ABD'nin Chicago kentinde düzenlenen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) toplantısında, kanser tedavisine yönelik üç önemli klinik araştırmanın sonuçları dünya kamuoyuyla paylaşıldı. Küresel çapta onkolog ve araştırmacıların katıldığı kongrede baş-boyun, meme ve pankreas kanserlerinde uygulanan yeni nesil tedavi yöntemlerinin hastalığın seyrini değiştirecek verilere ulaştığı bildirildi.
BAŞ-BOYUN KANSERİNDE YÜZDE 15 TAM YANIT
İngiltere'de Kanser Araştırmaları Enstitüsü öncülüğünde yürütülen OrigAMI-4 çalışmasında, standart tedavilere yanıt vermeyen 102 baş-boyun kanseri hastasına Amivantamab adlı antikor uygulandı. Elde edilen verilere göre, 43 hastanın tümörlerinde küçülme veya kaybolma görülürken, 15 hastada tümörler tamamen ortadan kalktı. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Karabulut'un aktardığına göre, klinik fayda oranı yüzde 60'a ulaşan bu tedavide genel sağkalım süresi 12 ay olarak ölçüldü. Ciddi yan etki oranının yalnızca yüzde 6 seviyesinde kalması, onkoloji camiasında yeni bir standart tedavi potansiyeli olarak değerlendiriliyor.
MEME KANSERİNDE KEMOTERAPİSİZ TEDAVİ KİMLERİ KAPSIYOR?
Kongrede sunulan ikinci önemli araştırma, İngiltere merkezli University College London (UCL) tarafından 6 ülkeden 4 bin 429 hastanın katılımıyla gerçekleştirildi. Çalışmada, tümörün genetik şifresini çözen "Prosigna" isimli test kullanılarak, düşük risk grubundaki hastalara kemoterapi yerine yalnızca hormon tedavisi uygulandı. Beş yılın sonunda kemoterapi almayan grubun kansersiz yaşam oranı yüzde 93.7 olurken, kemoterapi alan grupta bu oran yüzde 94.9 olarak kaydedildi. Uzmanlar, bu yakın oranların kemoterapinin ağır fiziksel ve psikolojik yan etkilerinden kaçınmak için güçlü bir kanıt sunduğunu belirtiyor.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, bu gelişmenin kişiselleştirilmiş tıp alanında çığır açtığını ifade etti. Özdoğan'ın açıklamalarına göre, söz konusu araştırma her meme kanseri hastasının kemoterapiyi bırakabileceği anlamına gelmiyor; aksine biyolojik tümör yapısına göre "doğru hastaya doğru tedavi" ilkesinin gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, sadece tümör boyutuna değil, genetik risk skorlarına bakılarak tedavi planlaması yapılması gerektiğini gösteriyor.
PANKREAS KANSERİNDE SAĞKALIM SÜRESİ İKİYE KATLANDI
Toplantıda dikkat çeken üçüncü gelişme ise metastatik pankreas kanseri üzerine oldu. ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Revolution Medicines tarafından geliştirilen yeni bir ağızdan alınan ilacın klinik sonuçları açıklandı. Erken belirti vermeyen ve agresif seyreden pankreas kanserinde, mevcut tedavi seçeneklerinin sınırlı etkisine karşın, yeni ilacın hastaların sağkalım süresini iki katına çıkardığı duyuruldu.