Orta Vadeli Program (OVP) ve Cumhurbaşkanlığı Programlarında yer almasına rağmen TES, artan ekonomik yükler nedeniyle hayata geçirilemedi.
İsa Karakaş, yaptığı değerlendirmede sistemin neden yıllardır uygulamaya geçemediğini ekonomik veriler üzerinden anlattı.
PLANLARDA VAR, UYGULAMADA YOK
TES, resmî politika belgelerinde uzun süredir yer alıyor. Model; Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS), işveren katkısıyla birlikte ikinci basamak emeklilik sistemine dönüştürülmesini hedefliyor.
Orta Vadeli Program’da bu hedef şu ifadelerle tanımlanıyor:
“Otomatik Katılım Sistemi’nin işveren katkısı ile ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi kurulacaktır.”
Ancak bugüne kadar OKS’nin TES’e dönüşümüne yönelik somut bir uygulama adımı atılmadı.
TES TAKVİMİ SÜREKLİ ERTELENİYOR
TES için ilk uygulama takvimi 2024 sonbaharı olarak açıklanmıştı. Daha sonra bu tarih 2025’e, ardından da 2026 Cumhurbaşkanlığı Programı kapsamında 2026 yılına ertelendi.
Karakaş’a göre bu durum, sistemin teknik değil, ekonomik gerekçelerle tıkandığını ortaya koyuyor. Kağıt üzerindeki hedefler korunurken, sahadaki ekonomik şartlar TES’in uygulanmasını zorlaştırıyor.
AÇLIK SINIRI VE KESİNTİ TARTIŞMASI
TES’e yönelik eleştirilerin merkezinde çalışanların mevcut gelir durumu bulunuyor. Güncel rakamlar tabloyu net biçimde ortaya koyuyor:
-
Asgari ücret: 28.075 TL
-
Açlık sınırı: 31.224 TL
-
Fark: Asgari ücret, açlık sınırının altında
Bu tabloya, TES kapsamında gündeme gelen %3 oranında ek kesinti ihtimali eklendiğinde, çalışanlar açısından yeni bir gelir kaybı endişesi doğuyor. Bu nedenle sistem, özellikle düşük gelir gruplarında ciddi tepkiyle karşılanıyor.
İŞVERENLER İÇİN DE EK YÜK
TES yalnızca çalışanları değil, işverenleri de doğrudan etkiliyor. Mevcut durumda SGK ve işsizlik primi dahil işveren yükü yüzde 37,75 seviyesinde bulunuyor.
Ocak 2026 itibarıyla bu oranın artması, TES’in devreye girmesi hâlinde ise toplam yükün yüzde 44’ün üzerine çıkması öngörülüyor. Ayrıca bazı sektörlerde prim teşviklerinin düşürülmesi de işveren maliyetlerini artıran bir diğer unsur olarak öne çıkıyor.
SOSYAL UZLAŞMA OLMADAN MÜMKÜN MÜ?
Karakaş’a göre TES’in önündeki en büyük engel sosyal uzlaşma eksikliği. Daha önce kıdem tazminatının fona devri gibi benzer düzenlemeler de işçi ve işveren kesimlerinin itirazları nedeniyle hayata geçirilememişti.
Bugünkü ekonomik koşullarda hem çalışanların hem de işverenlerin yeni bir kesintiyi karşılayacak gücü bulunmadığını vurgulayan Karakaş, TES’in 2026’da dahi uygulanmasının zor olduğunu ifade ediyor.
“ÖNCELİK MEVCUT SİSTEMİN ADİLLEŞMESİ”
Karakaş, çözümün yeni bir kesinti modeli yerine mevcut sosyal güvenlik yapısının güçlendirilmesi olduğunu savunuyor:
“Tamamlayıcı sistemden ziyade, mevcut SGK emeklilik sisteminin adil ve sürdürülebilir hâle getirilmesi daha gerçekçi bir çözüm olacaktır.”




