Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avusturya'nın başkenti Viyana'da mevkidaşı Beate Meinl-Reisinger ile bir araya gelerek Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu. Düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Fidan, Ankara'nın üyelik koşulları tam anlamıyla sağlanmadan birliğe dahil olma gibi bir talebi bulunmadığını bildirdi.
AB'DE SİYASİ İRADE EKSİKLİĞİ
Üyelik sürecinde Türkiye'nin gerçekçi bir yaklaşım benimsediği ve asıl sorunun Avrupa cephesindeki isteksizlik olduğu aktarıldı. Fidan, 2007 yılında eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy döneminde Avrupa Birliği'nin genişleme iradesinin kasıtlı olarak ortadan kaldırıldığını vurguladı. Nüfusu 1 milyondan az olan ülkelerin taktiksel engellemeleri yüzünden 500 milyonluk ortak nüfusun işbirliği potansiyelinin heba edildiği belirtildi.
GÜMRÜK BİRLİĞİ VE VİZE SERBESTİSİ
Toplantıda ekonomik ilişkilere de değinilirken, mevcut gümrük anlaşmalarının güncellenmesinin önemi hatırlatıldı. İki taraf arasındaki ticaret hacminin hali hazırda 250 milyar dolara yaklaştığı, gerekli güncellemelerin yapılması durumunda bu rakamın 500 milyar dolara ulaşabileceği ifade edildi. Aynı zamanda vize serbestisi konusunun da çözüme kavuşturulması gereken öncelikli başlıklar arasında yer aldığı duyuruldu.
ALANYA TURİZMİ VE EKONOMİSİNE OLASI YANSIMALARI
Viyana'da gündeme getirilen vize serbestisi ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konuları, Avrupa pazarına büyük oranda entegre olan Alanya ekonomisi tarafından da yakından takip ediliyor. Olası bir vize kolaylığının, Alanya'daki turizm profesyonellerinin Avrupa'daki fuar ve tanıtım çalışmalarını hızlandırması muhtemel görünüyor. Ek olarak, Gümrük Birliği revizyonunun bölgede üretilen avokado ve muz gibi tarım ürünlerinin Avrupa pazarlarına ihracatında yeni lojistik kapılar açabileceği değerlendiriliyor.
ENERJİ GÜVENLİĞİ VE BÖLGESEL İSTİKRAR
Türkiye'nin dev enerji terminalleriyle Avrupa için güvenilir bir transit merkezi haline geldiği toplantıda bir kez daha yayımlandı. Öte yandan Gazze ve Batı Şeria'da yaşanan krizlerin bölgesel istikrarı bozduğu, bu durumun doğrudan Avrupa'yı etkileyen düzensiz göç ve enerji sorunlarına yol açtığı aktarıldı. İsrail'in ihlallerinin durdurulması ve ikinci aşamaya geçilmesi için uluslararası toplumun acil önlem alması gerektiği yinelendi.