İRAN savaşının 10’uncu gününe girmesiyle birlikte Hürmüz Boğazı’nda sevkiyat akışında yaşanan aksama ve İran ile Körfez ülkelerindeki petrol tesislerinin hedef alınması maliyetleri artırdı. Brent petrol yüzde 17 yükselerek varil başına 108,77 dolara çıktı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alanya’daki sektör temsilcileri, petrol fiyatlarındaki her artışın zincirleme şekilde inşaattan tarıma, tarımdan turizme kadar farklı sektörlere yansıdığını belirtti. Artan akaryakıt ve enerji maliyetlerinin özellikle üretim, nakliye, lojistik ve ham madde temini gibi birçok alanda giderleri artıracağını vurgulayan sektör temsilcileri, bunun hem üreticinin maliyetlerini yükselteceğini hem de nihai ürün fiyatlarına yansıyacağını ifade etti.
‘PETROL FİYATLARI ÜLKE TARIMINI DOĞRUDAN ETKİLER’
Yaşanan kriz neticesinde ülke tarımının doğrudan etkileneceğini söyleyen, Alanya Ziraat Odası Başkanı Tahir Göktepe, “Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ihtimali ve Brent petrolün yüzde 17 artarak varil başına 108 dolar seviyesine yükselmesi, dünya ekonomisini olduğu kadar ülkemiz tarımını da doğrudan etkileyecek önemli bir gelişmedir. Tarım sektörü enerjiye ve akaryakıta en fazla bağımlı sektörlerin başında gelmektedir. Mazot fiyatlarında yaşanacak artış; üretimden hasada, sulamadan nakliyeye kadar tüm süreçlerde maliyetleri ciddi şekilde yükseltecektir. Bunun yanında gübre, ilaç, plastik sera örtüleri ve lojistik giderleri de petrol fiyatlarına bağlı olarak artış gösterecektir. Özellikle seracılığın yoğun olarak yapıldığı Alanya gibi tarım bölgelerinde üreticilerimizin maliyet yükü daha da ağırlaşacaktır. Artan maliyetler üreticinin üretim gücünü zayıflatırken, aynı zamanda gıda fiyatlarının yükselmesine ve tüketicinin de olumsuz etkilenmesine neden olacaktır. Tarım stratejik bir sektördür. Bu nedenle böylesi küresel kriz dönemlerinde üreticilerimizin desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Mazot ve girdi maliyetlerindeki artışın üreticimize yansımaması için gerekli tedbirlerin alınması ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Üretimin sürdürülebilirliği için çiftçimizin ayakta kalması şarttır. Çiftçimiz güçlü olursa, gıda arz güvenliğimiz de güçlü olur” ifadelerini kullandı.
‘PETROL ARTIŞI HER SEKTÖRÜ ETKİLİYOR’
Yaşanan krizlerin maliyet yönünden olumsuz etki yaratacağını belirten Alanya Müteahhitler Birliği (MÜTBİR) Başkanı Mustafa Küçüker, “Maliyet yönünden olumsuz etki oluşturan bir husus da petroldür. Tabii petrolü sadece akaryakıt olarak düşünmemek gerekir. Birçok ürünün ham maddesini teşkil ettiği için fiyatlara direkt yansıyor. Şu an akaryakıta yansımaması için devletimiz sübvansiyon argümanını devreye soktu. Umarım diğer ürünlerde farklı zamlarla karşılaşmayız. Bazı firmalar bunları bahane edip, reel olarak yüzde 5’lik bir artış olmuşken bunu çok daha yüksek miktarlarla fiyatlara yansıtıyorlar. Umarım böyle bir durum yaşamayız. Zamanla bu gelişmeleri göreceğiz. Umarız savaş da kısa zamanda sonlanır ve dünya daha huzurlu bir ekonomik ortama döner” dedi.
