Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kemer ilçesindeki Hazine taşınmazlarına yönelik yürütülen soruşturmada, kamu arazilerinin mevzuatta aranan hak sahipliği, fiili kullanım ve satış koşulları oluşmadığı halde belirli kişi ve çevrelere geçirildiği iddiası mercek altına alındı. Soruşturma kapsamında 80 Hazine taşınmazı incelemeye alınırken, bu taşınmazların güncel piyasa değerleri üzerinden ekonomik büyüklüğünün yaklaşık 10 milyar TL seviyesinde olduğu değerlendirildi. Kesin kamu zararının ise satış tarihlerindeki hukuki durum, gerçek değer ve Hazine tarafından tahsil edilen bedeller dikkate alınarak yapılacak incelemeler sonucunda netleşmesi bekleniyor.

MASAK, TAPU VE İLETİŞİM KAYITLARI BİRLİKTE İNCELENDİ

Dosyada yalnızca taşınmazların devir işlemlerinin değil, şüpheliler arasındaki mali ve iletişim trafiğinin de araştırıldığı belirtildi. MASAK ve banka verileri, HTS ve baz kayıtları, tapu hareketleri, müfettişlik ve ön inceleme raporları, bilirkişi değerlendirmeleri, satış dosyaları ile teknik ve fiziki takip çalışmalarının birlikte ele alındığı aktarıldı. CMK'nin 135. maddesi kapsamında elde edilen iletişim kayıtlarının da soruşturmadaki iddiaların aydınlatılmasında kullanılan deliller arasında bulunduğu bildirildi.

Konyaaltı’ndaki 4 bin 574 konutluk TOKİ projesine ÇED onayı
Konyaaltı’ndaki 4 bin 574 konutluk TOKİ projesine ÇED onayı
İçeriği Görüntüle

DİNLEME KAYITLARI DOSYAYA GİRDİ

Soruşturmada yapılanmanın sevk ve koordinasyonunda hareket ettiği öne sürülen Gökhan Kaya'nın şüphelilerle gerçekleştirdiği görüşmeler de dosyaya yansıdı. Kayıtlardan birinde bir kişinin Kaya'dan rant potansiyeli bulunduğu değerlendirilen bir arazi ayarlamasını istediği, Kaya'nın da uygun bir yer çıkması halinde yardımcı olabileceğini söylediği belirlendi. Aynı görüşmenin devamında Milli Emlak personeli Yunus Fesli'nin Ovacık'ta yaklaşık 700 metrekare büyüklüğündeki bir taşınmazı 15 bin TL'ye aldığına ilişkin ifadelerin kullanıldığı kaydedildi.

Bir başka görüşmede ise tarımsal indirimli satış işlemlerinde hak sahipliği açısından önem taşıyan fiili kullanım tespitlerinin gerektiği şekilde yapılmadığına işaret eden ifadelerin bulunduğu belirtildi. Soruşturma makamları, iletişim kayıtlarını tek başına değil; para hareketleri, tapu devirleri, satış dosyaları ve diğer teknik delillerle birlikte değerlendiriyor. Dosyada kamu görevlileri ile taşınmazlardan yararlanan kişiler arasında süreklilik gösteren işlem, iletişim, para ve taşınmaz ilişkileri bulunduğu yönünde bulgular elde edildiği aktarıldı.

HAZİNE TAŞINMAZLARINDA SİSTEM NASIL İŞLİYOR?

Hazine taşınmazlarının satışı ve hak sahiplerine devri, taşınmazın hukuki niteliğine göre farklı mevzuat hükümlerine tabi tutuluyor. Bazı düzenlemelerde fiili kullanım, belirli tarihlerde kullanıcı olma veya kanunda tanımlanan diğer hak sahipliği koşulları satış açısından belirleyici olabiliyor. Bu nedenle sahadaki kullanım durumunun doğru tespit edilmesi, başvuruyu yapan kişinin gerçekten yasal şartları taşıyıp taşımadığının araştırılması ve satışa engel bir durum bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi kamu zararının önlenmesi açısından kritik önem taşıyor.

Antalya soruşturmasının odağında da tam olarak bu mekanizmanın usulsüz biçimde kullanılıp kullanılmadığı bulunuyor. İddiaya göre Milli Emlak birimlerinde yürütülen tespit, kullanıcı ve hak sahibi belirleme, satış dosyasını hazırlama ve satışa engel durumları değerlendirme gibi aşamalarda usulsüz işlemler gerçekleştirildi. Sivil kişilerin ise uygun kişilerin belirlenmesi, taşınmazların edinilmesi ve bağlantılı kişiler arasında devredilmesi süreçlerinde rol aldığı ileri sürülüyor.

