JEOFİZİK Mühendisleri Odası Ankara Onur Kurulu Üyesi İhsan Erman Kaptanoğlu, 6 Şubat 2023’te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin, yalnızca büyük bir yıkım değil, Türkiye'nin afet yönetimi ve denetim anlayışındaki eksikleri de gözler önüne serdiğini açıkladı. Kaptanoğlu ile yaptığımız röportajda, 6 Şubat depremlerinin bilimsel boyutunu, kamuoyunda oluşan algıyı, merkezi ve yerel yönetimlerin sorumluluklarını ve Alanya özelinde deprem riskini tüm açıklığıyla ele aldık.
- 6 Şubat depremlerini bilimsel açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye için neyi değiştirdi?
6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde 9 saat arayla yaşanan 7.7 ve 7.6 büyüklüklerindeki depremler ve sonrasındaki artçı depremler 15 milyona yakın nüfusun yaşadığı 11 ilimizde (Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Kilis, Şanlıurfa, Adana, Osmaniye, Diyarbakır, Elazığ) büyük bir yıkıma ve can kaybına yol açmıştır. Bu deprem, beklenen bir depremdi. Bu yüzden 2020 yılında AFAD Başkanlığı bu sebeple İl Risk Azaltma Planları'nda (İRAP), Kahramanmaraş ilini pilot il seçmiş, birçok kurumu bu planlara dahil etmiş ve sorumlu kılmıştır. Fakat bu organizasyonların sahada maalesef verimli olamadığı 6 Şubat 2023 Gaziantep-Kahramanmaraş depremlerinde meydana çıkmıştır. 2020 yılından depremin olduğu güne kadar bölgedeki sorumlu kurumların yeteri kadar hazırlık yapmadığı deprem sonrasındaki kaos ortamından anlaşılmıştır. Bu deprem ile Türkiye'nin büyük çoğunluğunun içinde bulunduğu Anadolu mikro levhası, Arap levhasının ittirmesi ile yaklaşık 11 metre kuzey batı yönüne doğru ötelenmiştir. Yani Türkiye'nin coğrafi konumu yaklaşık 11 metre Yunanistan'a doğru yanaşmıştır. Bu depremin gücünü anlatmak için yeterlidir diye düşünüyorum.
TOPLUMDA KORKU VE PANİK ARTTI
- Sizce kamuoyunda deprem farkındalığı gerçekten arttı mı, yoksa zamanla unutuluyor mu?
Kamuoyunda deprem farkındalığı aslında hiç bir zaman artmadı. Artan şey sadece korku ve panik oldu. Korku ve panik de zaman geçtikçe unutulan bir travma haline evrildi.
- 6 Şubat bize en çok hangi gerçeği hatırlattı?
6 Şubat bize tekrardan bir deprem ülkesi olduğumuzu hatırlattı. Artık deprem yönetmeliklerimizi güncellememiz gerektiğini, bunları uygulayan ve denetleyen kurumların aklını başına toplayıp kendini çağın yeterliliğine adapte olması gerektiğini hatırlattı.
RİSK YETKİLİLERE ÇOK ÖNCEDEN AKTARILMIŞTI
- Yerel yönetimler ve merkezi idare deprem konusunda sizce yeterli dersleri çıkardı mı?
Bu deprem üzerinden iki yıl geçti. Bu depremi artık milat kabul etmeliyiz. Türkiye, deprem koordinasyonu konusunda önemli yol kat etmesine rağmen halen büyük eksiklikleri gözlemliyoruz. AFAD koordinesinde risk yönetimi kurularak, kurumlarımızın ve vatandaşlarımızın bütünleşik afet yönetim sistemi ile organize olması ve müdahale ve risk azaltma alt sistemlerini oluşturması gibi organizasyonlar faydalı birer örnektir. Özellikle Kahramanmaraş ve çevresindeki tarihsel depremlere bakıldığında deprem tekrarlama periyotlarının dolduğu ve bölgede artık büyük bir deprem üretme potansiyelinin mevcudiyeti yerbilimciler tarafından yetkililere depremden çok önce aktarılmıştı. Halen imar affından bahsediliyor. İmar affı ile yapıların denetimini vatandaşa bırakan uygulama ile mühendislik hizmeti almamış, kaçak, iskansız, deprem anında ölüm saçacak yapılar kat mülkiyeti koruması altına alınmıştır. Bu ve bunun gibi uygulamalardan bir an önce vazgeçilmelidir.
