Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emeklilik sonrası çalışma hayatına devam eden milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren emsal bir karara imza attı. Samsun'da görülen bir davayı karara bağlayan yüksek mahkeme, emekli olduktan sonra fiilen çalışmayı sürdüren işçinin kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer alacaklarının ödenmesine hükmetti.
Dava dosyasına yansıyan bilgilere göre, 2016 yılında emekli olan bir vatandaş, aynı şirkette 2021 yılına kadar kesintisiz çalışmaya devam etti. İşverenin haklı bir gerekçe sunmadan iş sözleşmesini feshetmesi ve son dönem ücretlerini ödememesi üzerine işçi, hukuk mücadelesi başlattı. Mağdur işçi; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi (AGİ) ve resmi tatil ücretlerinin tahsili talebiyle mahkemeye başvurdu.
İŞVEREN İLK AŞAMADA SAVUNMA YAPMADI
Uyuşmazlık ilk olarak Samsun 2. İş Mahkemesi'nde ele alındı. Şirket tarafının herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı yargılamada mahkeme, feshin haklı nedene dayandığını ve yıllık izinlerin kullandırıldığını ispatlama yükümlülüğünün işverende olduğunu vurguladı. İşverenin yazılı delil sunamaması üzerine mahkeme, işçinin tazminat ve alacak taleplerini haklı bularak kabul kararı verdi.
YARGITAY SÜRECİ VE EMSAL KARARIN GEREKÇESİ
İlk derece mahkemesinin kararının Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından onanmasının ardından, işveren dosyayı temyize taşıdı. Şirket avukatları, işçinin kendi isteğiyle işten ayrıldığını ve 23 yıl boyunca yıllık izin kullanmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savundu. Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, tanık beyanları ve mevcut ispat kuralları çerçevesinde yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak işverenin itirazlarını reddetti.
İŞÇİ VE İŞVERENLER İÇİN HUKUKİ SONUÇLARI NELER?
Bu emsal karar, emekli olduktan sonra kayıtsız veya yeni bir sözleşme yapılmadan aynı iş yerinde çalışmaya devam eden işçilerin kazanılmış haklarının korunduğunu bir kez daha tescilledi. Kararla birlikte, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ve izinlerin kullandırıldığını kanıtlama yükünün tamamen işverene ait olduğu, aksi durumda tanık beyanlarının geçerli delil sayılacağı hukuken kesinleşmiş oldu.




