Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Özlem Gültekin’in İzmir’deki kliniğinde hayatını kaybetmesinin ardından başlatılan soruşturma sürerken, boşanma aşamasındaki eşi sunucu Erhan Çelik kamuoyuna yansıyan iddialara ilişkin sessizliğini bozdu. Çelik, bugüne kadar küçük yaştaki oğlunu ve Gültekin’in hatırasını korumak amacıyla açıklama yapmadığını belirterek, ölümün gerçekleştiği ortamdan anestezik madde kullanımına ilişkin iddialara kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Gültekin’in kesin ölüm nedenine ilişkin belirleyici unsurun ise adli makamlarca yürütülen incelemeler ve nihai otopsi değerlendirmesi olduğu bildiriliyor.
ERHAN ÇELİK İDDİALARA YANIT VERDİ
Çelik, ölümün ardından Gültekin’in ailesiyle birlikte kamuoyuna sağduyu çağrısı yaptıklarını ancak sosyal medya ve bazı yayın organlarında çeşitli iddiaların dolaşıma girmeye devam ettiğini söyledi. Henüz adli süreç tamamlanmadan otopsi sonucu ve ölüm nedeni konusunda kesin ifadeler kullanılmasına tepki gösteren Çelik, soruşturma dosyasındaki teknik incelemeler sonuçlanmadan yapılan yorumların gerçeği yansıtmayabileceğini savundu.
Gültekin’in ölümü ilk saatlerden itibaren farklı iddialarla gündeme geldi. Bazı yayınlarda ölüm nedeni kalp krizi olarak aktarılırken, sonraki haberlerde ölümün şüpheli bulunması üzerine soruşturma başlatıldığı ve İzmir Adli Tıp Kurumu’nda otopsi yapıldığı belirtildi. Bu nedenle ölüm nedenine ilişkin ilk haberlerde yer alan değerlendirmelerin kesinleşmiş adli sonuç olarak kabul edilmemesi gerekiyor. Nihai ölüm nedeninin otopsi, toksikoloji ve diğer laboratuvar incelemelerinin birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkması bekleniyor.

KLİNİKTEKİ DELİLLERLE İLGİLİ İDDİALAR
Erhan Çelik, açıklamasında Gültekin’in kliniğinde çalışan personelin ifadelerine ve olay yerindeki bazı bulgulara ilişkin de iddialarda bulundu. Çelik, çalışanların Gültekin’in ölümünden önceki süreçte klinikte bulunduğuna ve anestezide kullanılan propofol isimli maddeyi aldığına ilişkin beyanda bulunduğunu öne sürdü. Ayrıca polis gelmeden önce klinikte temizlik yapıldığını, bazı materyallerin çöpe atıldığını ve güvenlik kamerası kayıtları konusunda çelişkili ifadeler bulunduğunu iddia etti. Bu anlatımlar Çelik’in iddiaları niteliğinde olup, olay yerindeki delillerin nasıl değerlendirileceğine ve herhangi bir suç unsurunun bulunup bulunmadığına soruşturmayı yürüten adli makamlar karar verecek.
Şüpheli ölüm soruşturmalarında olay yerinin korunması büyük önem taşıyor. Kolluk ve savcılık tarafından yapılan incelemelerde ilaç ambalajları, enjektörler, biyolojik örnekler, kamera görüntüleri ve dijital kayıtlar gibi materyaller delil niteliği taşıyabiliyor. Delillerin değiştirilip değiştirilmediği veya ortadan kaldırılmaya çalışılıp çalışılmadığı da teknik incelemeler ve tanık ifadeleriyle araştırılıyor. Alanya’da yaşanan bir başka şüpheli ölüm haberimizde de aktardığımız gibi, ölüm nedeninin belirlenmesine yönelik adli incelemeler soruşturmanın temel aşamalarından birini oluşturuyor. Bu nedenle soruşturma tamamlanmadan olay yerindeki herhangi bir işlemin doğrudan suç teşkil ettiği sonucuna varılması mümkün değil.

