Bir ülkenin geleceğini görmek istiyorsanız çocuklarına bakın.
Peki bugün çocuklarımıza baktığımızda ne görüyoruz?
Okul çantasında kitap yerine bıçak taşıyanları, evden silah alıp/çalıp okul basanları, henüz hayatın başındayken başka çocukların hayatına son verenleri…
Ve her olayın ardından aynı soruyu soruyoruz:
Bir çocuk başka bir çocuğu öldürebilecek noktaya nasıl geliyor?
Son bir ayda yaşananlara bakar mısınız? Kahramanmaraş'taki okul saldırısı, Manisa Turgutlu'da 15 yaşındaki bir çocuğun tüfekle 11 öğrenciyi yaralaması, Osmaniye’de bir öğretmenin güpegündüz katledilmesi, İstanbul Başakşehir'de 15 yaşındaki bir öğrencinin bıçaklı saldırısında 10 yaşındaki bir yavrumuzun hayatını kaybetmesi, korkunç bir tabloyu gözlerimizin önüne koyuyor.
Bir çocuğun eline silah geçiyorsa, o silaha ulaşana kadar zincirin içinde yetişkinlerin de sorumluluğu vardır. Bu çocuk silaha nasıl ulaştı? Silah nerede saklanıyordu? Kim denetledi?
Meselenin bir de çoğu zaman gözden kaçırdığımız ekonomik boyutu var.
Ekonomik sıkıntı elbette doğrudan şiddet üretir diyemem ama yol yaptığı da yadsınamaz. Ekonominin aile hayatını ve çocukların geleceğini etkilediğini inkar edemeyiz. Şu son yaşanan fon krizini bir düşünün üç kuruşu enflasyona karşısında erisin istemeyen binlerce masum kişinin parası üç beş manipülatörün elinde hiç olmuş.
Borçlu bir aile düşünün.
Anne çalışıyor, baba çalışıyor. Belki ikisi de ikinci bir iş yapmak zorunda. Üçü beşe katmaya çalışıyorlar. Eve yorgun argın dönüyorlar. Çocukla konuşmaya, onu dinlemeye, takip etmeye zamanları kalmıyor.
Çocuk okuldan çıkıyor; spor yapacağı, sanatla tanışacağı, kendisini geliştireceği alanlar ekonomik nedenlerle sınırlı, hatta yok.
Ve belki de en önemlisi, geleceğe dair umut yok artık. Çocuklarımızın önemli kısmı hayallerini vatanın da kurmuyor. Başka ülkelerde kurabildikleri hayaller de öyle şirket CEO’lukları falan değil.
Çocuklarımızın geleceğini konuşurken yalnızca sınav başarılarını değil, yaşadıkları ekonomik ve sosyal çevreyi de konuşmak zorundayız.
Çünkü bir ülkenin kalkınması yalnızca büyüme oranlarıyla ölçülmez. Çocuklarına sunduğu fırsatlarla da ölçülür. Çocuk ilk eğitimini aileden alır. Elbette anne babanın sorumluluğu büyüktür. Ama artık çocuklarımızı yalnızca aileler de yetiştirmiyor. Okul yetiştiriyor. Arkadaş çevresi yetiştiriyor. Sosyal medya yetiştiriyor. Diziler yetiştiriyor. Sokak yetiştiriyor.
Şiddetin güç, zorbalığın saygınlık, tehdidin çözüm olarak sunulduğu bir ortamda çocuklardan sağlıklı davranışlar beklemek kolay değil.
Her olaydan sonra birkaç gün konuşuyoruz.
Sonra gündem değişiyor.
Oysa çocuklarımızın güvenliği gündemden düşmemesi gereken bir devlet ve toplum meselesi olmalı.
Silaha erişim denetlenmeli. Okullardaki rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli. Çocukların spor, sanat ve sosyal faaliyetlere erişimi kolaylaştırılmalı ve artırılmalı. Çocuklarını bu tip aktivitelere ekonomik zorluklar nedeniyle gönderemeyen aileler ekonomik olarak desteklenmeli. Ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin çocukların geleceğini belirlemesine izin verilmemeli.
Çocuklarımızı geleceğe mi hazırlıyoruz, yoksa yaratılan bu ekonomik ve sosyal sorunların ortasında onları kaderlerine mi terk ediyoruz inanın bilemiyorum.
Çocuklarımızı kim bu hale getirdi?
Mine UZUN
Yorumlar
Trend Haberler
ALTSO seçim anketi tamamlandı: İşte sonuçlar
Alanya'da korku dolu anlar: Motosikletler patır patır düştü
Uzaydan tespit edildi: Antalya'da zehir saçan devasa alan
Bir milyon avro kara para mıydı? Alanya bu iddialarla çalkalanıyor
Antalya'da okulda görevli hizmetli hayatını kaybetti
Gazipaşa’daki feci kazadan acı haber: 15 yaşındaki çocuk 3 günlük yaşam savaşını kaybetti