SAYIN Cumhurbaşkanımızın G-20 konuşmasını izledim. Söylemleri sosyal bir refah devleti anlayışındaydı. Çok şaşırdım. Bir an kendimi sosyalist bir devlet düzeni içindeyim sandım. Ben söylemlerin tümüne katılıyor ve altına imzamı...

SAYIN

Cumhurbaşkanımızın G-20 konuşmasını izledim.

Söylemleri sosyal bir refah devleti anlayışındaydı. Çok şaşırdım.

Bir an kendimi sosyalist bir devlet düzeni içindeyim sandım.

Ben söylemlerin tümüne katılıyor ve altına imzamı koyuyorum.

Niçin böyle düşündüğümü sizlere anlatmak isterim.

Bunları bana düşündüren sayın Cumhurbaşkanımızın sözleriydi.

Kelimesine dokunmadan aşağıya yazdım.

Bir kere de birlikte okuyalım istedim.

***

Bakın neler dedi Sayın Cumhurbaşkanımız:

"Asgari ücret taban belirlemedir. Herhangi bir işveren 3 bin lira maaş verdiği zaman, kalkıp da ona kimse "Sen neden 3 bin lira maaş veriyorsun?" demez.

4 bin lira maaş verdiği zaman "Neden 4 bin lira veriyorsun?" demez.

E ne olur? Biraz daha az kazanmış olur.

Ben de işverenlere tavsiye ediyorum. Biraz az kazanın.

Kazandıklarınızı özellikle dar gelirli insanlarla paylaşın.

Bunu bir defa başarmamız lazım. Neden?

Fakiri tahrik etmeyelim ve paylaşımcı anlayışı hayatımıza egemen kılalım."

***

Buraya kadar ki söylemleri tam bir sosyal refah devleti anlayışı.

19. yüzyıldan itibaren ortaya çıkan neo sosyalizm.

Marks'ın, ürünün adaletli paylaşım ilkesinin yumuşatılmış şekli.

Çalışanların yani emekçilerin insanca yaşaması,

toplumun barış ve huzuru için gerekli olan sosyal refah anlayışı.

Bunu açıkça dile getiren bir CUMHURBAŞKANIMIZ oldu.

Üstelik bu kadarla da kalmadı.

***

Gelelim konuşmanın devamına:

"Hepimiz ölüp gidiyoruz. Paraları da beraber götürüyor muyuz?

Paralar beraber gelmiyor, onlar bu dünyada kalıyor.

Arkada varislerine kalıyor. Gel bunun bir kısmını işçinle paylaş.

Ha! Ondan sonra da gök kubbede hoş bir sada bırak.

Önemli olan bu. Çalışanlar, ondan sonra da, öyle bir işverenimiz vardı ki, öyle bir patronumuz vardı ki, gerçekten işçisinin hakkını ciddi manada gözetir,

onun maaşını da gerçekten iyi bir konumda verirdi, desinler.

Aslolan burası, bunu başarmamız lazım."

***

Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasının ikinci kısmı da bu.

Tamamen sosyal toplum anlayışı ve sosyal ahlak söylemi.

Amaç, toplumsal ahlak ve erdemli insanlar topluluğu oluşturmak.

Güçlünün güçsüzden çalmasını önlemek.

Toplumdaki her çalışanın hakkını vermek.

İnsanca çalışma ortamları sağlamak.

Üretimde birlik, paylaşımda adaleti hakim kılmak.

Toplumsal uzlaşmayı ilke edinmek.

***

Ne mutlu ki bizlere;

Asgari ücretle 14 saat madende çalışan 300 işçinin ölümünde,

"Ölüm madencinin fıtratında var" diyen birinden,

"İşverenler işçisi ile adaletli paylaşsın" diyen Cumhurbaşkanına geldik.

Ne mutlu ki bizlere;

"Asgari ücretin arttırılması işçiyi yoldan çıkarır" diyen bir zihniyetten,

"İşçiye 3 bin lira-4 bin lira verin" diyen bir düşünceye ulaştık.

Ne mutlu ki bizlere;

İşveren 3 kuruş fazla kazansın diye işçi ölümlerine göz yumanlardan,

Taşeronların işçiyi insanlıktan çıkardığını görmezlikten gelenlerden,

"Parayı öbür tarafa götüremezsiniz" diyen,

"İşçiye verin de arkanızda hoş bir sada kalsın" diyen anlayışı keşfettik.

Gücü elinde olan sayın Cumhurbaşkanımız sözlerini KANUNLAŞTIRACAKTIR.

Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Çünkü artık bizim de sosyalist bir Cumhurbaşkanımız var.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.