DÜNKÜ 'Kanun ne diyorsa o!” başlıklı makalem için pek çok tebrik mesajı aldım, arayıp soran herkesten Allah razı olsun. Misal, dün sabah en erken arayanlardan biri de Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Kula oldu. *** 1989-1999...
DÜNKÜ
“Kanun ne diyorsa o!” başlıklı makalem için pek çok tebrik mesajı aldım, arayıp soran herkesten Allah razı olsun.
Misal, dün sabah en erken arayanlardan biri de Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Kula oldu.
***
1989-1999 yılları arası Belediye Reisi olan Cengiz Aydoğan’ın döneminde Alanya Belediyesi’nin “Zabıta Amiri” olarak görev yapan, ancak 1999-2014 yıllarında hüküm süren Hasan Sipahioğlu’nun seçimi kazanıp göreve başlamasının ardından Sipahioğlu yönetimiyle çeşitli sorunlar yaşayıp Alanya Belediyesi’nden ayrılan, akabinde, doğup büyüdüğü memleketi Güzelbağ’da başarılı bir Belediye Reisliği süreci geçirdikten sonra 30 Mart Yerel Seçimleri’nde Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel’in listesinden Meclis Üyesi seçilen ve geçtiğimiz aylarda “Alanya Belediye Başkan Yardımcısı” olarak görevlendirilen Mehmet Kula, işin özetini yapıp “Bu zorbalığa taviz vermeyiz. Bunu hem Alanya’nın ve turizmin selameti için, hem de yasal olarak mağdur duruma düşmemek için yapamayız” dedi.
***
Sayın Kula’nın açıklamalarını bugün hem Yeni Alanya’nın 11. sayfasında hem de internet sitesinde okuyabilirsiniz.
***
Kıyı Kanunu’nun 6. maddesinde “İskele’ye bir tek çivi dahi çakılamaz” denilirken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “İzin veren suç işler” talimatı varken, Antalya Koruma Kurulu’nun raporları ve kesin hükmü ortadayken, neden İskele’de gerginlik yaşanıyor dersiniz?
***
Peki, Hasan Sipahioğlu döneminde sesleri çok cılız çıkan balıkçı esnafı şimdi bir anda neden ve nasıl böyle cevval oluverdi sizce?
***
Yaşanan bu olaylar gerçekten bir hak arayışı mı, yoksa MHP’li Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel’i etkisizleştirme, “iş yapamıyor” imajı verdirme, esnafla ve halkla çatışıyor görüntüsüne büründürme girişiminin ilk halkaları mı?
***
Bu soruların yanıtını sadece ben merak etmiyorum, çıkın sokağa, girin herhangi bir dükkana, açın bu tel örgü mevzusunu, 10 kişiden 8’i bu soruların yanıtını merak etmiyorsa ben bu işi bilmiyorum demektir.
***
Sanki suni bir kriz yaratılmaya çalışılıyor ve sanki bu krizi çözecek bir “kahraman” veya bir “baba” gereksinimi varmış algısı yaratılarak İskele üzerinden Alanya yeni bir sürece itiliyor gibi değil mi sizce de?
***
Malum, 'kurşun kalem'le yazmıyorum bunları ama çoğu zaman kalemim 'kurşun' gibi.
Diyeceğim şu ki; Kimi çevreler, İskele'de yaşanan tel örgü krizinin ardından bu sorunu çözecek yeni bir kahraman, yeni bir baba aramaya çoktan koyuldu bile. Bakalım yeni 'İskele Babası' kim olacak, bahtımıza piyangodan kim ya da kimler çıkacak, çıkarılacak?
***
Sizden ricam, bunu bir komplo teorisi olarak addedin, hatta benim hüsnü kuruntum olarak görün.
Ama şunu da bilin.
Sezon başlangıcında Alanya’nın böyle suni gündemlere, böyle kahraman veya “İskele Babası” aramasına ne zamanı, ne de tahammülü vardır.
***
Yasalar zaten ortadadır.
Ve dolayısıyla krizi çözecek olan iki makam ve iki kişi vardır.
Biri; Alanya’yı ne kadar çok sevdiğini zaten her fırsatta vurgulayan Kaymakam Hasan Tanrıseven’dir, diğeri de seçimle işbaşına gelmiş, Alanya’nın emanet edildiği Belediye Reisi Adem Murat Yücel’dir.
***
Bu ve benzer sebepledir ki, şehrin veya ülkenin herhangi başka bir yerinde “kahraman” veya “baba” aramaya lüzum yoktur.
***
Zira, “İskele Babası” gereksinimi olan varsa, 2001’den beri halka kapalı olan Alanya İskelesi’nin üzerinde tam 16 adet mevcuttur.
ALİDAŞ’tan rica edip birini alırız, “İskele Babası” arayan arkadaşlara veririz, hatta ağabeylik yapıp “Babayı aldın mı?” diye de sormayız.