ANESTEZİK MADDE KULLANIMI TARTIŞMANIN MERKEZİNDE
Çelik, Gültekin’in anestezide kullanılan maddelerle ilgili uzun süredir sorun yaşadığını 2023 yılında öğrendiğini ve tedavi konusunda girişimlerde bulunduğunu ileri sürdü. Propofol, tıbbi uygulamalarda anestezi ve sedasyon amacıyla kullanılan güçlü bir ilaç olduğundan kullanımının sağlık profesyonellerinin kontrolünde ve uygun tıbbi koşullarda gerçekleştirilmesi gerekiyor. Kontrolsüz kullanım ciddi solunum ve dolaşım sorunlarına yol açabileceğinden, bir ölüm olayında böyle bir maddenin gündeme gelmesi halinde yalnızca maddenin bulunması değil, kandaki düzeyi, kullanım zamanı ve diğer maddelerle etkileşimi de adli toksikoloji açısından değerlendiriliyor.
GEÇMİŞTEKİ ADLİ TIP İNCELEMESİ DE GÜNDEMDE

Öte yandan soruşturmanın ardından kamuoyuna yansıyan haberlerde, Gültekin hakkında ölümünden önce farklı bir adli süreç kapsamında yapılan incelemelerde kan, kıl, idrar ve tırnak örneklerinde uyuşturucu veya uyarıcı madde tespit edilmediği öne sürüldü. Söz konusu incelemenin ölümden önceki başka bir hukuki sürece ait olması nedeniyle, bu bulguların ölüm olayına ilişkin yapılacak toksikolojik incelemeyle aynı değerlendirme olarak görülmemesi gerekiyor. Farklı tarihlerde alınan biyolojik örnekler yalnızca alındıkları döneme ve kullanılan testlerin tespit aralığına ilişkin sonuç verebiliyor.
OTOPSİ VE TOKSİKOLOJİ SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?

Şüpheli ölümlerde kesin nedenin belirlenebilmesi için klasik otopsinin yanında toksikolojik ve gerektiğinde histopatolojik incelemeler gerçekleştirilebiliyor. Kan ve doku örneklerinde ilaç, uyuşturucu veya başka maddelerin bulunup bulunmadığı araştırılırken, tespit edilen bir maddenin tek başına ölüm nedeni olduğu sonucuna otomatik olarak varılmıyor. Maddenin miktarı, kişinin sağlık durumu, başka ilaçlarla etkileşim ve otopside saptanan bulgular birlikte değerlendiriliyor. Bu nedenle ilk otopsi işleminin tamamlanması ile kesin adli raporun ortaya çıkması aynı aşama anlamına gelmiyor.
BOŞANMA VE ŞİDDET İDDİALARI DA DOSYANIN GEÇMİŞİNDE
Gültekin ile Çelik’in ölümden önce boşanma sürecinde oldukları ve taraflar arasında farklı hukuki uyuşmazlıkların bulunduğu da kamuoyuna yansıdı. Gültekin’in daha önce Çelik hakkında fiziksel ve psikolojik şiddet iddialarıyla adli makamlara başvurduğu, Çelik’in ise bu suçlamaları kabul etmediği haberlerde yer aldı. Ancak geçmişteki aile hukuku ve ceza dosyalarıyla Gültekin’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmanın birbirinden ayrı hukuki süreçler olduğu, aralarında bağlantı bulunup bulunmadığının ancak somut deliller üzerinden adli makamlarca değerlendirilebileceği önem taşıyor.

KESİN SONUÇ ADLİ İNCELEMELERLE ORTAYA ÇIKACAK
Özlem Gültekin’in ölümüyle ilgili çok sayıda iddia kamuoyuna yansımış olsa da soruşturma bakımından esas olan savcılığın topladığı deliller ile Adli Tıp incelemelerinin sonuçları olacak. Olay yerinden elde edilen materyaller, varsa kamera ve dijital kayıtlar, tanık ve çalışan ifadeleri ile toksikolojik bulguların birlikte değerlendirilmesi bekleniyor. Erhan Çelik’in son açıklamasındaki uyuşturucu etkili anestezik maddelerin temini, kullanımı ve olay yerindeki delillere ilişkin anlatımlar da bu aşamada iddia niteliği taşıyor. Kesin ölüm nedeni ve olayda üçüncü kişilerin cezai sorumluluğu bulunup bulunmadığı ancak soruşturmanın ilerleyen aşamalarında elde edilen resmi bulgularla netleşebilecek.




