Manavgat'ın Kızılot açıklarında serbest dalış yapan Anıl Oğuz, Kızıldeniz kökenli kelebek balığını (bannerfish) su altı kamerasıyla görüntüledi. Sarı, siyah ve beyaz renkleriyle bilinen türün Antalya Körfezi'ndeki ilk kaydı 2002 yılında Konyaaltı falezlerinin başlangıcında yapılmıştı. Aradan geçen uzun sürenin ardından Manavgat açıklarında kayda alınan balık, Akdeniz'deki tropikal kökenli türlerin yayılımını yeniden gündeme getirdi.
Oğuz, Kızıldeniz'de yaptığı dalışlarda daha önce karşılaştığı bu balığı Türkiye'deki uzun yıllara yayılan dalışlarında ilk kez gördüğünü belirtti. Su altı kamerasına tek başına yansıyan balığın normalde eş halinde yaşayabildiğini veya topluluklar oluşturabildiğini aktaran Oğuz, türün Antalya kıyılarındaki varlığının ilerleyen dönemde yapılacak gözlemlerle daha iyi anlaşılabileceğini ifade etti.
ANTALYA KÖRFEZİ'NDE İLK KAYIT 2002'DE YAPILDI

Kelebek balığının bilimsel literatürde Antalya Körfezi'ndeki ilk kaydı 2002 yılına uzanıyor. Akdeniz'deki yabancı balık türlerini izleyen bilimsel kaynaklarda da türün ilk Akdeniz kaydının Antalya Körfezi'nde yapıldığı belirtiliyor. Daha sonraki yıllarda Doğu Akdeniz'in farklı kesimlerinde de kayıtlara geçen türün doğal yayılış alanının Kızıldeniz ve Aden Körfezi olduğu, Akdeniz'e geçişinin ise büyük olasılıkla Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleştiği değerlendiriliyor.
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu da görüntüleri değerlendirerek balığın Kızıldeniz üzerinden Akdeniz'e giren türlerden biri olduğunu belirtti. Gökoğlu, Akdeniz'deki çevresel değişimin tropikal kökenli canlıların bölgede görülme olasılığını artırdığına işaret ederek, önümüzdeki dönemlerde benzer renkli türlerle daha sık karşılaşılabileceğini ifade etti.

KELEBEK BALIĞI NASIL YAŞIYOR?
Bilimsel kaynaklarda Heniochus intermedius olarak tanımlanan kelebek balığı, genellikle çiftler halinde belirli alanlarda yaşayan ancak zaman zaman büyük topluluklar da oluşturabilen bir tür olarak gösteriliyor. Genç bireylerin daha kalabalık gruplar halinde bulunabildiği, beslenmesinde zooplankton ile dipte yaşayan küçük omurgasızların önemli yer tuttuğu, ayrıca alglerle de beslenebildiği belirtiliyor. Doğal yaşam alanları arasında mercan resifleri ve kayalık deniz habitatları bulunuyor.
SÜVEYŞ KANALI AKDENİZ'DEKİ TÜRLERİN DAĞILIMINI DEĞİŞTİRDİ

Kızıldeniz kökenli deniz canlılarının Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz'e geçişi bilim dünyasında uzun süredir izleniyor. Bu hareketlilik sonucunda Doğu Akdeniz'de çok sayıda tropikal ve subtropikal tür kayda geçti. Bilimsel literatürde bu canlıların bir bölümü “Lessepsiyen göçmen” olarak tanımlanıyor. Deniz suyu sıcaklığındaki değişimler ile uygun yaşam ve beslenme koşullarının bazı türlerin yeni bölgelerde kalıcı hale gelmesini kolaylaştırabileceği değerlendiriliyor.
Kelebek balığının Antalya'daki yeni görüntüsü tek başına bölgede güçlü bir popülasyon oluştuğunu göstermiyor. Bir yabancı türün belirli bir bölgede yerleşip yerleşmediğinin anlaşılabilmesi için farklı dönemlerde yapılan gözlemler, birey sayıları ve üreme durumuna ilişkin bilimsel verilerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle dalgıçların, balıkçıların ve su altı görüntüleme çalışmaları yapan kişilerin kayıtları denizlerdeki tür dağılımının takip edilmesine katkı sağlayabiliyor.

GÖZLEMLER BİLİMSEL TAKİP İÇİN ÖNEM TAŞIYOR
Akdeniz'de daha önce az rastlanan veya hiç kaydedilmemiş bir deniz canlısıyla karşılaşıldığında canlıya müdahale etmek yerine fotoğraf ya da video ile kayıt alınması, mümkünse gözlemin yapıldığı bölge ve habitat özelliklerinin not edilmesi bilimsel değerlendirmeyi kolaylaştırıyor. Kayıtların su ürünleri alanında çalışan araştırmacılar ve ilgili kurumlarla paylaşılması, yabancı türlerin yayılımının izlenmesine yardımcı oluyor.

Antalya Körfezi; kayalık kıyıları, falezleri, kumluk alanları ve farklı deniz habitatlarıyla çok sayıda canlı türüne ev sahipliği yapıyor. Kızılot açıklarında görüntülenen kelebek balığı da bölgedeki su altı yaşamının değişimini izlemek açısından yeni bir gözlem niteliği taşıyor. Türün Antalya kıyılarındaki yayılımının artıp artmayacağı ise ancak ilerleyen dönemde yapılacak düzenli gözlem ve bilimsel çalışmalarla ortaya konabilecek.




