Saygı değer okurlar; Cuma günkü yazımı
Saygı değer okurlar;Cuma günkü yazımı "Anneler Günü'ne" ayırdığım için 'İnsan olmak' adlı seri yazıma bugün devam ediyorum. Bugün felsefe bilimine göre insan olmakla ilgili bilgim ve aklımın yettiği ölçüde sizlere yazmak istiyorum. Burada bahsedilen felsefe Alman filozofu Schopenhauer veya Avusturyalı filozof Nietsche gibi materyalist filozofların savundukları felsefe olmayacaktır. Bizim sözünü ettiğimiz felsefe, bundan 2 bin 500 yıl önce tek tanrılı dinleri savunan ve gelmiş geçmiş din alimlerine önderlik eden filozofların savunduğu felsefedir. Bu filozoflar başta Sokrates olmak üzere Eflatun ve Aristoteles'dir. Bu değerli filozofların içerisinde insanı en iyi biçimde anlatan Aristoteles, "Nikomakhos'a Etik" adlı eserinde biyolojik insan ile gerçek insan arasındaki farkın erdemler olduğunu söyler. Her birini ayrı kısımlarda uzun uzun anlattığı bu eserinde erdemler olarak şunları sayar: 1- Ölçülü 2- Cömert 3- Adil 4- Bağışlayıcı 5- Bilge 6- Kendine egemen 7- Dost 8- Mutlu. Aristo bu erdemlere sahip insanları doğru insan olarak tanımlar. İlerideki yazılarımda görüleceği üzere bu erdemler İslam filozofları ve Tasavvuf alimleri tarafından da kabul görmüştür. Yine teolojik (din bilimi) anlamda insanı açıklarken bu erdemlerle yeniden karşılaşacaksınız. Adı geçen filozoflar bu erdemlerden yarısından fazlasına sahip olanlara doğru insan, tamamına sahip olanlara ise Tanrısal insan demektedir. Büyük islam filozofu ve tasavvuf alimi İbn-i Arabi her insanın yenmesi gereken 7 nefsden bahsederken de bu erdemleri dikkate almıştır. Bu erdemlerin çoğunluğuna sahip olamayan insanlara filozoflar "kötü insan" demektedir. Oysa bana göre bu insanlar sadece biyolojik insandırlar ve hayvanlardan farkları kullanmasalar da akıllarının varlığı ve konuşmalarıdır. Hayır akıllarını kullanıyorlar ama kötülüğe kullanıyorlar diyenleri duyar gibi oluyorum. Sizlere katılmadığımı söylemek zorundayım. Çünkü akıl kötülüğe kullanılamaz. Onun var oluş nedeni iyiliktir. Bunu neye dayanarak söylüyorsun derseniz size Kur'an ile cevap vereceğim. Kur'an-ı Kerim'in En'am suresinin 151. ayetinde Rabbim şöyle der: "De ki gelin Allah'ın size neyi haram ve dokunulmaz kıldığını aktarayım: O'ndan başka şeylere kesinlikle ilahlık yakıştırmayın; anne-babaya iyi davranın; rızkınıza ortak çıkar endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin, zira sizin de onların da rızkını biz veriyoruz; açık ya da gizli, sizi mahcup edecek bir günaha yanaşmayın; haklı bir gerekçeye dayanmaksızın Allah'ın kutsal saydığı insan hayatına kıymayın: Allah size işte bunları emretti ki AKLINIZI KULLANABİLESİNİZ." İşte gördüğünüz gibi daha nice ayetlerde Allah kötülük yapanlar için akıllarını kullanamadıklarını söylüyor. Yani aklın insanlara veriliş nedeni tamamen iyilik yönünde ve erdemlerle kullanılması içindir. Kötülük ve erdemsizlik için değil. Akıl kullanılmadığında ise insan ile hayvan arasındaki fark nerededir? Bireysel akıl toplumsal aklın bir parçasıdır. Toplumların varlığını sürdürmesi, bireysel akılların aynı doğrultuda hareket etmesine bağlıdır. Yani toplumu oluşturan bireylerin toplum yararını esas alarak davranış sergilemeleri esastır. Bu da ancak erdemli insanların çoğunlukta olduğu toplumlarda gerçekleşebilir. Erdemli bir sanayici her ne kadar kazanç için iş yapıyorsa da sonuçta o ülkenin gelişmesine katkıda bulunuyor demektir. O ülkenin güçlü olması demek gelecekteki yatırımlarının daha güvenli olacağı anlamına gelir ki bu da o ülkede ticaret, ziraat, sanayi vs. vs. gibi çalışma ve kazanç alanlarının daha verimli olmasını sağlar. Eğer kişi sanayici veya herhangi bir tüccar kisvesi altında insanları ve devleti dolandırmak için çaba gösteriyorsa ve bunlar gibi erdem sahibi olmayan, yani aklını kullanamayan insanlar o ülkede çoğunluktaysa böyle bir ülkede güvenlikten, gelişmeden ve sağlıklı toplumlardan söz edilemez. Böyle toplumlar geri kalmaya ve özgürlüklerini kaybetmeye mahkumdurlar. Dolayısı ile de uzun ömürlü toplumu oluşturamazlar. Bir de bu insanların siyaseti ele geçirmiş olduğunu düşünürsek o ülkeden ve o toplumdan çok fazla şey beklememek gerektiğini bilmek zorundayız. Dünyada böyle örneklerle dolu bir sürü devlet geçmişte de vardı, bugün de var. Kargaşanın ve insanlık dışı eylemlerin bol miktarda bulunduğu bu yerlerde insanlıktan söz edilebilir mi? Daha birkaç hafta önce Cezayir de Boko Haram (Eğitim haram) İslami Şeriat Örgütü tarafından kaçırılan ve akibetlerinden haber alınamayan yüzlerce kız öğrenciden haberiniz olduğunu düşünüyorum. Bunları yapanlara insan diyecek olursak diğerlerine ne isim bulmalıyız, bir düşünün. Eğer kaçırılan kızlar da "Hıristiyanmış" diye düşünen olursa, aynaya bakıp kendinin de ne kadar insan olduğuna yeniden karar vermesini temenni ederim. Çünkü bir insanın insan olup olmadığı bağlı olduğu dine göre belirlenmez. Bunun böyle olduğunu ilerde Kur-an'ı Kerim'den ayetlerle açıklayacağım. Yeryüzünden kötülüklerin silinmesi dileğiyle, sağlıklı kalın.