Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde devam eden hukuki ve siyasi liderlik tartışmalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkgün gazetesine konuşan Bahçeli, mahkeme kararı doğrultusunda Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık gereklerini yerine getirmesi gerektiğini savundu. Kılıçdaroğlu'nun genel merkeze dönerek partiyi toparlaması ve dağınıklığı gidermesi gerektiğini belirten MHP lideri, bu sürecin bir çöküş değil, demokrasinin yeniden inşası olması gerektiğini vurguladı.
CHP İÇİN NEDEN 9 EYLÜL ÖNERİLDİ?
Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçmişte dile getirdiği ahlaki değerlerin korunması yönündeki açıklamalarını hatırlatan Bahçeli, bu durumun partinin kuruluş ilkelerinden uzaklaştığının bir ikrarı olduğunu ifade etti. Çözüm yolu olarak partinin mali, hukuki ve idari yönden denetlenmesini öneren Bahçeli, mevcut üye yapısının yenilenmesi gerektiğine dikkat çekti. Bu yenilenmenin ardından büyük kongreye gidilmesini tavsiye eden Bahçeli, tarih olarak CHP'nin kuruluş yıl dönümü olan 9 Eylül'ü işaret etti.
SOKAK EYLEMLERİ VE BÖLÜNME UYARISI
Kongre sürecini yönetecek ismin Kılıçdaroğlu olduğunu aktaran Bahçeli, il ve ilçe kongrelerinin ardından yapılacak büyük kurultayda çıkacak sonuca herkesin saygı duyması gerektiğini dile getirdi. Özgür Özel ve ekibine de mesaj gönderen MHP lideri, parti içindeki krizin sokak eylemlerine dönüşmemesi konusunda net bir uyarıda bulundu. Bu tür çatışmaların sadece parti içinde kalmayıp Türk demokrasisinde yaralı bir hafıza bırakacağından endişe ettiklerini sözlerine ekledi.
SİYASİ KULİSLERDEKİ YENİ PARTİ İDDİALARI NASIL YANKILANDI?
Ana muhalefet partisindeki mutlak butlan krizinin ardından gündeme gelen 'yeni parti kurulacağı' yönündeki iddialar, Ankara siyasetinin en sıcak başlıkları arasında yer alıyor. Bahçeli, kamuoyunda tartışılan bu ihtimallere karşı çıkarak, beklentilerinin bölünmüş değil; aksine kenetlenmiş, yüklerinden arınmış ve millete hizmet eden bir CHP olduğunu vurguladı. Geçici makam mücadeleleri uğruna kurumsal kimliğin yıpratılmasının ve tabanın kutuplaştırılmasının tarih önünde ağır bir siyasi sorumluluk doğuracağının altını çizdi.