GEÇEN gün sosyal medya hesabımdan,

GEÇEN

gün sosyal medya hesabımdan, "Alanya'da yaşayanlar 3'e ayrılır. 1) Yüksek Sosyete 2) Sosyete Rolü Yapanlar 3) Marabalar" diye yazdım, ortalık bir anda şenleniverdi.

Bunu yazı dizisi haline getireceğimi, Alanya Sosyetesi'ni, Sosyete Rolü Yapanlar'ı ve Marabalar'ı tek tek irdeleyeceğimi, nasıl ve nerelerde yaşadıklarını, ne yiyip ne içtiklerini, nerelere takılıp hangi trendleri takip ettiklerini kıymetli okuyucularımla paylaşacağımı yazınca, ortalık bir anda alevleniverdi.

Değerli dostum Mehmet Ali Işık, "Önerilerde bulunabilir miyiz? Mekan mı olsun, yoksa ne yaptıkları mı? Son bir soru. Siyasetçi, gazeteci, işadamı da fark etmez değil mi?" diye sordu.

"Hiç fark etmez. Önce benden bile başlayabilirsin. Hatta kısa mesaj atanlara hangi gruba ait olduklarını ücretsiz söyleme hizmeti de sunuyorum. Çekilişsiz, kurasız. Misal, kendimden başlayayım. Ben Sosyetik Rolü Yapanlar sınıfına dahil olmaya çalışan bir Marabayım" dedim.

Yorumlar peş peşe patlatıverdi.

Mehmet Şarani Tavlı, "Ben de Sosyetik Rolü Yapanlar sınıfına girmeye çalışan bir Marabayım" derken, Cem Polat, "Öyleyse ben de marabanın marabasıyım" deyiverdi.

Ercan Turan, "Alanya'da bir de kendisini Yüksek Sosyete sınıfına koyup Maraba bile olamayanlar var" deyip toplumsal bir saptamaya imza atarken, Özkan Kıvrak, "Cebinde bir kahve parası olup da adı sanı duyulmuş bir kahvecide akşama kadar oturanlar hangi gruptan acaba?" diye soruverdi.

Rabia Eşit, "Ölünce herkes eşit oluyor, bu nedenle sorun yok" yorumu yaparken, Ayşe Biçici, "Henüz kar görmeyenler hangi sınıfta?" diye sorunca, "Maraba'dan iki kat aşağı in, Gariban'dan sola dön, tam karşındaki sınıf" deyiverdim.

Tolga Şilil, "Yüksek Sosyete olup da 'Maraba' gibi gözükmeye çalışanlar kendi içinde ikiye ayrılıyor. Birincisi, Alanyaspor ve ALTAV gibi kurumlara bağış yapmamak için Maraba gibi gözükmeye çalışanlar, ikincisi, ucuz ve salaş mekanlarda entel dantel sohbet yapmak isteyenler" dedi.

Yıldız Serdaroğlu adlı takipçim, "Alanya'da yüksek sosyete yoktur, çünkü bir neslinizle sosyete olamazsınız. Ailesi nesiller boyu görgülü ve kökten eğitilmiş, akademik kariyer yapmış, yaşam standardı ve yüksek gelirin sürekliliği olanlar sosyetedir" diyerek kendi penceresinden Yüksek Sosyete'yi tarif etti.

Kısacası...

Gelen yorumlardan da anlaşılacağı üzere, Alanya halkının büyük çoğunluğu benden böyle bir yazı dizisi bekliyor, istiyor, umuyor.

Alanya Sosyetesi kimlerden oluşur?

Ne yiyip ne içerler?

Nerelerde, hangi kulüplerde takılırlar?

Sosyete Rolü Yapanlar grubunu ele veren davranışları nedir?

Sosyete olmaya çalışanlar, sosyete rolü yapanlar nasıl tanınır, bilinir?

Marabalar kendi içlerinde kaça ayrılır?

Pek yakında, bu sütunlarda...

Beklerim efendim...

***

DOST ÇOK ACI SÖYLEMİŞ

Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Yardımcı Doç. Dr. Ethem Özgüven, Alanya ile ilgili çok çarpıcı ifadelerin bulunduğu bir makale kaleme almış.

Özgüven, "Dünyada en kötü turizm, Dominik Cumhuriyeti'nden sonra Alanya'da" demiş, az bile söylemiş.

Cumhuriyet Gazetesi'nde Türkiye turizminin tarihi gelişimini kaleme alan Özgüven, "Dünyanın en kötü turizmi nerede yapılır gibi bir soruya cevap olacak ilk iki yer belki de Dominik Cumhuriyeti’nden sonra Alanya ve Kemer olabilir" diye yazmış.

Yeni Alanya'nın ulaştığı Ethem Özgüven, Alanya'daki dev otellerin halkın plajları kullanımına izin vermediğini, her şey dahil sisteminin son derece ucuz ve kâr getirmeyen bir sistem olduğunu, otellerde animasyon denilen etkinlikleri saçma sapan olarak gördüğünü, hanutçuluk ve çakma ürünlerin satışının Alanya turizmine büyük zarar verdiğini ifade etmiş.

Ve şöyle bir öneride bulunmuş...

"Bunlar turizm kültürümüze, ahlakımıza veya ekolojiye bir şey katıyor mu? Katmıyor. Benim söylediğim bunlar. Keşke bunlardan vazgeçip, çok daha küçük, oradaki yerel insanların kazandığı, ekolojiye zarar vermeyen bir turizm elde edebilsek. Ben Antalyalıyım ve çocukluğumda Alanya o kadar güzel bir yerdi ki, temiz bir deniz, iyi insanlar. Ama biraz büyüdüm, gittim ve her gittiğimde Alanya'yı daha kötü gördüm. Akıllı ve çevreye duyarlı bir turizm çıkartabilir miyiz, bunu düşünmek lazım."

Dost acı söylermiş...

Aslen Alanyalı değil ama Antalya'dan, yani çok yakın bir yerden dostumuz olan Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yardımcı Doç. Dr. Ethem Özgüven, acı gerçekleri yüzümüze bir çırpıda söyleyivermiş.

Her sözünde büyük dersler var, umarım bir uzmanın ağzından dökülen bu cümlelerden ders çıkarılır.