İstanbul Altın Rafinerisi odaklı yürütülen geniş çaplı adli soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, finansal suç iddialarının boyutunu ortaya koyan detayları kamuoyuyla paylaştı. Toplam 44 şüpheli hakkında hazırlanan kara para aklama ve kamu dolandırıcılığı dosyasında, İstanbul Bakırköy'de yer alan bir villanın kilerinde piyasa değeri yaklaşık 2,5 milyar TL'yi bulan tam 350 kilogram altın ele geçirildi. Şüphelilerin, bu yüksek miktardaki altınların kaynağına dair yetkili makamlara yaptıkları savunmalar ise soruşturmanın öne çıkan başlıklarından birini oluşturdu.
Adli makamlarca yayımlanan iddianamede aktarılan bilgilere göre, söz konusu değerli maden, şirket sahibi Özcan H.'nin emniyet güçlerince gözaltına alınması üzerine yer değiştirdi. Başlangıçta Kuyumcukent'te bulunan bir depoda muhafaza edilen 350 kilo altının, gizlenmek amacıyla Bakırköy'deki söz konusu villaya taşındığı öne sürüldü. Soruşturma birimleri, bu taşıma işleminin organize bir mal kaçırma girişimi olup olmadığını detaylı şekilde inceliyor.
ŞÜPHELİLERDEN MİRAS VE EMANET SAVUNMASI
Ele geçirilen varlıkların kime ait olduğuna dair yürütülen resmi sorgularda şüphelilerden Zeynep B.H., altınların kendisine veya şirkete değil, doğrudan halasına ait olduğunu savundu. Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan hala Nurten K. ise bu beyanı destekleyen açıklamalarda bulunarak, 350 kilogram altının babasından yasal yollarla miras kaldığını iddia etti. Nurten K., kendisi ve ablasının ortak mülkiyetinde olan bu mirası, sadece emanet olarak şirket sahibi Özcan H.'ye bıraktıklarını öne sürdü. Savcılık makamı, şüphelilerin bu yöndeki savunmalarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığını ve ele geçirilen varlıkların doğrudan kara para aklama faaliyetleri sonucu elde edilip edilmediğini araştırmaya devam ediyor.
İHRACAT TEŞVİK SİSTEMİ NASIL ZARARA UĞRATILDI?
Dosyada öne çıkan bir diğer ağır suçlama ise devletin yerli üreticiye sağladığı ihracat teşvik sisteminin usulsüz kullanımı oldu. Finansal sistemde ihracatı artırmak amacıyla devlet tarafından firmalara çeşitli KDV iadeleri, vergi muafiyetleri ve doğrudan maddi destekler sağlanıyor. İddianamede yer alan tespitlere göre şüpheliler, bu yasal teşviklerden haksız yere faydalanabilmek için piyasada hiçbir ticari faaliyeti olmayan çok sayıda paravan şirket kurdu. Bu şirketler üzerinden gerçekleştirilen kağıt üzerindeki işlemlerle milyonlarca lira haksız kazanç sağlandığı ve kamunun bilerek zarara uğratıldığı ifade edildi.
Hazırlanan kapsamlı dosya doğrultusunda 44 şüpheli hakkında resmi yasal süreç başlatıldı. Şahıslara, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, hiyerarşik yapı içinde örgüt yönetmek, kamu kurum ve kuruluşlarını dolandırmak ile suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak suçlamaları yöneltildi. Yargı sürecinin ilerleyen aşamalarında, devlet güvencesine alınan 2,5 milyar liralık altının nihai akıbeti ve şüphelilerin hukuki sorumlulukları mahkeme kararıyla netlik kazanacak.