ALANYA... Turkuaz suları, tarihi kalesi ve kıpır kıpır yaz geceleriyle zihnimizde canlanan, her yıl baharın gelişiyle on binlerce misafiri ağırlayan dev bir istihdam çarkı.
Peki, o çark sonbaharın son rüzgârlarıyla yavaşlayıp durduğunda, geride nasıl bir manzara kalıyor?
Rakamlar, Alanya’nın turizm sektöründeki sezonsallığın yarattığı dramı çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
İlçedeki bakanlık ve belediye belgeli tesislerin sayısı 550 ila 600 civarında. Ancak sezon bittiğinde, bu devasa tesislerin yüzde 80’inden fazlası kapılarını "kış uykusuna" kapatmayı tercih ediyor. Bu durumun en ağır sonucu ise ne yazık ki insan hayatında yaşanıyor.
Kaynaklar, Alanya ve çevresindeki turizm sektöründe yaz boyunca çalışan 80 ila 100 bin kişinin yüzde 90’a yakınının, yani ortalama 50 bin ila 90 bin civarında personelin sezon sonunda işsiz kaldığını gösteriyor. Bu muazzam bir işsizler ordusu!
Turizm sadece otellerden ibaret değil; bir ekosistemdir. Sezon sonunda otellerin kapanmasıyla, kent ekonomisinde bir anda derin bir durgunluk başlar.
Bu durgunluk, bir göletin suyu çekildiğinde geride kalan çatlak toprak misali, hayatın her alanına yayılır: Turistin ve on binlerce çalışanın yarattığı hareketlilik ortadan kalkınca, küçük esnaf (restoranlar, kafeler, hediyelik eşya dükkânları, marketler) için satışlar bıçak gibi kesilir. Birçoğu ya kepenk indirir ya da zar zor ayakta kalmaya çalışır.
Taksiciler, servis şoförleri, tedarikçiler... Kışın sokağa çıkan araç sayısı ve yapılan alışveriş hacmi düşer. Yazın canlı olan mahalleler bir anda ıssızlaşır, kentin enerjisi düşer.
Turizmden gelen döviz girişi kesilir. Kent içindeki para akışı yavaşlar, bu da kira, fatura ve temel ihtiyaçların karşılanmasında ciddi zorluklara yol açar.
Esnafın, otelcinin, çalışanın borç ödeme döngüsü sekteye uğrar.
Asıl mesele, bu ekonomik durgunluğun sosyal maliyetidir. Yıllardır "sezonluk" olarak adlandırılan bu çalışma modeli, turizm emekçilerinin hayatında güvencesizlik ve istikrarsızlık yaratır.
Yazın uzun saatler, yoğun tempoyla çalışan personelin, kışın sadece 5-6 ayda kazandığıyla tüm yılı geçirmesi beklenir. Günümüz ekonomik koşullarında bu artık imkânsızdır.
Yılın yarısını işsiz geçiren, kıdem ve işsizlik sigortasından faydalanamayan nitelikli personel, çareyi daha istikrarlı bir gelecek sunan farklı sektörlere veya şehirlere göç etmekte buluyor.
Bu da Alanya turizminin hizmet kalitesini düşüren, sektörün geleceğini tehdit eden en büyük sorundur.
Sosyal Baskı: Ekonomik kriz, aileleri ayırabiliyor, sosyal refahı düşürüyor. Kışın işsizliğin getirdiği stres, sadece ekonomik değil, aynı zamanda ruhsal ve sosyal bir baskı kaynağıdır.
Alanya'nın geleceği, turizmi 12 aya yaymakta gizlidir ve Turizm Çalıştayı bu bakımdan çok önemlidir.
Kongre, spor, sağlık ve kültür turizmine yapılan her yatırım hem esnafın hem de emekçinin kış aylarını bir "kâbus" olmaktan çıkarıp, "sürdürülebilir bir yaşam" vaat etmesini sağlayacaktır.
Esen kalın...