Suç örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan Alihan Kuriş hakkındaki mali incelemeler sürerken, Süleymancıların önceki lideri Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili dosyada Kuriş ailesine yönelik ağır iddialar da yargının gündemine taşındı. Mehmet Beyazıt Denizolgun’un, ağabeyi Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün araştırılması amacıyla 20 Ocak 2026’da savcılığa sunduğu dilekçede, Alihan Kuriş’in cemaat yönetimini ele geçirmek ve Denizolgun’dan kalacak miras üzerinde hakimiyet kurmak için hazırlık yaptığı ileri sürüldü. Söz konusu anlatımların birer iddia olduğu, haklarındaki değerlendirmelerin kesinleşmiş yargı kararı anlamına gelmediği önem taşıyor.

“CEMAATİN BAŞINA GEÇMEK İÇİN HAZIRLIK YAPIYORDU” İDDİASI

Mehmet Beyazıt Denizolgun dilekçesinde, ağabeyinin vefatından önce Alihan Kuriş ile çeşitli sorunlar yaşadığını öne sürdü. Denizolgun, Kuriş’in o dönemde Arif Ahmet Denizolgun’un yerine geçmek, cemaatin yönetimini üstlenmek ve miras üzerinde söz sahibi olmak amacıyla hareket ettiğini iddia etti. Dilekçeye göre Kuriş’in yakın çevresinde Denizolgun aleyhine konuştuğu ve bu faaliyetlere ilişkin bilgilerin dönemin cemaat liderine rapor halinde sunulduğu ileri sürüldü.

Dilekçede, söz konusu raporun yalnızca cemaat içerisindeki yönetim mücadelesiyle sınırlı olmadığı da savunuldu. Alihan Kuriş’in kimlerle görüştüğü, Denizolgun sonrasına yönelik nasıl bir çevre oluşturmaya çalıştığı ve cemaat içindeki nüfuzdan ekonomik çıkar sağlanıp sağlanmadığına ilişkin iddiaların raporda bulunduğu belirtildi. Mehmet Beyazıt Denizolgun ayrıca Kuriş’in kendi mimarlık faaliyetleri üzerinden cemaatle bağlantılı yapılardan yüksek proje ücretleri aldığı ve nüfuzunu ticari ilişkilerinde kullandığı iddiasında bulundu.

Alparslan Kuytul Soruşturmasında 44 Şüpheliye Tutuklama Talebi
Alparslan Kuytul Soruşturmasında 44 Şüpheliye Tutuklama Talebi
İçeriği Görüntüle

MALİ SORUŞTURMA AYRI BİR BOYUT KAZANDI

Bu iddialar, Alihan Kuriş hakkında daha sonra başlatılan mali suç soruşturması nedeniyle yeniden önem kazandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlamaları araştırılıyor. Soruşturma kapsamında hazırlanan MASAK raporlarında şüphelilerle bağlantılı şirketlerin mali hareketleri, şirket devirleri, bölünmeler ve para transferleri incelemeye alındı.

Soruşturmanın adli aşamasında gözaltına alınan şüphelilerden Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında tutuklama kararı verilirken bazı şüpheliler adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakıldı. Alihan Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’e yönelik çalışmalar kapsamında yapılan bir aramada kaynağı araştırılan yüksek miktarda külçe altın bulunması ise dosyanın mal varlığı boyutunu öne çıkardı. Bu aşamada savcılık ve mali birimlerin temel görevi, incelenen varlıkların kaynağını, şirketlerle bağlantısını ve suçtan elde edilen gelir niteliğinde olup olmadığını somut deliller üzerinden ortaya koymak olacak.

ŞİRKETLER VE PARA HAREKETLERİ NASIL İNCELENİYOR?

Bu tür mali suç soruşturmalarında yalnızca bir kişinin adına kayıtlı taşınır veya taşınmazlara bakılmıyor. Şüphelilerle bağlantılı şirketlerin sermaye hareketleri, ortaklık değişiklikleri, para transferleri, şirket bölünmeleri, mal alım satımları ve üçüncü kişiler üzerinden gerçekleştirildiği değerlendirilen işlemler de araştırılabiliyor. Banka kayıtları, ticaret sicili verileri, vergi kayıtları ve mal varlığı bilgileri karşılaştırılarak ekonomik hareketlerin açıklanabilir bir ticari faaliyete dayanıp dayanmadığı belirlenmeye çalışılıyor. Mal varlığı üzerindeki tedbirler ise mülkiyetin kesin olarak suçtan elde edildiği anlamına gelmiyor; bunlar soruşturma veya kovuşturma sürecinde delillerin ve olası suç gelirlerinin korunmasına yönelik hukuki tedbir niteliği taşıyor.

ARİF AHMET DENİZOLGUN’UN ÖLÜMÜ YENİDEN İNCELENİYOR

Kuriş hakkındaki soruşturmanın yanı sıra Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili adli süreç de yeniden gündeme geldi. Denizolgun’un ölümünün ve geçmişte yapılan adli işlemlerin şüpheli olduğuna ilişkin başvurular üzerine savcılık tarafından yeniden inceleme süreci yürütüldü ve feth-i kabir kararı verildi. Böyle bir işlemde amaç, mezardan alınabilecek biyolojik ve diğer adli materyalin güncel adli tıp yöntemleriyle değerlendirilerek ölüm nedenine ilişkin önceki bulguların doğrulanması veya yeni bir bulguya ulaşılıp ulaşılamayacağının araştırılmasıdır.

Mehmet Beyazıt Denizolgun’un dilekçesindeki iddialar da bu nedenle yalnızca cemaat içerisindeki bir yönetim anlaşmazlığı olarak değerlendirilmiyor. Dilekçede Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünden önce yaşandığı ileri sürülen güç mücadelesi, ekonomik ilişkiler ve olay günü çevresindeki kişilerin hareketleri konusunda araştırma yapılması talep ediliyor.

Kaynak: Haber Merkezi