Antalya'nın Döşemealtı ilçesindeki Karain Mağarası'nda yürütülen arkeolojik kazılar, bölgede yüz binlerce yıl önce filler, su aygırları ve gergedanların yaşadığını ortaya koydu. Kültür ve Turizm Bakanlığının yayımladığı bilimsel kazı raporlarında, su aygırlarına ait çene ve diş kalıntılarının tür düzeyinde tanımlandığı görülüyor. Mağarada 2017 yılında bulunan yaklaşık 350 bin yıllık büyük memeli kemiği ise Antalya'nın tarih öncesi hayvan çeşitliliğine ilişkin önemli buluntular arasında yer alıyor.

ANTALYA'DA SU AYGIRLARININ YAŞADIĞI BİLİMSEL OLARAK BELGELENDİ

Karain Mağarası'ndaki araştırmalar, Antalya'nın geçmişte günümüzdekinden farklı hayvan topluluklarına ev sahipliği yaptığını gösteriyor. Kazılarda fil, su aygırı ve gergedan gibi büyük memelilerin yanı sıra farklı etçil ve otçul hayvanlara ait kalıntılar da tespit edildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığının 41. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu kapsamında yayımladığı kazı sonuçları raporu, özellikle su aygırlarına ilişkin önemli bir bilimsel ayrıntı içeriyor. Raporda, Karain Mağarası'nda bulunan bir yavru su aygırına ait sol alt çene ve dişlerin Hippopotamus amphibius türüyle ilişkilendirildiği belirtiliyor.

Bilimsel rapora göre söz konusu kalıntı, mağarada o tarihe kadar tespit edilen ilk yavru su aygırı örneği olma özelliğini taşıyor. Daha önceki kazılarda da aynı hayvan grubuna ait fosillerin bulunmuş olması, Antalya'nın tarih öncesi faunasına ilişkin bilgileri güçlendiriyor.

350 BİN YILLIK KEMİK HANGİ HAYVANA AİT?

Karain Mağarası'ndaki en önemli keşiflerden biri 2017 yılında gerçekleştirildi. Anadolu Ajansının 7 Ağustos 2017 tarihli haberine göre kazı ekibi, mağaranın E gözü olarak adlandırılan bölümünde yaklaşık 350 bin yıllık olduğu değerlendirilen büyük bir memeliye ait kalça kemiği buldu.

Dönemin Karain Mağarası Kazı Başkanı ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Taşkıran, yaklaşık 50 santimetre çapındaki kemiğin fil, gergedan veya su aygırına ait olabileceğini açıkladı. Taşkıran, ilk incelemelerde hayvanın türünün kesin olarak belirlenemediğini ve uzman değerlendirmesine ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.

Bu nedenle 2017 yılında bulunan büyük kalça kemiğini doğrudan fil veya su aygırı fosili olarak tanımlamak bilimsel açıdan doğru değil. Ancak mağaradaki diğer hayvan kalıntıları, bu büyük memelilerin bölgedeki tarih öncesi varlığına ilişkin önemli kanıtlar sunuyor.

ANTALYA'NIN ESKİ İKLİMİ HAKKINDA NE SÖYLÜYOR?

Karain Mağarası'ndaki fosiller yalnızca geçmişte yaşayan hayvan türlerini belirlemek açısından önem taşımıyor. Bulgular, Batı Akdeniz'in yüz binlerce yıl önceki çevre koşullarının araştırılmasına da katkı sağlıyor.

Su aygırlarının yaşamlarını büyük ölçüde su kaynakları çevresinde sürdürmesi, Antalya'da geçmişte bu hayvanların ihtiyaçlarını karşılayabilecek sulak yaşam alanlarının bulunduğunu düşündürüyor. Bununla birlikte fosillerin varlığı, bölgenin tamamının sürekli sıcak ve sulak bir iklime sahip olduğunu tek başına kanıtlamıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığının Karain Mağarası tanıtımında da bitki ve hayvan kalıntılarının Batı Akdeniz'in eski çevresinin anlaşılmasında önemli rol oynadığı vurgulanıyor. Farklı dönemlere ait fosiller, bölgenin çevresel değişiminin araştırılmasında bilim insanlarına veri sağlıyor.

MAĞARA ASLANI VE YAVRU SU AYGIRI DA BULUNDU

Karain Mağarası'nın hayvan çeşitliliğine ilişkin bilimsel bulguları, fil ve su aygırı kalıntılarıyla sınırlı değil. Kültür ve Turizm Bakanlığının yayımladığı kazı raporunda, yaban kedisi ve mağara aslanına ait fosillerin de tanımlandığı belirtiliyor.

Raporda, mağara aslanına ait dişsiz alt çene kemiğinin Anadolu'nun Pleistosen Dönemi hayvan toplulukları açısından önemli olduğu ifade ediliyor. Buluntunun, Avrupa'da yaklaşık 350 bin ile 300 bin yıl öncesine tarihlenen Panthera spelaea intermedia alt türüyle ilişkilendirildiği aktarılıyor.

Bu veriler, Karain çevresinde farklı beslenme ve yaşam özelliklerine sahip büyük memelilerin bulunduğunu gösteriyor. Ancak fosillerin farklı jeolojik katmanlardan gelmesi nedeniyle bütün bu hayvanların aynı dönemde ve aynı alanda birlikte yaşadığı sonucuna varılamıyor.

