Antalya-Derebucak-Beyşehir yolu, karstik polyelerin içinden geçirilerek inşa edildi. Üç yıl sonra göl suları altında kalan projede 2018’de verilen “ÇED gerekli değildir” kararı yeniden tartışma konusu oldu.
İHALE SÜRECİ VE MALİYET DETAYI
Antalya ile Konya’yı birbirine bağlayan Antalya-Derebucak-Beyşehir yolu, yapımının üzerinden kısa süre geçmesine rağmen su baskını nedeniyle ulaşıma kapanınca kamuoyunun gündemine yeniden girdi. Kamu kaynaklarıyla inşa edilen yolun, doğal su toplama alanlarının içinden geçirilmesi eleştirilerin odağında. Projenin ihalesi 2017 yılında tamamlandı. Yol yapım işi 448,5 milyon TL bedelle Makyol’a verildi. Sözleşme tutarı dönemin kuruyla yaklaşık 125 milyon dolara karşılık gelirken, dolar enflasyonu dikkate alındığında bugünkü karşılığının yaklaşık 166,5 milyon dolar seviyesine ulaştığı ifade ediliyor. Antalya-Konya karstik zemin yol projesi maliyeti ise tartışmaların en önemli başlıklarından biri.
KARSTİK ZEMİN UYARILARI DİKKATE ALINDI MI?
Yol güzergâhının, doğal su tutma özelliğine sahip Eynif ve Sobuca polyeleri gibi karstik çöküntü alanlarının içinden geçirilmesi, daha ihale aşamasında meslek odaları ve bazı uzmanlar tarafından riskli bulunmuştu. Karstik drenaj sistemine sahip bu alanların yoğun yağış dönemlerinde doğal göl alanına dönüşebildiği biliniyor. Uzmanlar, karstik zemin üzerinde yapılan büyük ölçekli karayolu projelerinde çevresel etki değerlendirmesinin belirleyici olması gerektiğini vurguluyor.
“ÇED GEREKLİ
DEĞİLDİR” KARARI
Temmuz 2018’de Antalya Valiliği tarafından projeye “ÇED gerekli değildir” kararı verildi. Kararın altında dönemin Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nun imzası yer aldı. Yolun su baskını nedeniyle kapanmasının ardından bu karar yeniden tartışmaya açıldı. Karayolları yetkilileri ise yaşanan durumu “olağanüstü yağışlar” ile açıklıyor. Ancak Antalya-Konya yolunda su baskını ve ÇED süreci tartışmaları, yalnızca meteorolojik gerekçelerle açıklanamayacak iddiaları da beraberinde getirdi.
TARTIŞMALI GÖREV DÖNEMLERİ YENİDEN GÜNDEMDE
Söz konusu kararın ardından Münir Karaloğlu’nun geçmiş görev dönemleri de kamuoyunda yeniden konuşulmaya başlandı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olarak görev yaptığı dönemde sendikal tercihlere yönelik baskı iddiaları basına yansımıştı. Van Valiliği sırasında meydana gelen depremde, daha önce “oturulabilir” izni verilen Bayram Oteli’nin yıkılması uzun süre tartışılmıştı. Bursa Valiliği döneminde Renault fabrikasında işten çıkarılan işçilere destek yürüyüşü yapan metal işçilerine yönelik polis müdahalesi de gündem olmuştu. Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, müdahalenin valilik talimatıyla yapıldığını açıklamıştı.
KAYYIM DÖNEMİ VE SORUŞTURMALAR
Haziran 2020’de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Karaloğlu, aynı zamanda Diyarbakır Valiliği görevini yürüttü. Bu süreçte belediyede özellikle hizmet alımı ihalelerinde pazarlık usulünün tercih edildiği yönünde eleştiriler gündeme geldi. Kayyım döneminde yap-işlet-devret modeliyle tek firmaya verilen entegre katı atık tesisi ihalesi hakkında “ihaleye fesat karıştırma” ve “yolsuzluk” iddialarıyla soruşturma başlatıldığı ve bazı yöneticilerin ifadelerine başvurulduğu bildirildi.
GÖZLER PROJE SÜRECİNDE
Karaloğlu daha sonra mülkiye başmüfettişliğine, ardından İçişleri Bakan Yardımcılığı görevine getirildi. AFAD da bu dönemde kendisine bağlandı. Antalya-Derebucak-Beyşehir yolunda yaşanan su baskını sonrası, doğal su havzası niteliği taşıyan karstik alanlarda yürütülen projelerde çevresel değerlendirme süreçlerinin yeterliliği yeniden sorgulanıyor. Uzmanlara göre, Antalya-Konya yolunun sular altında kalması yalnızca “olağanüstü yağış” gerekçesiyle açıklanamayacak çok boyutlu bir sürece işaret ediyor.