'Sahipsiz Kent Alanya” adlı yazımla ilgili pek çok teşekkür telefonu ve destek iletisi aldım. Zaman ayırıp, beni telefonla arayan, sosyal medya aracılığıyla destek iletileri gönderen okurlarıma teşekkür ederim. Hemen belirteyim; gelen...
“Sahipsiz Kent Alanya” adlı yazımla ilgili pek çok teşekkür telefonu ve destek iletisi aldım.
Zaman ayırıp, beni telefonla arayan, sosyal medya aracılığıyla destek iletileri gönderen okurlarıma teşekkür ederim.
Hemen belirteyim; gelen iletilerdeki ortak payda, birilerinin masum balıkçıları kullandığı ve bu Kooperatifin(!) kendi ayağına kurşun sıktığı, yönünde.
… …
“Alanya’nın vitrini konumundaki Alanya İskelesi ve çevresi, kişi ya da kişilere özgülenemeyecek kadar önemli ve özel bir alandır…” diyor, okurlarım.
Ardında da ekliyorlar.
Birinci derecede sit alanı olan bu alan, halkındır. Hiçbir amaçla, hiçbir şahıs ya da kuruma tahsis edilemez.
Bu alanda tek tasarruf hakkı sahibi, (Alanya Halkı adına) Alanya Belediyesi olmalıdır.
Aksi takdirde kaos olur.
Nitekim de oluyor işte.
Alanya Belediyesi ve Alanya Siyasileri, bu noktadan hareketle, bu konuyu tez elden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşımak ve ilgili bakanlıklar nezdinde, derhal temasa geçmek durumundadır.
… …
“Biz Alanya Belediyesi olarak, konuyu Mahkemeye götürdük, mahkeme sonucunu bekliyoruz…” demek, çözüm değildir.
Kurtuluş da değildir.
* * *
Alanya Belediye Başkanı Sayın Adem Yücel’le derin bir sohbetim olmadı. Ancak Sayın Yücel’in dürüstlüğüne ve iyi niyetine güvenim tamdır.
Tamdır, tam olmasına da Alanya gibi rantı yüksek bir yerde, sadece iyi niyet ve dürüstlük yetmiyor.
Kişisel tecrübelerimle sabittir; bu tür yerlerde, elinizi verdiniz mi, kolunuzu da kaptırıyorsunuz.
Nitekim (basından öğrendiğimiz kadarıyla) bu durumu Sayın Başkan da itiraf etmiş.
Sayın Başkan, son meclis toplantısında, bir soru üzerine;
“… Alanya Balıkçılar Kooperatifi bana, bu alanda ticaret yapmayacaklarına ilişkin söz vermiş idi. Ama şimdi görüyorum ki, bu bölgede, birkaç noktada inşaat faaliyetine başladılar…” diyor.
Anılan Kooperatifin başlattığı, Sayın Yücel’in de dillendirdiği birkaç noktada başlayan bu inşaat girişimlerini, bu yazıma malzeme yapmak istemiyorum; çünkü her şey, Alanya Halkının gözü önünde olup bitiyor.
Alanyalı her şeyin ayırdında.
* * *
Anayasa’nın ve Kıyılar Kanunu’nun ilgili hükümleri bir yana; bu alan, birinci derecede sit alanı.
Bütün bunlara karşın öyle şeylere tanık oluyoruz ki; “Bu kadarına da pes!” demekten kendimizi alamıyoruz.
“Sahipsiz Kent Alanya” adlı yazımda da yazdım; birileri çıkıyor, Alidaş’ın önündeki iskelenin tahtalarını tek tek söküp götürüyor. Bir Allah’ın kulu da çıkıp, “Yahu kardeşim, söküp götürdüğünüz bu iskele tahtalarında, tüyü bitmedik yetimin hakkı var; ne hakla söküyor, nereye götürüyorsunuz bu tahtaları? “demiyor.
Ve yine o birileri, başka yer yokmuş gibi, koca jeneratörü insanların geçişini engelleyecek biçimde, kel alaka bir yere konuşlandırıyor.
Böyle bir şey olabilir mi?
Sözün özü, “Biz burayı kiraladık, dilediğimizi yaparız…” mantığıyla hareket eden Kooperatif (!) Yönetimi, dünyaya açılan pencere olarak nitelediğimiz Alanya’ya yakışmayan şeyler yapıyor bu alanda.
Onlar bunları yaparken; bu hoyratlığa dur demesi gereken makamları işgal edenlerin de, görevlerinin gereğini yapmadığına tanık oluyoruz.
O zaman hiç kimse kusura bakmasın, bize de; “Alanya’nın, sahibi de yok, sahipleni de…” demek düşüyor.