Gündem

224 isimden CHP kurultayı hakkındaki yargı kararına tepki

Çeşitli meslek gruplarından 224 kişi, mahkemenin CHP kurultaylarına yönelik 21 Mayıs 2026 tarihli mutlak butlan kararına karşı ortak bir bildiri yayımladı.

Abone Ol

Akademisyen, yazar, sanatçı, sendikacı ve gazetecilerin yer aldığı 224 kişilik bir grup, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kurultaylarına ilişkin alınan son yargı kararına karşı harekete geçti. Yayımlanan ortak bildiriye göre, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 21 Mayıs 2026 tarihinde verdiği "mutlak butlan" kararı, hukuki ve demokratik zeminlerde eleştirildi.

İmza kampanyasının öncülüğünü Seyhan Erdoğdu, Oğuz Oyan, Metin Özuğurlu, Gamze Yücesan Özdemir, Aziz Çelik ve Mustafa Sönmez üstlendi. Hazırlanan metne Korkut Boratav, Yakup Kepenek, Hayri Kozanoğlu, Serdal Bahçe, Filiz Zabcı, Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve Özkan Atar gibi kamuoyunun yakından tanıdığı isimler de destek verdi. Söz konusu kararın genel oy hakkına ve ulusal iradeye yönelik bir müdahale olduğu ifade edildi.

BİLDİRİDE HANGİ İFADELER ÖNE ÇIKTI?

Açıklamada, 19 Mart 2025 tarihinden bu yana CHP'ye yönelik uygulamaların bir "düşman ceza hukuku" niteliği taşıdığı savunuldu. Yargının verdiği mutlak butlan kararının bu süreçte yeni bir aşama olduğu vurgulanarak, siyasal rejimin ve temel hakların tehdit altında olduğu kaydedildi. Metinde ayrıca, parti içi örgüt iradesinin amasız ve fakatsız bir şekilde hakimiyet kurmasının artık bir memleket meselesi haline geldiği belirtildi.

MUTLAK BUTLAN HUKUKEN NE ANLAMA GELİYOR?

Türk hukuk sisteminde mutlak butlan, bir işlemin kurucu unsurlarındaki ağır ve açık eksiklikler sebebiyle baştan itibaren geçersiz sayılması ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaması anlamına geliyor. Siyasi partilerin iç işleyişine ve kurultay kararlarına yönelik bu tür yargısal iptaller, parti bağımsızlığına doğrudan bir müdahale olarak tartışılıyor. Kamuoyuna duyurulan metinde de bu durumun hukuk devleti ilkesini zedelediği aktarıldı.

İmzacılar, yaşanan hukuki süreçlerin yalnızca bir siyasi partiyi değil, tüm demokratik kazanımları hedef aldığını dile getirdi. Bağımsız yargı, kuvvetler ayrılığı ve katılımcı bir parlamento sisteminin Türkiye için zorunluluk olduğu hatırlatılırken, demokratik birikimi zedeleyen adımlara karşı ortak mücadele edilmesi gerektiği duyuruldu.