KEMER'DE ARAZİNİN EKONOMİK DEĞERİ SORUŞTURMAYI ÖNEMLİ HALE GETİRİYOR

Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Kemer'de arazi ve gayrimenkul değerlerinin yüksek olması, Hazine taşınmazlarına ilişkin işlemlerin ekonomik önemini de artırıyor. Turizm yatırımları, konut talebi ve sınırlı kullanılabilir arazi gibi unsurlar özellikle değerli bölgelerde kamu taşınmazlarının titizlikle yönetilmesini gerekli kılıyor. Bu nedenle rayiç değerin altında veya hak sahibi olmayan kişilere gerçekleştirildiği ileri sürülen satışlar yalnızca idari bir usulsüzlük değil, kamu varlıklarının korunması açısından da kapsamlı biçimde araştırılması gereken bir konu oluşturuyor.

7 İLDE 21 ADRESE EŞ ZAMANLI OPERASYON

Toplanan delillerin ardından Antalya'nın Kemer, Kepez ve Konyaaltı ilçeleri ile Adana, Burdur, Isparta ve Nevşehir'deki toplam 21 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Milli Emlak personeli, Tapu Müdürü, mevcut ve eski mahalle muhtarları ile sivil kişilerden oluşan toplam 27 şüpheli hakkında gözaltı işlemi uygulandı. Soruşturmanın, yapılanmanın bütün bağlantılarının ve taşınmazlardan elde edildiği değerlendirilen ekonomik menfaatin nihai olarak kimlere ulaştığının belirlenmesi amacıyla çok yönlü şekilde sürdürüldüğü bildirildi.

TAŞINMAZLARIN EL DEĞİŞTİRMESİNE KARŞI TEDBİRLER

Soruşturmanın önemli başlıklarından birini de inceleme altındaki mal varlıklarının yeniden devredilmesinin önlenmesi oluşturuyor. Dosya kapsamında bağlantılı banka hesapları, taşınmazlar ve diğer mal varlığı değerleri yönünden koruma ve el koyma tedbirlerinin değerlendirildiği, bazı Hazine taşınmazları hakkında satış iptali ve devir önleme işlemlerinin gündeme geldiği belirtildi. Tapu iptal ve tescil süreçlerinde uygulanabilecek ihtiyati tedbirler, uyuşmazlık sonuçlanıncaya kadar taşınmazın üçüncü kişilere geçmesini önleyerek kamu hakkının korunmasında önemli bir hukuki araç niteliği taşıyor.

KESİN KAMU ZARARI BİLİRKİŞİ İNCELEMESİYLE NETLEŞECEK

Soruşturmada dile getirilen yaklaşık 10 milyar TL'lik büyüklük, inceleme konusu 80 taşınmazın güncel piyasa değerleri üzerinden yapılan ekonomik değerlendirmeyi ifade ediyor. Bunun doğrudan kesinleşmiş kamu zararı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Kamu zararının belirlenmesinde taşınmazların satış tarihindeki hukuki statüsü ve piyasa değeri, Hazine tarafından tahsil edilen bedel ve işlemin hangi mevzuat kapsamında gerçekleştirildiği gibi unsurların ayrı ayrı incelenmesi gerekiyor. Bu nedenle soruşturmanın mali boyutunda bilirkişi incelemeleri belirleyici olacak.

BAKAN GÜRLEK'TEN KAMU KAYNAKLARI VURGUSU

Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonun ardından yaptığı açıklamada kamu kaynaklarının korunması ve kamu gücünün kişisel menfaat amacıyla kullanılmaması konusunda kararlılık mesajı verdi. Gürlek, devlet malının milletin ortak hakkı olduğunu vurgulayarak kamu görevini kişisel çıkar amacıyla kullanan, Hazine taşınmazlarından haksız kazanç sağlayan veya buna aracılık eden kişilerin hukuk önünde hesap vereceğini belirtti. Soruşturmada bundan sonraki süreçte gözaltındaki şüpheliler hakkındaki adli işlemlerin yanı sıra taşınmazların hukuki durumunun, para hareketlerinin ve olası kamu zararının ayrıntılı biçimde incelenmesi bekleniyor.

Kaynak: Haber Merkezi