ALANYA Kaymakamlığı ile Alanya Sosyal ve Kültürel Proje Oluşturma Derneği'nin birlikte hazırladığı bir sosyal sorumluluk projesi gereği, Alanya bebeği (!) 'Emmioğlu”ndan sonra Selçuklu dönemindeki 'Can-ı Selçuk Keykubat”...
ALANYA
Kaymakamlığı ile Alanya Sosyal ve Kültürel Proje Oluşturma Derneği’nin birlikte hazırladığı bir sosyal sorumluluk projesi gereği, Alanya bebeği (!) “Emmioğlu”ndan sonra Selçuklu dönemindeki “Can-ı Selçuk Keykubat” ve “Canan-ı Selçuk Mahperi Sultan”ın yapımına başlanmış.
Plato Meslek Yüksekokulu’nda (Ki Alanya’da böyle bir meslek yüksek okulu bulunduğunu gazete haberlerinden öğreniyor olmak bende ayrı bir şaşkınlık yarattı) ilk derse Alanya Kaymakamı Hasan Tanrıseven’in eşi Ceylan Tanrıseven hanımefendi de katılmış.
Bu projeyle Alanya için tarihi önem taşıyan öğelere ve giysi kültürüne sahip çıkılarak bunların günümüze taşınması hedefleniyormuş.
Bu sayede sosyoekonomik düzeyi iyi olmayan vatandaşlara farklı bir alanda meslek kazandırılması, Alanya yöresel kıyafetinin yanı sıra Anadolu Selçuklu kıyafetlerinin de tekrar canlandırılması amaçlanıyormuş.
Buraya kadar her şey çok güzel!
Hakikaten kulağa hoş geliyor.
Üstelik bu projeyle toplumun dezavantajlı kesimlerine, özellikle aile ekonomisinde eşine destek sağlamak isteyen ve eşinden ayrılmış ekonomik sıkıntı içindeki kadınlara fırsat tanınacağı için bir vatandaş olarak sonuna dek destekliyorum, elimden gelen bir şey olursa da seve seve yapacağımın bilinmesini istiyorum.
Ancak…
Benim bu projede itiraz ettiğim husus, ortaya konulan ve “Alanya’yı ve tarihi figürleri simgeliyor” denilen bebeklerin görüntüsü ve elbiselerinin eğretiliğidir.
Bir de elbette Alanya’ya özgü kasket, cepken, gömlek ve şalvar giyen bebeğe neden “Emmioğlu” denildiğidir.
Özbeöz Alanyalı değilim ama aşağı yukarı 25-30 senedir Alanya’da yaşayan, üstelik mesleğim icabı pek çok kesimle içli dışlı olan, yerel ağzı tam konuşamasam da artık kulak dolgunluğundan olsa gerek çok iyi anlayan bir vatandaş olarak, Alanya’da “Emmioğlu” diye bir tabir olduğunu hiç duymadım, bu bir.
İkincisi…
Ortaya çıkarılan “Emmioğlu” adlı bebeğin yanı sıra, çok şükür ki “şimdilik” tasarı aşamasında olduğunu sevinerek öğrendiğim “Can-ı Selçuk Keykubat” ve “Canan-ı Selçuk Mahperi Sultan” adlı bebekler çok eğreti duruyor.
Misal ben tatil için Alanya’ya gelen yerli veya yabancı bir turist olsam ve şehirde bir hediyelik eşyacıda ya da Alanya Belediyesi’nin bir standında satılan bu bebekleri görsem, satın almak veya “Alanya’yı simgeliyor” diye eşime dostuma hediye olarak götürmek istemem.
Üstelik…
Bu işe yıllarını vermiş, bu iş için sayfalarca makale, araştırma yazısı ve hatta kitap yazmış, yüzlerce saatlik televizyon programlarına, yüzlerce sayfalık köşe yazılarına imza atmış Oğuz Korum gibi, Haşim Yetkin gibi, elbette tam bir Alanya sevdalısı ve aşığı olan Ali Rıza Gündoğmuş gibi isimlerin fikrinin “henüz” alınmadığını öğrenince, içimden, “Bu işte zaten başından bir yanlışlık var” dedim.
Uzun lafın kısası…
Proje harika. Hem Alanya’nın tanıtımı yapılacak, hem tarih yaşatılacak, hem de dar gelirli vatandaşa yeni bir gelir kapısı açılacak.
Ama bebeklerin görüntüsü ve kıyafetlerinin eğretiliği üzerinde bence daha profesyonel firmalardan ve Alanya’nın usta isimlerinden yardım istenebilir diye düşünüyorum.
***
İNSAN ÜZERİNE!
Avsallar Mahallesi’nde ev yemekleri restoranı işleten Bilgin Kara hanımefendi, sosyal paylaşım sitesi Facebook hesabından muhteşem bir paylaşımda bulunmuş ve bu paylaşımı kısa sürede fenomene dönüşmüş.
İşte, “İnsan üzerine” yazılmış o muhteşem paylaşım…
***
İnsanı iki şey öldürürmüş: “Sevmediği insanın silahından gelen mermi, sevdiği insandan gelmeyen ilgi.”
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer: “Bakış açısını değiştirmek, karşısındakinin yerine kendini koyabilmek.”
İki şey yanlış yapmanı engeller: “Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek, hak yememek.”
İki şey kişiyi gözden düşürür: “Demagoji, yani laf kalabalığı, kendini ağıra satmak, yani övmek, vazgeçilmez göstermek.”
İki şey insanı “Nitelikli İnsan” yapar: “İradeye hâkim olmak, uyumlu olmak.”
İki şey “Ekstra Değer” katar: “Hitabet ve diksiyon eğitimi almak, anlayarak hızlı okumayı öğrenmek.”
İki şey geri bırakır: “Kararsızlık, cesaretsizlik.”
İki şey kâşif yapar: “Nitelikli çevre, biraz delilik.”
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar: “Baskın yeteneği bulmak, sevdiğin işi yapmak.”
İki şey başarının sırrıdır: “Ustalardan ustalığı öğrenmek, kendini güncellemek.”
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır: “Niyetin saf olması, ruhsal farkındalık.”
İki şey milyonlarca insandan ayırır: “Sorunun değil, çözümün parçası olmak, hayata ve her şeye yeni, özgün, orijinal, farklı bakış açısıyla yaklaşabilmek.”
İki şey gelişmeyi engeller: “Aşırılık, yani mübalağa, abartı, ifrat ve tefrit ile felakete odaklanmış olmak.”
İki şey çözüm getirir: “Tebessüm, yani gülümseme ile sükût, yani susmak.”
İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır: “Anne ve baba.”
İki şey geri alınmaz: “Geçen zaman, söylenen söz.”
İki şey gerçek sondur: “Cennet ve Cehennem.”
İki şey ulaşmaya değerdir: “Sevgi ve bilgi.”
İki şey özgürlüktür: “Vatan ve bayrak.”
İki şey “Hayatta Önemli Olan Her Şey” içindir: “Nefes alabilmek ve nefes verebilmek.”