KARAİN MAĞARASI'NDA 500 BİN YILLIK İNSANLIK TARİHİ

Karain Mağarası'nı bilim dünyasında önemli kılan bir başka özellik, insan yerleşimine ilişkin çok eski kanıtlar barındırması. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Türkiye Müzeleri kayıtlarına göre mağara, yaklaşık 500 bin yıl öncesine uzanan insan yaşamının izlerini taşıyor.

1946 yılında başlayan bilimsel kazılar, mağaranın Anadolu ve Yakın Doğu'nun önemli Paleolitik merkezlerinden biri olduğunu ortaya koydu. Mağarada bulunan taş aletler, insan kalıntıları ve işlenmiş hayvan kemikleri, tarih öncesi toplulukların yaşam biçimlerinin araştırılmasına katkı sağlıyor.

Anadolu Ajansının 7 Ağustos 2019 tarihli haberine göre Karain Mağarası'nda yaklaşık 350 bin yıllık bir el baltası da bulundu. Kazı Başkanı Prof. Dr. Harun Taşkıran, iki tarafı keskin olan taş aletin avcılık ve günlük işlerde kullanılmış olabileceğini değerlendirdi.

Döşemealtı'ndaki kongrede Antalyaspor'a 55 daire müjdesi
Döşemealtı'ndaki kongrede Antalyaspor'a 55 daire müjdesi
İçeriği Görüntüle

Bu buluntu, mağaranın yalnızca hayvan fosillerinin biriktiği bir alan olmadığını, aynı zamanda tarih öncesi insanların yaşadığı ve çeşitli faaliyetler gerçekleştirdiği bir yerleşim merkezi olduğunu gösteren kanıtlar arasında bulunuyor.

2024 KAZILARINDA DA ÖNEMLİ BULUNTU ELDE EDİLDİ

Karain Mağarası'ndaki bilimsel çalışmalar sonraki yıllarda da yeni veriler ortaya çıkardı. Kültür ve Turizm Bakanlığının yayımladığı 45. Kazı Sonuçları Toplantısı bildirilerinde, 2024 yılı kazılarında yaklaşık 370 bin ile 350 bin yıl öncesine tarihlenen jeolojik bağlamda bir insan dişi bulunduğu bilgisi yer alıyor.

Bilimsel değerlendirmede, söz konusu buluntunun erken Neandertal varlığı açısından önem taşıdığı belirtiliyor. Araştırmacılar, bu döneme ait insan kalıntılarının Anadolu ve Avrupa'da oldukça sınırlı sayıda belgelenmiş olmasına öne çıkıyor.

Böylece Karain Mağarası, hem tarih öncesi hayvan topluluklarının hem de erken insan topluluklarının araştırılabildiği önemli arkeolojik merkezlerden biri olmayı sürdürüyor.

KARAİN MAĞARASI NEREDE, NASIL GİDİLİR?

Karain Mağarası, Antalya'nın Döşemealtı ilçesine bağlı Yağca Mahallesi sınırlarında bulunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının resmî tanıtımına göre mağara, Antalya kent merkezinin yaklaşık 27 kilometre uzağında, deniz seviyesinden 430-450 metre yükseklikte yer alıyor.

Eski Antalya-Burdur karayoluna yaklaşık 5-6 kilometre mesafedeki mağara, arkeolojik değerinin yanı sıra Antalya'nın kültür turizmi açısından da önemli ziyaret noktalarından biri.

Türkiye Müzeleri'nin resmî ziyaretçi sayfasında Karain Mağarası için açılış saati 08.00, kapanış saati 19.00 ve gişe kapanış saati 18.30 olarak belirtiliyor. Aynı kayıtta mağaranın haftanın her günü ziyarete açık olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için Müzekart'ın geçerli olduğu bilgisi bulunuyor. Ziyaret öncesinde güncel saatlerin kontrol edilmesi gerekiyor.

YENİ KEŞİF DEĞİL, YILLARA YAYILAN BİLİMSEL ARAŞTIRMALARIN SONUCU

Antalya'da filler ve su aygırlarının yaşadığına ilişkin bilgiler, 2026 yılında ilk kez ortaya çıkarılmış yeni bir keşfe dayanmıyor. Karain Mağarası'nda 1946'dan bu yana sürdürülen kazılarda elde edilen fosiller, farklı yıllarda yayımlanan bilimsel raporlarla kayıt altına alındı.

Özellikle 2017 yılındaki büyük memeli kemiği, 2019 yılında duyurulan 350 bin yıllık taş alet ve sonraki kazılarda incelenen hayvan fosilleri, Antalya'nın yüz binlerce yıllık doğal ve kültürel geçmişine ilişkin birbirini tamamlayan bilgiler sunuyor.

Karain Mağarası'nın önemi de burada ortaya çıkıyor. Aynı arkeolojik alanda hem tarih öncesi insanların kullandığı aletler hem de günümüzde Antalya'da yaşamayan büyük hayvan türlerine ait kalıntılar araştırılabiliyor.

Kaynak: Haber Merkezi