Dünya

Konserve ton balıklarında alarm veren cıva seviyesi

Fransa merkezli Bloom'un yaptığı araştırmada, Avrupa'da incelenen 148 konserve ton balığının tamamında sağlığı tehdit eden oranlarda cıva tespit edildi.

Abone Ol

Fransa merkezli çevre kuruluşu Bloom tarafından gerçekleştirilen ve Noklapja dergisinde yayımlanan son araştırma, Avrupa pazarındaki deniz ürünlerinde yaşanan ağır metal kirliliğini gözler önüne serdi. Sözcü'nün aktardığı habere göre, farklı Avrupa ülkelerinden toplanan 148 konserve ton balığı üzerinde yapılan laboratuvar testleri sonucunda, ürünlerin yüzde 100'ünde cıva kalıntısına rastlandı.

Araştırma verileri, incelenen konservelerin yüzde 57'sinin genel balık türleri için referans alınan 0,3 mg/kg'lık katı cıva sınırını aştığını gösterdi. Avrupa Birliği'nin (AB) ton balığı özelinde uyguladığı yasal sınır 1 mg/kg olsa da, Bloom raporu bu eşiğin halk sağlığını korumada yetersiz kaldığını bildirdi. Sadece iki yerel üründe cıva oranının 0,16 ve 0,21 mg/kg seviyesinde kalarak güvenli aralıkta olduğu açıklandı.

REKOR SEVİYE PARİS'TE BULUNDU

Rapordaki en yüksek cıva yoğunluğu, Paris'teki bir Carrefour City mağazasından temin edilen "Petit Navire" markalı konserve ton balığında ortaya çıktı. Bu üründeki cıva miktarının 3,9 mg/kg olduğu, söz konusu değerin AB'nin resmi üst sınırının yaklaşık dört katına denk geldiği açıklandı. Ayrıca Fransa genelinde satışı yapılan üç farklı konserve markasının daha 1 mg/kg'lık yasal limiti doğrudan aştığı kayıtlara geçirildi.

CIVA BİRİKİMİ NEDEN ARTIYOR?

Tarım ve gıda endüstrisi mühendisi Xavier Lefebvre, balıklardaki ağır metal oranının canlının türüne, yaşına ve avlanma bölgesine göre değişiklik gösterdiğini açıkladı. Uzmanlara göre, ton balığı gibi uzun ömürlü ve büyük yırtıcı türler, besin zincirinin üst basamaklarında yer aldıkları için vücutlarında daha fazla çevresel cıva biriktiriyor.

Tüketicilerin ağır metal riskini en aza indirmek için beslenme rutinlerinde sardalya gibi küçük ve kısa ömürlü balık türlerine yönelmesinin daha güvenli bir alternatif oluşturduğu vurgulanıyor. AB'nin büyük balık türleri için daha esnek yasal limitler belirlemesinin temelinde de, canlıların doğasından kaynaklanan bu biyolojik birikim mekanizması yatıyor.