Ayrıca artık göstermelik deprem tatbikatlarının bırakılması ve kamuda denetimi sağlayacak istihdamın sağlanması gerekmektedir. Karayolları Genel Müdürlüğü gibi önemli bir kurumda bile Jeofizik Mühendisi istihdamı yoktur. Çöken göçen yolların neden bu hale geldiği jeofizik mühendisi istihdam etmeme liyakatsizliğinin bir sonucudur. Halen Antalya ili içerisindeki belediyelerin bir çoğunda jeofizik mühendisi istihdamı yoktur.
- Bilim insanlarının uyarıları bugün ne kadar dikkate alınıyor?
Bir bilim konseyi kuruldu. Fakat bu konseyin etkinliği tartışılır. Bilim insanlarının uyarılarının dikkate alınması önemlidir fakat önemli olan bu uyarıların, yerel idare ve devlet kurumları ile uygulanmasıdır.
'EN BÜYÜK ENGEL LİYAKATSİZLİK'
- Depremin meydana getirdiği kayıpları azaltmanın önündeki engeller nelerdir?
Bu sorunun aslında tek bir kelimelik cevabı var: Liyakat. Afetlerle ilgili kurumlar ve belediyelerde işlerinde uzman yer bilimcilerin çalıştırılmaması, bina yapımı öncesinde zemin ile ilgili ne gibi önlemlerin alınacağı hakkında gerekli önlemlerin alınmadığını gösterir. Bu en büyük engeldir; çünkü bu kurum ve belediyelerde zeminin depremde nasıl bir davranış göstereceği ile ilgili liyakatli bir yönetici yoktur. Ve bu denetim eksikliğinden dolayı yapılar zemin ile ilgili gerekli önlemler alınmadan yapılır ve depremlerde zarar görür veya yıkılırlar. Alanya'da böyle bir denetim olduğu için şanslıyız diyebiliriz.
- Alanya ve çevresi aktif fay hatları açısından nasıl bir bölgede yer alıyor?
Alanya, deprem riski bakımından Akdeniz'de yer alan faylarla bağlantılı olarak risk altındadır. Alanya'yı etkileyebilecek fay sistemleri, Yunanistan'dan başlayıp, Girit Adası'nın güneyinden yay yaparak, Fethiye Körfezi'nden Türkiye içlerine yönelen Hellen Yayı ve Doğu Anadolu Bölgesi'nden başlayıp, Kıbrıs'ın güneyinden yay yaparak, yine Fethiye Körfezi içlerine doğru dalım yapan Kıbrıs Yayı'dır. Hellen Yayı (Girit Yayı), Afrika Levhası'nın Ege denizi altına daldığı alanda oluşan aktif deprem ve volkan üreten bir tektonik alandır. Hellen Yayı boyunca Afrika Plakası, Anadolu Plakası'nın altına dalmakta olup, her yıl Anadolu Plakası'nı yaklaşık 23mm batıya doğru döndürmektedir. Ayrıca Alanya merkezi odak noktası alırsak, 100 km çapında bir daire çizelim, bu daire içerisinde MTA tarafından tespit edilmiş herhangi bir diri fay bulunmamaktadır. Akdeniz'de özellikle Antalya Körfezi'nde tam manasıyla bir fay araştırması MTA tarafından yapılmamıştır. İvedilikle böyle bir çalışmanın yapılması, körfezde yer alan diri fayların tespit edilmesi ve diri fay haritalarına işlenmesi gerekmektedir. Alanya merkeze en yakın diri faylar yaklaşık 130 km kuzey-doğu yönünde yer alan Mut Fay Sistemi ve yaklaşık 110 km batı yönünde yer alan Aksu Bindirme Sistemi'dir. Özellikle Aksu Bindirme Sistemi'nde sismik boşluk olarak adlandırdığımız uzunca bir süredir hareket olmaması bu fay sistemini dikkatli izlememiz gerektiğini göstermektedir.
'SİSMİK AKTİVİTE DİKKATLE İZLENMELİ'
- Alanya'yı etkileyebilecek en olası deprem senaryoları nelerdir?
Alanya'yı genellikle Akdeniz içerisinde yer alan ve Hellen-Kıbrıs Yayı'nın körfeze yakın kesimlerinde yer alan Aksu Bindirme Sistemi ile ilişkili ve sismik boşluk olarak adlandırılan kıyıdan yaklaşık 20-60 km açığındaki bölge etkilemektedir. Bizim hissettiğimiz sarsıntıların çoğunluğu bu bölge kaynaklıdır. Bu bölgede oluşabilecek 6,5 ve daha büyük depremler Alanya'da yıkıma yol açmasa bile, özellikle gevşek zeminlerde yer alan ve eski yapılarda hasar verebilecek bir özelliktedir. Bu yüzden Gazipaşa-Aksu arasındaki kıyı şeridinin 20-50 km açıkları arasındaki mesafeler dikkatle gözlenmeli ve buradaki sismik aktivite dikkatle izlenmelidir.
