Bilim insanlarının yürüttüğü yeni araştırmalara göre, küresel ısınma nedeniyle eriyen buzullar Dünya'nın dönüş hızını yavaşlatıyor. Kutuplardaki buz kütlelerinin eriyerek okyanuslara karışması, gezegenin kütle dağılımını değiştiriyor ve günlerin uzamasına yol açıyor. Yapılan ölçümler, son 20 yılda gün uzunluğunun yüzyıl başına yaklaşık 1,33 milisaniye artacak bir hızda uzadığını ortaya koydu.
Araştırmacılar, bu durumu kollarını açtığında dönüşü yavaşlayan bir buz patencisine benzeterek aktardı. Arktik, Grönland ve Antarktika'daki devasa buz kütleleri sıvı hale geçip okyanuslara yayıldığında, Dünya'nın dönme eksenine göre konumu farklılaşıyor. Kütle, dönme merkezinden uzaklaştığı için gezegenin kendi etrafındaki turunu tamamlaması için gereken süre uzuyor.
BUZULLARIN ERİMESİ DÜNYA'YI NASIL ETKİLİYOR?
Uzmanların açıkladığı verilere göre, Dünya'nın dönüşündeki bu yavaşlama son 3,6 milyon yılda görülen en yüksek hıza ulaşmış olabilir. Bilim insanları, milyonlarca yıl önceki gün uzunluklarını tespit edebilmek için antik deniz canlılarının fosillerindeki kimyasal izleri inceledi. Bu izler, geçmişteki deniz seviyeleri ve buzulların durumu hakkında net veriler sunarak bugünkü değişimle karşılaştırma yapılmasına olanak tanıdı.
MİLİSANİYELİK FARK TEKNOLOJİYİ NASIL ETKİLEYECEK?
Günlerin 24 saatten belirgin şekilde uzun hale gelmesi milyonlarca yıl alacak olsa da, milisaniyelik bu sapmalar modern teknoloji için kritik önem taşıyor. Küresel Konumlama Sistemi (GPS), uydu yörüngeleri, havacılık, uzay görevleri ve internet altyapısı, son derece hassas zaman senkronizasyonuna ihtiyaç duyuyor. Dünya'nın dönüşü ile atomik saatler arasındaki farkın açılması, konum bulma ve haberleşme sistemlerinde hata payını artırma riski barındırıyor.
Finans sistemleri ve elektrik şebekeleri gibi kritik altyapıların sorunsuz çalışabilmesi için gelecekte bilimsel zaman düzeltmelerinin yapılması gerekecek. Araştırmacılar, iklim değişikliği devam ettiği sürece deniz seviyesindeki yükselmenin gün uzunluğu üzerindeki etkisinin artacağını bildirdi. Bu değişimi yavaşlatmanın tek yolunun ise küresel ısınmayı sınırlandırmaktan geçtiği vurgulandı.