ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede tırmanan askeri gerilim, Basra Körfezi’ndeki güvenlik dengelerinin yanı sıra kruvaziyer turizmi ve uluslararası ulaşımı da doğrudan etkiliyor. Hava sahalarının kapanması, liman faaliyetlerinin aksaması ve Hürmüz Boğazı’nda artan güvenlik riskleri, küresel turizm sektöründe yeni bir krizin kapısını araladı. Dubai, Abu Dabi ve Doha limanlarında demirleyen çok sayıda kruvaziyer gemisi, bölgede gerilimin tırmanması nedeniyle mahsur kaldı. Gemilerin limanlarda beklemek zorunda kalması, yaz aylarında Akdeniz ve Avrupa kruvaziyer programlarında zincirleme aksamalara yol açabilecek bir risk olarak görülüyor. Kruvaziyer sektöründe yaşanan bu durumun, pandemi döneminden bu yana karşılaşılan en ciddi krizlerden biri olabileceği ifade ediliyor. Özellikle körfez ülkelerinde sezonun sonuna yaklaşılırken gemilerin Avrupa sularına yeniden konumlandırılamaması, Akdeniz ve Avrupa kruvaziyer programlarında zincirleme aksamalara yol açabilecek bir risk olarak değerlendiriliyor. Bu da 2025 yılında kruvaziyer turizminde son yılların en hareketli dönemlerinden birini yaşayan Alanya’da, limana yanaşacak kuruvaziyetlerin sayısının ciddi oranda düşebileceği anlamına geliyor. Alanya’ya 2025’de yıl boyunca 25 kruvaziyer gemisi yanaşmış, bu gemilerle kente yaklaşık 23 bin turist gelmişti.
‘ALANYA, DOĞU AKDENİZ’DE KRUVAZİYER TURİZMİNDE STRATEJİK ÖNEME SAHİP’
ALTAV Basın Sözcüsü Alper Gencelli, Ortadoğu’daki gerilimin yalnızca bölgesel güvenliği değil küresel turizm ve ulaşım sektörünü de etkileyebileceğini söyledi. Alanya’nın Doğu Akdeniz’de kruvaziyer turizmi açısından stratejik öneme sahip olduğunu ifade eden Gencelli, “Ortadoğudaki savaş gerilimi yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel ulaşım ve turizm sektörünü de doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. İran’ın petrol rezervlerinin hedef alınması sonrasında Brent petrol fiyatının kısa sürede 110 dolar seviyesine yaklaşması ve ardından yeniden 100 dolar civarı ve altına gerilemesi bize şunu gösteriyor ki turizm sektörü başta olmak üzere dünyadaki tüm ulaşım sistemleri petrol fiyatlarına doğrudan bağlıdır. Bu sebeple petrol fiyatlarındaki her dalgalanma havacılıktan deniz taşımacılığına, lojistikten tur operatörlerine kadar geniş bir ekosistemi etkilemektedir. Bu durum turizm maliyetlerini artırarak destinasyonların rekabet gücünü de doğrudan etkileyebilir. Öte yandan Doğu Akdeniz’de kruvaziyer turizmi açısından stratejik öneme sahip üç önemli liman bulunmaktadır: Hayfa, Limasol ve Alanya. Bölgedeki güvenlik riskleri nedeniyle özellikle Hayfa ve Limasol limanlarının kruvaziyer gemilerine hizmet verme kapasitesinin sınırlanması ya da geçici olarak devre dışı kalması durumu, kruvaziyer rotalarında yeniden planlamaları gündeme getirebilir. Bu noktada Alanya Limanı hem coğrafi konumu hem de altyapısı itibarıyla alternatif bir uğrak noktası olarak öne çıkabilecek potansiyele sahiptir. Ancak unutulmamalıdır ki bölgesel bir güvenlik krizi yalnızca liman değişiklikleriyle sınırlı kalmaz; sigorta maliyetleri, gemi rotaları ve yolcu talebi gibi pek çok faktörü de etkileyebilir bu sebeple Alanya’da kruvaziyer turizmi açısından olumsuz etkilenme durumu çok yüksektir. Beklentimiz çatışmanın kısa sürede sona ermesidir. Aksi takdirde savaşın oluşturacağı domino etkisi küresel ekonomiyi, enerji maliyetlerini, enflasyonu ve doğal olarak turizm talebini olumsuz etkileyebilir. Turizm barışın sektörüdür; güvenlik ve istikrar ortamı olduğunda hızla toparlanabilen bir yapıya sahiptir. Savaşın sona ermesiyle birlikte hem bölgesel hem de küresel turizm hareketliliğinin yeniden olumlu bir ivme kazanacağına inanıyorum. Türkiye ve Alanya geçmiş yıllarda olduğu gibi güçlü turizm altyapısı ve destinasyon çekiciliği sayesinde bu süreci doğru yönetebilirse, kriz sonrasında yeniden önemli bir cazibe merkezi olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.
