Alanya Haberleri

Antalya ve Alanya'daki sel facialarının nedeni belli oldu

Antalya ve Alanya’da son dönemde yaşanan sel ve su baskınlarının ardından Ziraat Mühendisi Ayşe Metin’den dikkat çeken açıklama geldi. Dere yataklarındaki atıklar ve yetersiz temizlik taşkın riskini büyütüyor.

Abone Ol

Antalya’da son aylarda peş peşe yaşanan sel ve su baskınlarının ardından gözler dere yataklarına çevrildi. Ziraat Mühendisi Ayşe Metin, özellikle ıslah edilmeyen ve atıkla dolan dere yataklarının taşkın riskini büyüttüğünü söyledi. Alanya’da da belediyenin yeniden başlattığı dere temizliği çalışmaları, benzer riskin kentte de ciddiye alındığını gösterdi.

Antalya genelinde ocak ve şubat aylarında etkili olan kuvvetli yağış, hortum ve su baskınları tarım alanlarında ve yerleşim bölgelerinde ciddi hasara yol açtı. Özellikle Kumluca’daki taşkınlar ve Alanya’daki dere taşmaları, sadece yağmurun şiddetini değil, altyapı ve dere yataklarının durumunu da yeniden tartışmaya açtı.

UZMANDAN DİKKAT ÇEKEN TESPİT

Ziraat Mühendisi Ayşe Metin, sel-su baskınlarının yalnızca yoğun yağışla açıklanamayacağını, bazı bölgelerde dere yataklarının yeterince temizlenmemesi ve içlerinin atıklarla dolmasının felaketi büyüttüğünü söyledi. Metin’e göre Kumluca’da büyük zarara yol açan taşkında, suyun doğal akışını engelleyen bitki artıkları, pestisit kutuları, biyolojik atıklar ve sazlıklar etkili oldu.

Yani mesele biraz da şu: Su kendi yolunu bulamadığında, önüne ne çıkarsa orayı zorluyor. O zaman da dere yatağı taşıyor, sera doluyor, yol kapanıyor, zarar katlanıyor.

HASAR HEM TARIMI HEM GÜNLÜK YAŞAMI VURUYOR

Metin, sel sonrası hasarın hemen netleşmediğini, özellikle sera üretiminde suyun çekilmesinin beklendiğini anlattı. İlk aşamada geçici tespit yapıldığını, ardından ürünün devam edip edemeyeceğinin ve yeniden ekim gerekip gerekmediğinin belirlendiğini ifade etti. Hortum ve fırtına hasarında tablo daha görünür olsa da, su baskınlarında gerçek zarar çoğu zaman su çekildikten sonra ortaya çıkıyor.

Bu da çiftçi için doğrudan gelir kaybı anlamına geliyor. Antalya’da üretici için konu sadece tarladaki su değil; fide, gübre, ilaç, işçilik, nakliye… Hepsi bir anda boşa gidebiliyor. Alanya ve çevresinde pazara çıkan sebze-meyvenin fiyatına kadar uzanan bir etkiden söz ediliyor. Bir yağmur yağıyor, faturası günler sonra sofraya geliyor.

ALANYA’DA DA GÖZLER DERE YATAKLARINDA

Alanya’da şubat ayındaki kuvvetli yağışların ardından Dim Çayı, Oba Çayı ve bazı dere hatlarında taşkın riski gündeme gelmişti. Alanya Belediyesi de yağış sonrası yaptığı açıklamada dere yataklarında temizlik çalışmalarına yeniden başladığını, özellikle Hacet bölgesinde yeni yağışlarda taşkın riski oluşabileceği uyarısını paylaştı.

Belediyenin verdiği bilgiye göre, 2026’nın ilk 40 gününde düşen yağış miktarı, 2025 yılının tamamında kaydedilen yağışı geçti. Bu veri tek başına bile, Alanya’da yalnızca yağmur miktarının değil, suyun kent içinde nasıl yönetildiğinin de belirleyici olduğunu gösteriyor.

ASIL TARTIŞMA: YAĞIŞ MI, İHMAL Mİ?

Antalya ve Alanya’daki son tabloya bakıldığında uzmanların ve yerel yöneticilerin işaret ettiği ortak başlık aynı: dere yataklarının açık tutulması, düzenli temizlenmesi ve kontrolsüz atık dökümünün önlenmesi. Sadece beton ıslah çalışması yapmak yetmiyor. Dereyi kirleten atık devam ederse, su yine kendine başka bir yol açıyor.

Bir başka sorun da şu; taşkın riski olan alanlarda zamanında müdahale yapılmadığında, küçük bir su birikmesi bir anda afete dönüşebiliyor. Özellikle sera bölgeleri, dere kenarındaki yollar ve alçak kotlu mahalleler bu yüzden daha kırılgan hale geliyor.

“ÜÇ AKTÖR BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”

Ayşe Metin, kalıcı çözüm için üç başlığa işaret etti: çiftçinin duyarlılığı, denetim mekanizmasının çalışması ve sorunlu alanların iyileştirilmesi. Bu üç ayağın eksik kalması halinde tarımsal üretimin sürdürülebilir olmayacağını vurguladı.

Aslında söylenen çok net. Dere temizlenecek, atık atılmayacak, riskli bölge denetlenecek. Olmazsa…

Antalya’daki sel ve su baskınları sonrası ortaya çıkan tablo, bundan sonraki yağışlı dönemler için de açık bir uyarı niteliği taşıyor. Alanya dahil birçok noktada tartışma artık sadece “ne kadar yağmur yağdı” sorusundan ibaret değil; o suyun önüne ne çıktı sorusu da en az onun kadar önemli hale gelmiş durumda.