Her alanda, bir sürü operasyon yapılmakta. Böylesine kapsamlı tutuklama ve yargılamaların siyasi olması düşünülebilir mi? Deniz Feneri davası uzun bir süredir toplumun gündeminden düşmüş, bu konunun Ak Parti iktidarı tarafından kapatıldığı...
Her alanda, bir sürü operasyon yapılmakta.
Böylesine kapsamlı tutuklama ve yargılamaların siyasi olması düşünülebilir mi?
Deniz Feneri davası uzun bir süredir toplumun gündeminden düşmüş, bu konunun Ak Parti iktidarı tarafından kapatıldığı iddiaları havalarda uçuyor, bu yüzden de, toplumun önemli bir kesiminde, diğer tutuklama ve yargılamaların siyasi olduğu kanaati oluşmuştu.
Ergenekon, Balyoz ve Futbolda şike konularının yargıya taşındığı bir sırada, uzun bir süre devam ettiği anlaşılan Deniz Feneri soruşturması neticesinde, Kanal 7 gibi dinci bir televizyon kanalının önde gelen yöneticileriyle, Başbakan’a en yakın isimlerden birisi olan eski RTÜK Başkanı Zahit Akman’ın durumu da gösteriyor ki, mevcut iktidar, temiz eller operasyonu konusunda hem kararlı, hem de yargıya müdahale etmekten özellikle kaçınarak, suçlu kim olursa olsun cezasını çekmesinden yana gözüküyor.
Deniz Feneri ile ilgili belli tartışmaların başladığı ilk günlerde, Ak Parti’nin önde gelen isimlerinden Bülent Arınç, Zahit Akman konusunda “İstifa etmelidir” diyebilmişti.
Toplum, uzun yıllar boyunca devam ede gelen mafya yapılanmalarından, soygun ve vurgundan, insan sağlığını hiçe sayan bir sürü sahtekarlıklardan bıktı.
Giderek yozlaşıp bozularak kokuşan bir toplumsal yapıdan, siyasi kutuplaşmalardan kurtulmanın tek yolu, yargının adaletin tesisi anlamında gerekeni yapacak bir noktaya taşınması ve her alanda güvenilir olması.
1980 öncesinde, CHP’de aktif olarak görev yaparken “Bu düzen değişmelidir” sloganına yürekten inanıyorduk.
Bugünkü CHP’nin mevcut düzenin muhafazasını istemesi, demokrasiye sahip çıkmaması akıl alacak şey değil!
Ergenekon, Balyoz, Futbolda Şike ve Deniz Feneri operasyonları, bu ülkenin de hukuk devleti çizgisine taşınıp, kim olursa olsun, suç işleyenin suçunu çekeceği inancı hepimizde oluşmaya başlayacak gibi gözüküyor.
Bu tür operasyonları, siyasi iktidarın muhaliflerini cezalandırma adına yaptığı iddiaları da Deniz Feneri ile ilgili tutuklamalar sonrasında boşa çıkmış durumda.
Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılananları siyasi kaygılara dayalı olarak sahiplenmeye kalkanların, bir an önce, yeniden bir değerlendirme içine girmelerinde yarar var.
Türkiye Cumhuriyetinin bir an önce, tam anlamıyla Laik, demokratik sosyal hukuk devleti olabilmesi için, en azından hepimiz, yargılamalar konusunda tarafsız kalma gerçekçiliğini göstermeliyiz.
Güvenlik güçlerinin yasal olarak, şu ya da bu nedenle gözaltına aldığı, savcıların mahkemeye çıkarttığı ve hakimlerin de tutuklama kararı verdiği kişileri, vatandaş olarak suçlu ya da suçsuz olarak değerlendirmeye kalkıp, sempati duyduğumuz kişileri alkışlarken, antipati duyduklarımızı da yargısız infaza tabi tutmak kadar saçma ne olabilir?
Ben de Fenerbahçeliyim ama ben bir yargıda bulunmak için yargının sonucunu bekliyorum!