İnsan, herhangi bir şeye karşı çıkma adına bahane bulmak isterse, bir sürü bahane bulur. Tıpkı armudun sapı, üzümün çöpü var diyerek incir kabuğunu doldurmayan saçmalıklarla belli eleştirilerin ileri sürülebildiği gibi… Bir düşünür,...

İnsan, herhangi bir şeye karşı çıkma adına bahane bulmak isterse, bir sürü bahane bulur. Tıpkı armudun sapı, üzümün çöpü var diyerek incir kabuğunu doldurmayan saçmalıklarla belli eleştirilerin ileri sürülebildiği gibi…
Bir düşünür, bakın ne demiş, “Özünde doğru ve yararlı olan radikal kararları, ayrıntılara girerek ya da türlü varsayımlardan yola çıkarak eleştirmek, kesinlikle gerçekçilikle bağdaşmaz”
Son günlerde, ülkemiz ve ülke insanımızın geleceği bakımından hayati önem taşıyan kanlı terör örgütü PKK’nin eylemsizlik kararı ve sonrasında Kandil’den Karayılan’ın 8 Mayıs’ta militanların ülkeyi terk etmeye başlayacağını açıklamasının, halkımızın çok büyük bir kesimi tarafından sevinçle karşılandığına yürekten inanıyorum.
Aslında bu ülkede yaşayan, etnik kökeni her ne olursa olsun, aklı başında bir tek Allah kulunun bile terörün sonlanmasına karşı çıkacağına inanmıyorum.
Bu sürece karşı çıkanların ortaya koydukları kaygıların ve de argümanların önemli bir bölümünün belli varsayımlara dayalı vehimlerden, korkulardan hatta paranoyalardan kaynaklandığı kanısındayım.
Kimi de 30 yılı aşkın bir süre devam edip gelen, 30 bin insanımızın ölmesine ve milyon dolarlar kaybımıza neden olan, kan ve gözyaşına dayalı bu rezil süreci sonlandıracak bu çok olumlu gelişmenin mimarının AK Parti olmasından duydukları rahatsızlığı dile getirmek adına, belli eleştirilerde bulunarak AK Parti karşıtlıklarını seslendirerek, kendilerini tatmine çalıştıkları kanısındayım.
Akil insanlar denilen heyete, olmadık saldırılarda ve suçlamalarda bulunuluyor. Bu insanlar içinde AK Parti ile uzaktan yakından en küçük bir ilişkisi olmayan, farklı dünya görüşüne sahip insanlar var.
Bunlara maaş verilmediği halde bu yalanı kimler, neden çıkarttılar?
İleride nelerin olabileceğine dayalı, bir sürü senaryolar üretip belli kaygılardan söz ederek toplumu gerip, bu sürece sürekli karşı çıkanlar, toplum nezdinde inandırıcılıklarını yitirmek üzere olduklarını anladılar. Bu nedenle en azından bir süre daha, toplumun dikkatlerini üzerlerine çekebilmek için, belli varsayımlar üzerinden ileriye dönük bazı olumsuzluklardan bahsederken bile yine de terörün bitmesini kendilerinin de istediklerini yavaş yavaş seslendirmeye başlamak mecburiyetinde kaldılar. Bu bile sevindirici bir gelişme…
-DEVAMI YARIN-