29 Mart 2009 yerel seçimlerine birkaç hafta ya vardı, ya yoktu. O dönem kaleme aldığım köşe yazılarından ötürü aramızın limoni olduğunu, kendisinin hal ve hareketlerinden sezinlediğim Alanya Belediye Başkanı ve dolayısıyla Alanya Belediye...
29 Mart 2009 yerel seçimlerine birkaç hafta ya vardı, ya yoktu. O dönem kaleme aldığım köşe yazılarından ötürü aramızın limoni olduğunu, kendisinin hal ve hareketlerinden sezinlediğim Alanya Belediye Başkanı ve dolayısıyla Alanya Belediye Başkan Adayı Hasan Sipahioğlu, basın mensuplarını otelinde kahvaltılı bir sunum toplantısına davet etmişti.
Kahvaltıya “akredite” olan gazeteciler arasında ismimi bir gün önce görünce, tüm hazırlıklarımı sabahtan tamamlayıp, saat 08.30’da Damlataş’taki Gardenıa Otel’in önüne dikiliverdim.
Sipahioğlu, bizler halis tereyağını sürdüğümüz sıcak lavaşı, belki de pek çoğunu ilk kez o gün gördüğümüz peynir çeşitlerine çatalımızın ucuyla banarken, kahvaltı boyunca projelerini anlattı, bir daha seçilirse neler yapacağını bizlerle paylaştı.
İtiraf etmeliyim ki, ballı kaymaklı sunumun beni en çok cezbeden projesi, sinevizyon ekranına yansıtılan ve bilgisayarda hazırlandığı belli olan Meyilli Tren Projesi olmuştu.
O günlerde hayli iddialı olan AK Parti’nin adayı Kerim Kılınç’ın “battı çıktı”larına karşı Sipahioğlu’nun Alanya Kalesi’ne inip çıkan Meyilli Tren Projesi beni bir hayli heyecanlandırmıştı.
Gün oldu, devran döndü, kaderin garip bir cilvesi olsa gerek, AK Parti’nin seçim şarkısında olduğu gibi Sipahioğlu “bi daha bi daha” seçiliverdi.
Ama kendi ifadesiyle belediyenin bütün parasını yerin altına yapılan harcamalara ayırdığı için Meyilli Tren Projesi’ni bir türlü hayata geçiremedi.
Başkanın bu zaafından (!) istifade eden muhalefet ise bir gün olsun boş durmadı.
Kah, dönemin Demokrat Parti İlçe Başkanı Yaşar Uysal eline minik bir oyuncak tren alıp Damlataş’ta “Meyilli Tren n’oldu Hasan Başkan” diye sordu, kah MHP İlçe Başkanı Cafer Uyar, usulca “Kara tren gecikir, belki de hiç gelmez” diye mırıldanıp Sipahioğlu’nun yumuşak karnına vurup durdu.
“Dört kere” seçime girip “üç kere” seçimi kazanan Sipahioğlu, “Bi daha aday olsa kazanamaz. Bu yüzden bu dönem siyasete nokta koyar” diyenleri duymazdan geldi, ne zaman projelerinden söz etmeye kalkışsa, “İyi hoş da, meyilli tren n’oldu Hasan Başkan” diyenleri es geçti, 2014 yerel seçimlerine adım adım yaklaşılan şu günlerde, “Kale’ye meyilli tren yapamıyoruz ama canınızı hiç sıkmayın, sizi Kale’ye teleferikle çıkaracağım” deyip ortaya büyük bir bomba atıverdi.
“Kral Çıplak” hikayesinde olduğu gibi, bu projenin terzisi kim, kumaşını kim dokudu, bu kumaş madem bu kadar değerli ama neden görünmez, henüz bilen yok!
“Proje 7 Şubat’ta Alanya Belediye Meclisi’ne gelecek” deniliyor, “Şu anda İmar Komisyonu’nda görüşülüyor” deniliyor, ama ne İmar Komisyonu’ndan bir cevap var, ne de Alanya Belediyesi’nden.
Hatta iş öyle içinden çıkılmaz bir hale dönüştü ki, AK Partili Belediye Başkanı Hasan Sipahioğlu’nun doğal başkanı sayılan AK Parti İlçe Başkanı Hüseyin Güney’in bile projeden haberi yok, iyi mi!
CHP’liler veryansın ediyor, MHP’liler ateş püskürüyor, ama projenin içeriği, kaça mal olacağı, kimin yapacağı, biterse kimin işleteceği, hepsi muamma.
Dün, hazır yalnız yakalamışken Belediye Başkanvekili Kemal Dere’ye Teleferik Projesi’ni soralım dedik.
Kemal Dere, bu konuda kendisinin bilgi veremeyeceğini, ancak şu an izinde olan Hasan Sipahioğlu Alanya’ya geldiğinde bilgi alabileceğimizi söyledi.
İnanın, bizim neyi sorduğumuzu bilmeyen biri o anda Dere’nin odasına girse, Dere’ye “zaman makinesini icat etmişsiniz, nerede saklıyorsunuz?” diye soruyoruz zanneder.
Elbette Dere’nin bu savuşturma yanıtıyla tatmin olmadık, ikinci soruyu patlatıverdik.
“Tamam, hadi bize bilgi vermiyorsunuz. Ama meclis üyelerinin bile projenin içeriğinden haberi yokmuş” dedik.
Dere, geçen hafta Başkan Sipahioğlu ile şehir turu atan, turun son kısmında Alanya Kalesi’ne çıkan meclis üyelerine gereken bilginin yeterince verildiğini belirtti.
İçimden, “Allah Allah. Biz de o gezideydik, Sipahioğlu sadece teleferik direklerinin nereye dikileceğini gösterdi. Acaba bizim bilmediğimiz bir yöntemle başka bilgiler de mi verildi?” dedim.
Dere’nin odasından çıkar çıkmaz (ismi bende saklı) bir meclis üyesini telefonla arayıp, “Abi, Hüseyin Güney’in bile haberi yok, ama siz bilgileri almışsınız” deyip sitem ettim.
“Yok birader, ne bilgisi” diye sözümü kesen meclis üyesi, konuşmasına şöyle devam etti: “O gün sen de oradaydın. Hasan Bey teleferiğin direklerini nereye dikeceğini, kabinlerin nerede duracağını gösterip sonra bizi ekmek arası köfte yemeye götürdü. Bilgiden kasıt buysa, bunları zaten herkes biliyor.”
Son olarak şu meşhur deyimi de ekleyip telefonu kapadı: “Bakarak öğrenilseydi kediler kasap olurdu.”
Teleferik Projesi meselesinde son durum budur.
Başka da diyeceğim yoktur.