‘İNŞAAT SEKTÖRÜNDE ARTIŞLAR YAŞANACAK’
Alanya Emlak Komisyoncuları Derneği (ALEKOD) Başkanı Abdullah Tuncer ise, “Bölgemizde yaşanan savaşın en çok etkileyeceği konulardan biri elbette global ekonomi olacak. İran’ın stratejik konumu itibarıyla dünyanın petrol trafiğini doğrudan etkiliyor olması, petrol ülkesi olmayan Türkiye’yi de özellikle enflasyonla mücadele ettiğimiz bu dönemde zora sokacak gibi görünüyor. Her ne kadar sanayi ülkesi olsak da enerjide dışa bağımlı olmamızdan dolayı birçok üründe fiyat artışı yaşanmaya başladı. İnşaat sektöründe birçok kalemde artış yaşanacak ve tabii ki bu artışlar konut ve kira fiyatlarını doğrudan etkileyecektir. Alanya için sezonun da yaklaşmasıyla konut piyasasında bir hareketlilik yaşanmasını bekliyoruz. Savaşın da etkisiyle fiyatlarda aynı minvalde artış yaşanacağını öngörüyoruz. Konut yatırımı yapmayı düşünen vatandaşlarımıza ellerini çabuk tutmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.
‘BU DURUM EKONOMİNİN BİRÇOK ALANINDA DOMİNO ETKİSİ YARATABİLİR’
ALTAV Basın Sözcüsü Alper Gencelli ise açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Petrol fiyatlarındaki artış yalnızca enerji sektörünü değil; tarım, inşaat, sanayi, lojistik ve ithalat–ihracat yapan tüm sektörleri doğrudan etkileyen bir maliyet baskısı yaratır. Çünkü üretimden taşımacılığa, gübreden makine kullanımına kadar birçok süreç enerjiye bağlıdır. Özellikle tarım sektöründe akaryakıt maliyetlerinin artması; üretim, sulama, hasat ve lojistik giderlerini yükselterek gıda fiyatlarına kadar uzanan bir zincirleme etki yaratabilir. İnşaat sektöründe ise enerji maliyetleri hem üretim hem de nakliye kalemlerinde önemli bir paya sahiptir. Çimento, demir-çelik ve diğer yapı malzemelerinin üretiminde enerji yoğun bir süreç söz konusu olduğu için petrol fiyatlarındaki artış doğrudan maliyetlere yansıyacaktır. Benzer şekilde ithalat ve ihracat yapan firmalar için de taşıma maliyetlerinin yükselmesi, teslimat sürelerinin uzaması ve finansal planlamanın zorlaşması gibi ciddi riskler ortaya çıkabilir.
Bunun yanında Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması ya da sevkiyatın ciddi şekilde yavaşlaması yalnızca petrol fiyatlarını değil, küresel tedarik zincirlerini de doğrudan etkiler. Bu boğaz dünya enerji ve ticaret hatlarının en kritik geçiş noktalarından biridir. Buradaki aksama gemi taşımacılığının gecikmesine, bazı yüklerin zamanında ulaşamamasına veya hiç ulaşamamasına neden olabilir. Bu da özellikle sanayi ve üretim sektörlerinde yedek parça, makine ve ekipman tedariğinde gecikmeler anlamına gelir. Sonuç olarak üretim süreçleri yavaşlar, bekleme süreleri artar ve iş dünyasında planlama zorlukları ortaya çıkar. Kısacası bu durum ekonominin birçok alanında domino etkisi yaratabilecek bir gelişmedir. Savaşların en büyük olumsuz etkilerinden biri de tam olarak budur; sadece çatışmanın yaşandığı bölgeyi değil, küresel ekonomik düzeni de derinden etkiler. Bu nedenle temennimiz, bu gerilimin Ukrayna–Rusya savaşı gibi uzun yıllara yayılan bir krize dönüşmemesidir. Eğer böyle bir çatışma altı ayı aşan bir süre boyunca devam ederse, dünya genelinde birçok sektörde iflaslar, ekonomik daralma ve ciddi finansal baskılar ortaya çıkabilir. Bu süreç doğal olarak Türkiye gibi dış ticarete ve enerji ithalatına bağlı ekonomilerde de ek maliyetler ve ekonomik zorluklar doğurabilir. Bu nedenle uluslararası toplumun en büyük önceliği çatışmanın hızla sona ermesi ve ticaret yollarının yeniden güvenli hale gelmesidir. Küresel ekonomi güven ve istikrar üzerine kurulu bir sistemdir. Ne zaman ki savaş sona erer ve enerji ile ticaret hatları yeniden normale döner, o zaman ekonomik dengeler de tekrar sağlıklı bir zemine oturacaktır." (Hatice ERGİZ)
Sektörlerde 'Petrol' paniği
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından petrol fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, birçok sektörü tedirgin etti. Alanya’daki sektör temsilcileri artan petrol fiyatlarının tarımdan inşaata kadar pek çok alanda fiyatları yukarı çekeceğini söyledi
Bunlar da ilginizi çekebilir