- Alanya'yı diğer Akdeniz ilçelerinden ayıran jeolojik özellikler var mı?
Evet, vardır. Alanya'nın özellikle kuzeyinde çokça çeşitli kaya yapısı bulunduğu için jeolojik olarak zengin bir coğrafyadır. Akdeniz'in çoğu il ve ilçesinde bu kadar çeşitli kaya formasyonu çeşitleri bulunmaz. Ayrıca Alanya jeomorfolojik yapısı itibariyle kuzeyde Toros Dağları, güneyde ise Akdeniz arasında kalmış bir bölgedir. Toros Dağları ile deniz arasındaki mesafe de yaklaşık 5 km'lik bir mesafe olduğu için Alanya içerisinde genelde alüvyon çökelleri ile karşılaşmaktayız. Antalya'da ise durum farklıdır Antalya deniz seviyesinden daha yüksek ve arkası açık bir coğrafyada kaldığı için o bölgenin genelinde traverten kayaçlarından vardır.
'KIYI KESİMLERE VE EĞİMİN ÇOK OLDUĞU YERLERE DİKKAT EDİLMELİ'
- Zemin yapısı açısından Alanya'nın riskli bölgeleri bulunuyor mu?
Alanya'nın zemin açısından riskli bölgeleri vardır. Genel bir ifade kullanmak gerekirse, denize yakın sahil kesimleri, dere ve ırmak kenarları gibi suya doygun alüvyon zeminlerin olduğu bölgeler zeminin taşıma gücünün düşüklüğü ve sıvılaşma potansiyeli bakımından riskli bölgelerdir. Bu bölgelerde yapılaşmalar daha dikkatli ve gerekli mühendislik tedbirleri alınarak yapılmalıdır. Bunun dışında Alanya'nın özellikle kuzey bölgesinde eğimin çok olduğu yerlerde heyelan riski barındıran yerler vardır.
- Alanya'daki mevcut yapı stoku sizce depreme ne kadar dayanıklı?
Alanya'da 2000 yılından önce inşa edilen yapıların günümüzde yürürlükte olan deprem yönetmeliğine uygun olmadığı bir gerçektir. Fakat bu yapılar 2000 yılından önceki deprem yönetmelikleri çerçevesinde inşa edildiği için herhangi bir deprem yönetmeliğine uygun yapılmadığını söyleyemeyiz. Tartışılması gereken konu o dönemde uygulanan deprem yönetmeliğinin ne kadar yeterli olduğudur. Kişisel görüşüm son yapılan güncellemelerle, bilim ve teknoloji alanındaki yeniliklerle birlikte yeni deprem yönetmeliğinin çok daha verimli ve sağlıklı olduğudur. Binaların güvenli bir bina olarak adlandırılabilmesi için sadece zemin durumu değil binada kullanılan malzemelerin kalitesi de önemlidir. Özellikle beton ve demirin birlikteliğinden oluşan taşıyıcı sistemin güvenilirliği büyük önem arz etmektedir. Eski yapılarda kullanılan demirin kalitesi düşük olmakla birlikte genellikle hurda demir ve düz demir kullanılmaktaydı. Son deprem yönetmeliğine göre yapılan yapılarda demirin kalitesi arttırılmış ve nervürlü (tırtıklı) demir kullanılarak demirin betona tutunluğunun arttırılması sağlanmıştır. Aynı şekilde betonun kalitesinin arttırılması da zorunlu hale getirilmiş ve hazır beton uygulamasına geçilmiştir. Donatılarda kullanılan bu iki malzemenin kalitesi yapının güvenliği bakımından önemli hususlardır.
'YUMUŞAK KAT SORUNU'
- Özellikle hangi mahalleler ya da yapı tipleri daha riskli?