‘KRUVAZİYER ROTALARINDA REVİZYON VE İPTALLER OLABİLİR’
Yunan adaları, Atina, Kıbrıs ve Ege eksenli programların bölgedeki gerginlikten daha az etkilenebileceğini belirten Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nda (TGA) önceki dönem yönetim kurulu üyesi turizmci Şükrü Cimrin, bu rotalarda Alanya’yı içeren programların büyük ölçüde devam edebileceğini düşündüklerini ifade etti. Cimrin, “2025 yılında Alanya Limanı'nda 23 gemi ile toplam 23 bin yolcu ağırlanmıştı. 2024 yılına göre gemi sayısı yüzde 53,3, yolcu sayısı ise yüzde 26,6 oranında artış gösterdi. Pandemi sonrası dönemi ele aldığımızda bu rakamlar önemli bir geri dönüş anlamına da geliyor. Her ne kadar Alanya’ya gelen toplam turist sayısına baktığımızda kruvaziyer turizminden gelen yolcu sayısı çok düşük görünse de gelişme potansiyeli, gelen yolcuların harcama kapasitesi ve marka değeri olarak Alanya’ya kattıklarını bir arada değerlendirdiğimizde kruvaziyer turizmi önemli bir turizm ürünü olarak yerini koruyor ve büyük potansiyel vadediyor. ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırıların Akdeniz’deki dengeleri değiştirmesi kaçınılmaz. Mevcut koşullara baktığımızda, eğer çatışma ortamı kısa sürede sona ermezse kurvaziyerlerden gelecek yolcu sayısında olumsuz anlamda yeniden bir güncelleme yapmak durumundayız. Bunun en büyük sebebi Alanya’ya gelen gemilerin izledikleri rota. 2025 sezonunda Alanya Limanı’na gelen kruvaziyer gemilerinin çoğu Doğu Akdeniz – Ege rotasında çalıştı. Alanya Limanı bir çıkış ya da varış limanı değil ama bir ara liman olma özelliğiyle, kruvaziyer rotalarında gidiş ya da dönüşte uğranılan bir liman. Mısır’da Port Said ve İsrail’de Ashdod limanlarını içeren ve Alanya’nın da ara liman olarak uğrandığı kruvaziyer programlarında revizyon ve iptallerin yaşanması kaçınılmaz görünüyor. Yunan adaları, Atina, Kıbrıs ve Ege ekseninde yapılan programlar bölgedeki gerginliklerden daha az etkilenecektir ve bu kruvaziyerlerin Alanya’yı da içeren programların da kesinti yapmayacaklarını öngörüyoruz. Bölgemizde başlatılan ve birçok sivilin canlarını kaybetmesine neden olan bu yersiz savaşın bir an önce sona ermesini ve barış ve huzurun yeniden tesis edilmesini temenni ediyoruz” dedi.
‘ALANYA LİMANI GÜVENLİ LİMANLARDAN BİRİ’
Kleopatra Otelciler Birliği Başkanı Şevki Taç da yaşanan gelişmelerin kruvaziyer turizminin birçok rotasını etkileyebileceğini söyledi. Taç, “Yaşanan gerilim sadece bölgeyi değil, kruvaziyer turizminin birçok rotasını da etkileyebilecek nitelikte. Bilindiği üzere Alanya’ya gelen gemilerin büyük bölümü buradan ayrıldıktan sonra İsrail’in Hayfa Limanı’na, Güney Kıbrıs’ın Limasol Limanı’na ve Mısır’a doğru yol alıyordu. Ancak şu anda bu bölgelerin neredeyse tamamı savaş bölgesi gibi bir konumda bulunuyor. Alanya açısından bakıldığında ise Alanya Limanı’nın, mevcut şartlarda bölgedeki en güvenli limanlardan biri olarak öne çıktığı görülüyor. Kruvaziyer sayılarının geçen yılki rakamlara ulaşmasının zor olabileceğini düşünüyorum. Çünkü kruvaziyer turizminde rotalar uçak seferleri gibi kısa sürede değiştirilemiyor. Gemilerin rotaları genellikle iki ya da üç yıl önceden planlanıyor. Bu nedenle geminin rotasını değiştirmek, bir uçağın yönünü değiştirmek kadar kolay olmuyor. Bölgede yaşanan gelişmelerin etkisi yalnızca tek bir destinasyonla sınırlı olmadığı için kruvaziyer turizmi açısından da sıkıntılı bir süreç yaşanabilir. Ancak Türkiye’nin güvenli bir turizm destinasyonu olduğu her zaman vurgulanıyor. Bu çerçevede Alanya Limanı’nın da kruvaziyer gemileri için şu anda en güvenli limanlardan biri olduğu ifade edilebilir. Geçmiş verilere bakıldığında da benzer durumların yaşandığı görülüyor. İki yıl önceki İsrail-Filistin savaşı sırasında bölgemiz etkilenmişti. Daha önce Arap Baharı döneminde de benzer etkiler görülmüştü. Umarız bu süreçte yaşanan savaşın turizme etkisi daha sınırlı olur” ifadelerini kullandı. (Şerife ÇOBAN)
Savaş kruvaziyer turizmini vuruyor: Alanya'yı da etkileyebilir
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından artan askeri gerilim, Basra Körfezi’nde güvenlik dengelerini sarsarken kruvaziyer turizmi ve ulaşım sektöründe de ciddi endişelere yol açtı. Turizm temsilcileri, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin Alanya’yı da etkileyebileceğini belirtiyor
Bunlar da ilginizi çekebilir