ABD’de federal mahkeme, Donald Trump yönetiminin Afganistan, İran, Rusya ve Somali’nin de aralarında bulunduğu 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik göçmen vizesi işlemlerini durduran politikasını hukuka aykırı bularak iptal etti. New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi Yargıcı Jeannette Vargas, uygulamanın Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya yasalarla tanınan yetkinin sınırlarını aştığına ve ABD’nin Göç ve Vatandaşlık Yasası ile bağdaşmadığına hükmetti.
75 ÜLKEYİ KAPSAYAN UYGULAMA NEYİ DEĞİŞTİRMİŞTİ?
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 2026 yılı başında duyurulan uygulama, 75 ülkenin vatandaşlarının göçmen vizesi işlemlerinin durdurulmasını öngörüyordu. Düzenleme, turist veya öğrenci gibi geçici statü sağlayan göçmen olmayan vizelerden farklı olarak, ABD’de kalıcı olarak yaşamak amacıyla yapılan göçmen vizesi başvurularını hedefliyordu. Bu nedenle uygulama özellikle aile birleşimi ve kalıcı ikamet sürecindeki başvurular açısından önem taşıyordu.
Yönetim, uygulamanın gerekçesini ABD göçmenlik hukukundaki “kamuya yük olma” yaklaşımına dayandırmıştı. Dışişleri Bakanlığı, belirlenen ülkelerden gelen göçmenlerin bulunduğu hanelerde kamu yardımlarından yararlanma oranlarının yüksek olduğunu savunarak konsolosluk görevlilerine bu ülkelerin vatandaşlarının göçmen vizesi işlemlerini durdurma talimatı vermişti. Ancak mahkeme, ülke vatandaşlığını esas alan toplu bir engellemenin, başvuru sahiplerinin bireysel koşullarının değerlendirilmesi esasına aykırı olduğu sonucuna vardı.
MAHKEMEDEN “BİREYSEL DEĞERLENDİRME” VURGUSU
Yargıç Vargas kararında, göçmen vizesine uygunluğun belirlenmesinde temel yetkinin konsolosluk görevlilerine verildiğine öne çıktı. ABD göçmenlik sisteminde “kamuya yük” değerlendirmesi yapılırken başvuru sahibinin kişisel ve ekonomik koşulları gibi kanunda öngörülen unsurların bireysel olarak incelenmesi gerekiyor. Mahkemenin değerlendirmesine göre, yalnızca vatandaşlık temelinde bütün bir ülkenin başvuru sahiplerini kapsayan otomatik bir ret veya durdurma mekanizması bu sistemi devre dışı bırakıyor.
Vargas, Kongrenin konsolosluk görevlilerine yasada belirtilen ayrıntılı kriterleri inceleyerek bir kişinin göçmen vizesine uygun olup olmadığı konusunda karar verme yetkisi tanıdığını belirtti. Mahkeme, Dışişleri Bakanı'nın uygun durumdaki başvuru sahiplerine herhangi bir bireysel hukuki gerekçe bulunmaksızın vize verilmemesini zorunlu hale getiren genel bir politika oluşturamayacağı sonucuna vardı.
DAHA ÖNCE REDDEDİLEN DOSYALAR İÇİN YENİ SÜREÇ
Kararla birlikte söz konusu politika nedeniyle sonuçlandırılmayan veya yalnızca bu düzenlemeye dayanılarak reddedilen göçmen vizesi dosyalarının normal göçmenlik mevzuatı çerçevesinde yeniden değerlendirilmesinin önü açıldı. Bu durum, vizenin otomatik olarak verileceği anlamına gelmiyor. Başvuru sahiplerinin yine ABD göçmenlik hukukunda öngörülen güvenlik, mali yeterlilik, sağlık ve diğer uygunluk şartları bakımından konsolosluk görevlilerince değerlendirilmesi gerekiyor.
Dava, uygulamadan etkilenen kişiler ile göçmenlik alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları tarafından yargıya taşınmıştı. Dosyada aile üyelerinin vize başvuruları etkilenen kişiler ile çalışma temelli göçmenlik sürecinde bulunan başvuru sahipleri de yer aldı. Böylece mahkemenin önündeki temel tartışma, yönetimin göç politikasını sıkılaştırma yetkisinden çok, bu yetkinin Kongre tarafından oluşturulan bireysel vize değerlendirme sistemini ortadan kaldıracak biçimde kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde yoğunlaştı.
“KAMUYA YÜK” KURALI NASIL İŞLİYOR?
ABD göçmenlik hukukunda uzun süredir bulunan “public charge” yani “kamuya yük” kavramı, belirli göçmenlik başvurularında kişinin gelecekte kamu desteğine önemli ölçüde bağımlı hale gelip gelmeyeceğinin değerlendirilmesine dayanıyor. Bu inceleme normal şartlarda başvuru sahibinin kişisel durumu üzerinden yürütülüyor. Dolayısıyla bir ülkenin genel ekonomik göstergeleri veya o ülkeden gelen göçmenlerin kamu yardımlarından yararlanma oranları tek başına her başvuru sahibinin vizeye uygun olmadığı anlamına gelmiyor.
KARAR VİZEYİ GARANTİ ETMİYOR
Federal mahkemenin kararı, 75 ülkeden yapılan göçmen vizesi başvurularının yalnızca vatandaşlık gerekçesiyle topluca durdurulmasının önüne geçiyor. Bununla birlikte karar, bu ülkelerin vatandaşlarına doğrudan vize hakkı tanımıyor. Başvuruların ABD büyükelçilikleri ve konsolosluklarındaki olağan prosedürler kapsamında bireysel olarak incelenmesi ve her başvuru sahibinin yasal şartları ayrı ayrı karşılaması gerekiyor.
HUKUKİ SÜREÇ DEVAM EDEBİLİR
ABD’de federal hükümetin göçmenlik politikaları geçmişte de başkanlık yetkileri, Kongrenin çıkardığı göçmenlik yasaları ve idari kurumların uygulama yetkileri üzerinden çok sayıda davaya konu oldu. Federal bölge mahkemelerinin kararları üst mahkemelerde temyiz edilebildiğinden, yönetimin karara karşı hukuki yollara başvurması halinde 75 ülkeyi ilgilendiren vize uygulamasına ilişkin yargı süreci devam edebilir. Bu nedenle başvuru sahipleri açısından konsoloslukların ve ABD Dışişleri Bakanlığının karar sonrasında yayımlayacağı uygulama talimatları belirleyici olacak.





