SİSTEM YOK’

Çalışma şartların zorluğuna değinen Tekin, “Bu sistem bizi 14–15 hatta 16 saat çalışmaya mecbur bırakıyor. Bir gün çalışmasak o gün para yok. Hastalansak para yok. Motor bozulsa para yok. Çünkü paket başı çalışıyoruz. Ne kadar çok teslimat yaparsak o kadar kazanıyoruz. Dinlenmek lüks, hasta olmak lüks, insan gibi yaşamak lüks. Firmalar çanta veriyor, yelek veriyor ama onu bile ücretli veriyor. Kendi çalıştığımız ekipmanı bile parayla alıyoruz. Gerçek anlamda bir destek, güvence ya da arkamızda duran bir sistem yok” diye konuştu.

‘SOĞUKTA DONUYORUZ, SICAKTA YANIYORUZ’

Tekin, “Kışın yağmurda, karda, buzda motor kullanıyoruz. Ellerimiz uyuşuyor, ayaklarımız hissizleşiyor. Uzak mesafelere sipariş götürüyoruz. Üstüne bir de müşteriler “soğuk gelmesin”, “biraz acele edin” diye not düşüyor. Elimizden geleni yapıyoruz ama yetişemeyince suçlu biz oluyoruz. “Soğuk geldi”, “geç kaldınız” deniyor. Yazın ise asfaltın sıcağı yüzümüze vuruyor. Kask takmak zorundayız, bu bizim can güvenliğimiz için şart. Ama 40 derece sıcağın altında o kaskın içinde nefes almak bile zorlaşıyor. Terden sırılsıklam oluyoruz. Güneş tepemizde saatlerce motor üstünde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘SANKİ İNSAN DEĞİLİZ’

Sipariş teslimi esnasında yaşanan sıkıntıları da belirten Tekin, “Bir de binalara, sitelere girişte yaşadıklarımız var. Güvenlikler çoğu zaman içeri almıyor. “Motoru dışarı bırak”, “yürüyerek git”, “otoparktan dolaş” diyorlar. Asansöre bindirmemeye çalışanlar oluyor. Elimizde ağır çanta, kilometrelerce yürütülüyoruz. Zaten zamanla yarışıyoruz. Paket başı çalıştığımız için her dakika bizim için para demek. Ama hem aşağılanıyoruz hem de işimiz zorlaştırılıyor. Sanki insan değiliz, sanki hizmet eden değil de rahatsızlık veren bir yüküz” dedi.

‘HER GÜN ÖLÜMLE BURUN BURUNA’

Kurye çalışanlarının kaza ve ölümlerle burun buruna çalıştığını vurgulayan Tekin, “Sürekli motorun üzerindeyiz ve risk hiç bitmiyor. Bir anda biri önümüze atlıyor. Arabalar aynaya bakmadan kapı açıyor. Ani fren yapıyoruz, kayıyoruz, düşüyoruz. Yağmurda teker kayıyor, virajda motor devriliyor. Hız yapmaya mecbur kalıyoruz çünkü ne kadar hızlı teslim, o kadar kazanç. Küçük kazalar artık sıradanlaştı. Ama mesele sadece küçük kazalar değil. Ağır yaralanmalar var. Sakat kalanlar var. Hayatını kaybedenler var. Neredeyse her gün bir kurye kazası haberi duyuyoruz. Evine dönemeyenler var. Ailesi babasız kalan çocuklar var. Biz sadece sipariş taşımıyoruz. Canımızı taşıyoruz. Her gün ölümü göze alarak çalışıyoruz” diye konuştu.

‘BİZ DE İNSANIZ’

Tekin, “Bizi sipariş hızlı gelmedi diye şikâyet ediyorlar. Biz insanız. Yoruluyoruz, üşüyoruz, yanıyoruz, korkuyoruz. Bu mesleğin zorluklarının, kazaların, yaralanmaların ve ölümlerin daha fazla görülmesini istiyoruz. Ve insan gibi, güvenli ve adil şartlarda çalışmayı hak ediyoruz” ifadelerini kullandı. (Hatice NERGİZ)

Kaynak: Haber Merkezi