Ya istiklal, ya ölüm

Malumdan malum birileri yakın tarihimizdeki, eski kabuk bağlamış hatta kapanmış yaraları kanatıncaya kadar kaşımakta kararlılar. “Dersim” olayını hortlatmak bunun son örneği. Ardından Başbakan Erdoğan’ın ve yardımcısı Arınç’ın “İskilipli Atıf Hoca olayı” üzerinden İstiklal Mahkemelerini gündeme getirmeleri, zabıtlar açılınca ortaya Mustafa Kemal'e de vurmak için daha neler neler çıkacağını söylemeleri, son zamanlarda "resmi tarihe" karşılık tarihimizle "yüzleşmek" akını ile örtüşüyor. Çünkü akıllarınca böylelikle Atatürk'ün Cumhuriyeti zorbalıkla yanlış temeller üzerinde kurduğu orta çıkacak!
Başka hiçbir uygar ülkede yok bu çabalar. Çünkü orada vurulacak bir Atatürk yok. Fransa'da, İngiltere'de, Amerika'da genç kuşakların kafalarını karıştırmak tehlikesi yok… Ve bizdeki aydınlar gibi, iskelet meraklısı seçme aydınlar yok. Tarihleriyle, iyi kötü yanlarıyla barışıklar. Biz ise, “tarihimizle yüzleşelim" derken geleceğimiz konusunda yüzsüzleşiyoruz.
***
Önceki akşam CNNTÜRK kanalında Ahmet Hakan'ın “Tarafsız Bölge” programında “İstiklal Mahkemeleri" konu idi. Ama ne “tarafsız bölge" ya: “Üçe karşı bir!” Bir tarafta TARAF yazarları tarih bilgisi kendinden menkul Ayşe Hür, Mehmet Sancar ve her ne sebepleyse psikolog Dr. Murat Paker… Karşılarında onların yalanlarına karşı tek başına mücadele eden Profesör Ergun Aybars… İstiklal Mahkemesi zabıtlarını tetkik eden, avucunun içi gibi bilen ve bu konuda en objektif kitapları yazan değerli Profesör Ergun Aybars. Ötekiler hınçla saldırdılar; Aybars onlara bilgi ve belgelerle cevap verdi. Atatürk'ü ve Cumhuriyeti savundu. Özellikle Ayşe kadının yalanlarını yüzüne vurdu.
“Ötekilerin” maksatları, "Dersim" konusunda olduğu gibi İstiklal Mahkemeleri konusunda da, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, bağnaz üniter ulus devleti kurmak için bu Devrim Mahkemelerini alet ettiklerini iddia etmekti.
***
Bir bakıma doğru. Kurtuluş Savaşı esnasında askerlikten, cepheden kaçanları ve onları teşvik edenleri, düşmanlarla işbirliği yapanları yargılayan ve ibret, caydırıcı olsun diye hemen cezalandıran, idam eden, hudutsuz yetkili, Allah'tan başka kimseden korkmayan, hükümleri temyiz edilemeyen İstiklal Mahkemeleri o günün şatlarında zorunluydu.
Cumhuriyetten sonra da dizi Kürt isyanları devrimlere karşı gericilik karşısında da! Ama bir gerçeği de göz ardı etmemeli: Bu dönemde İstiklal Mahkemeleri, Ankara İstiklal Mahkemesi, Atatürk'e suikast davası vesilesiyle Mustafa Kemal hareketine karşı çıkmak isteyen, Hilafetin ilgasına karşı olan eski İttihatçıları tasfiye etmek için kullanıldı… Devrimlerin, evrensel kaçınılmaz olgusu.
***
İstiklal Mahkemeleri, Devrim Mahkemeleri, o günlerin şartları içinde hatalar da yapmışlardır. Ancak bu mahkemeler olmasaydı ne olurdu? Ve Atatürk Cumhuriyeti kurulmasaydı, Devrimler yapılmasaydı bugün Türkiye nerede olurdu? Tarihle yüzleşirken asıl bu soruyu cevaplandırmak gerekir.
***
Bir Şiar Cavit Yalçın vardı. Geçen yıl vefat etti o… Babası eski Maliye Nazırı Cavit Bey, İzmir Suikastı, Mustafa Kemal'e suikast teşebbüsü suçundan, Ankara İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı ve idam edildi. Ankara'da asıldı. Suçu da komplodan “haberdar” olmasıydı. Bugünün hukuk ve adalet ölçülerine göre herhalde idam edilmeyi hak etmemişti ama o günün şartlarında!
***
Şiar, babamı hiç affetmedi ama benim 80 yıllık “can dostum” idi. Şiar Atatürk'ü de, idama mani olabilecekken mani olmadığı için hiç bağışlamadı ama bir Atatürk hayranıydı… 1994'de Cumhuriyetteki yazısında, "Ama bütün bunlara rağmen ben Atatürk’e sadece bu yüzden bile olsa dil uzatmaktan hicap duyarım, çünkü vatanım, kurtuluşunu, bağımsızlığını ve beceriksiz yöneticilerin elinde düştüğü bugünkü hiç de parlak olmayan durumuna rağmen, çağdaşlığını ona borçludur. Ne mutlu bize ki, Fransız ve özellikle Bolşevik ihtilâllerinde olduğu gibi düzmece yargılamalar ve sorgusuz sualsiz infazlarla suçlu veya suçsuz on binlerce insanımız hayatını kaybetmemiştir.”
İşte ülkemizin tarihinde böyle çelişkiler ve Şiar gibi dürüst insanlar da var…
***
Şiar'ın babasının mezarını onunla birlikte çok aradık, bulamadık. Cavit beyin anılarının yayınlanmasına da birlikte çok çalıştık. Bu anılar yakında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarında yayınlanacak. Bunda biraz katkım oldu. Bir vicdan borcu ödedim… Anılarda, muhtemelen İstiklal Mahkemeleri ve babam hakkında bazı şeyler vardır. Ama ben bundan çekinmiyorum; Gerçekler doğru boyutlarıyla saptırılmadan ortaya çıkarılmalı ve tarihimizle böyle yüzleşmeliyiz. Yalanlar ve art maksatlarla değil.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Altemur Kılıç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?