Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016 yılında hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada yeni Adli Tıp Kurumu raporu tamamlandı. Ölümünden 10 yıl sonra mezarından alınan örneklerin de incelendiği raporda, Denizolgun'un yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdiği değerlendirildi. Zehirlenme, boğulma veya fiziksel müdahaleyle öldürüldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunamadığı bildirildi.

ADLİ TIP KURUMU ÖLÜM NEDENİNİ AÇIKLADI

Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporda, