​CHP’DE yaşananları ve ardından, zoraki bir ayrılık sürecinin nasıl başladığını hepimiz biliyoruz. Büyük bir kitle partiden koparak yeni bir umutla yola çıktı.

Parti yönetim organlarının seçilme yöntemi gayet demokratik; dilerim bu tabana dayalı sistem, milletvekilliği ve belediye başkanı adaylıkları için de uygulanır.

Zoraki bir ayrılıktı bu; istemeyerek, rızasız gerçekleşen ayrılıklarda gözler hep geride kalır. Ancak bu durum daha çok insani ilişkilerde geçerlidir.

Siyasette ise durum çok daha farklıdır; siyaset duygusal bağlılıkla, romantizmle ve arabesk yaklaşımlarla yapılmaz. Belki bir yere kadar yapılır ama ilk başlardaki o fırtına yavaş yavaş sönümlenir ve nostaljik duygular saha gerçeklerini gölgeler.

​Gelelim asıl mevzuya. Çok değerli bir dostum dün aradı ve yeni kurulan partinin Alanya ilçe kongresiyle ilgili izlenimlerini aktardı. Kendisi güçlü bir kalemdir ancak "Siz siyaset yazıyorsunuz, lütfen bu konuya değinir misiniz?" diye rica etti.

Elbette...

İzlenimlerini ve yapıcı eleştirilerini şöyle sıraladı: "Yeni Parti halk için yeni bir umut oldu. Sağdan soldan kiminle konuşsam, büyük bir mağduriyetin getirdiği duygu bağıyla sahada büyük bir karşılık gördü. Ancak, parti yeni ama kadrolar eski; ben çok daha farklı bir yapılanma bekliyordum. Elbette bu zorlu süreçte dimdik ayakta duran ve direnenlerin bir kenara atılmasını istemem. Fakat madem yeni bir yola çıkılıyor, o zaman eski düşünceleri geride bırakıp, sağdan soldan demokratların da içinde olduğu, herkesin 'Bak, bu isim de bizi temsil ediyor' diyebileceği bir liste yapılabilirdi."

​Dostum "Ben siyaset yazmıyorum" derken, siyaseti bilmediğinden değil, daha çok kültürel olaylara odaklandığından bunu söylüyor. Nitekim şu tespiti çok önemliydi: Adnan Menderes CHP'den ayrıldı ve iktidar oldu; ihtilal olmasa yine seçilirdi.

Bülent Ecevit CHP'den koptu ve iktidar oldu. CHP ise 1980 ihtilalinden sonra iktidar yüzü görmedi. Sadece kendi içinde kendi kurallarını uygulayıp "küçük olsun bizim olsun" mantığı gütmek, büyümenin önündeki en büyük engeldir.

Türkiye'de solun oyu belli ve bu oran asla tek başına iktidar olmaya yetmeyecektir; zaten o eski ideolojik dik duruşlar da kalmadı.

​Yeni hareketin önündeki en büyük tehlike, geçmişin refleksleriyle hareket etmektir. Tavsiyem şudur: Eski defterleri kapatın, milletin tamamını hem söylemde hem eylemde kucaklayacak bir çalışmayla umutların odağı olmayı sürdürün. Katı ideolojik söylemlerle değil, halkın gerçek dertleriyle gündem olun. Şikâyet etmeyin, çözüm üreten. Bugün vatandaşın elinde telefon var ve nerede ne olduğunu anında öğreniyor. Vatandaşın bilmek ve öğrenmek istediği şey belirsizlik, gelecek kaygısı ve dile getirilen sorunlara yazılan reçetedir.

​Sözlerini çok somut bir örnekle tamamladı: "Birleş Alanya" sloganı seçim kazandırdı. Birleştirici bir yol, her zaman yeni ve kazandıran bir yoldur.

Ve son olarak şu önemli hatırlatmayı yaptı: CHP'den ayrılanlarda hep şu söylem öne çıkıyor: "Bir gün partimizi geri alacağız." Bu yanlış, en azından siyaseten yanlış bir söylemdir. "Taklit aslını yaşatır" sözünden hareketle seçmen der ki: "Senin gözün hala CHP'de ise ben neden senin peşine düşeyim?"

Üstat derdini dile getirdi ben yazım…

​Bu vesileyle, Yeni Parti’ye ve yönetimine çalışmalarında başarılar diliyor, emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

​Esen kalın...