Mahalle ismi ile genellemek doğru olmaz fakat sahile ve derelere yakın yerler ile eğimin yüksek olduğu bölgeler diğerlerine göre daha risklidir. Depremlerin yıkıcılığı zemin ile yapı arasındaki ilişkinin bir sonucudur. Burada pek önemsenmeyen fakat aslında çok önemli olan bir husus vardır, bu da "YUMUŞAK KAT" sorunudur. Bu olay genellikle zemin katı iş yeri olarak kullanılan binalarda karşımıza çıkmaktadır. Çünkü bu binalarda ticari verimliliği artırmak amacıyla, zemin kat yüksekliği diğer katlardan daha yüksek olarak tasarlanmaktadır. Ayrıca çoğunlukla konut olarak kullanılan bu binalarda üst katlarda yoğun olarak kullanılan dolgu duvarlar, zemin katta tamamen veya büyük oranda kaldırılmaktadır ve yerine cephe boyunca camlar yerleştirilmektedir. Binaların zemin kat yüksekliğinin artması, zemin katın ötelenme rijitliğini düşürerek, zemin katta oluşan göreli kat ötelemelerini arttırmaktadır. Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi, Alanya'da da bazı binaların özellikle dükkan katlarındaki duvarlar kırılıp, yerlerine boydan boya cam yapılması veya kolon ve kiriş düzensizlikleri gibi olgular, YUMUŞAK KAT dediğimiz problemi doğurmakta olup, yumuşak kat düzensizliği betonarme binalarda yaygın olarak görülmekte ve depremlerde binaların ağır hasarlar almasına neden olmaktadır. Deprem hasarları incelendiğinde, birçok binanın göçmesinde bu düzensizliğin etkili olduğu belirtilmektedir.
- Kentsel dönüşüm Alanya'da yeterli hızda ilerliyor mu?
Kentsel dönüşüm bakımından Alanya diğer yerlere göre daha olumlu bir davranış sergilemektedir. Özellikle belediyenin parsel bazında değil ada bazında dönüşüm çalışmaları takdire şayan çalışmalardır.
'DEPREM BİLİM KURULLARI KURULMALI'
- Alanya gibi turizmin yoğun olduğu bir kentte deprem riski nasıl ele alınmalı?
Deprem sonrasındaki yaraları en aza indirmek için, TMMOB'a bağlı meslek odaları, doktorlar, öğretmenler, GSM operatörleri gibi özel kuruluşlara büyük yük düşmektedir. Bu gibi kuruluşlar ve aynı zamanda turizm personelleri özel eğitimden geçirilmelidir. Konusunda uzman olmayan kişilerin yaptığı açıklamalar halkta korku ve paniğe sebep olmaktadır. Bu yüzden her bölgede mutlaka "Deprem Bilim Kurulları" kurulmalı ve gerekli açıklamaların ve bilgilendirmelerin sadece bu bölgedeki kurul üyeleri tarafından yapılması sağlanmalıdır. Gelişmiş ülkelerde her önüne gelenin deprem ile ilgili bilgilendirme ve açıklama yapması gerekli yasalar ile yasaklanmıştır. Bu konu çok önemlidir.
- Sizce oteller ve turistik tesisler deprem güvenliği açısından yeterince denetleniyor mu?
Her yapı gibi onların da aynı şekilde denetlendiğini düşünüyorum.
- Zemin etüdü ve yapı denetimi konusunda Alanya'da eksikler var mı?
Hem zemin ve temel etüt çalışmaları hem de yapı denetim konusunda ufak tefek eksiklikler vardır. Fakat Alanya Belediyesi bu konuda her parselde yapılacak zemin etüt çalışmalarını geçtiğimiz günlerde getirdiği bir kural ile yapılan çalışmalarının tümünün video ile kayıt altına alınmasını istemiştir. Bu da zemin etüt çalışmasının güvenilirliğini arttırmaktadır ve doğrusu da budur.
- Sizce Alanya'da ihmal edilen şeyler var mı?
Alanya'da denetlenmesi gereken en önemli şeylerden biri su kazı güvenliği problemidir. 3 metreden daha fazla kazı yapılması durumunda çevre parsellerdeki yapıların ve yolların güvenliği sağlanması için mutlaka iksa kazık sistemi dediğimiz destek sistemleri uygulanmalıdır. Özellikle kuzeyde yer alan Tepe, Bektaş ve Hasbahçe mahalleleri gibi eğimin yüksek olduğu bölgelerde herhangi bir güvenlik tedbiri almadan 8-10 metrelik kazılar yapılmakta olup bu da çevre parsellerde yer alan mevcut binaların ve yolların zarar görmesiyle sonuçlanmaktadır. Benim önerim belediye içerisinde bir komisyon kurulması ve yapılaşma öncesinde kazı güvenliğinin bu komisyon üyelerince yerinde ve projede denetlenmesidir.
Gülser YİĞİT - Özel Röportaj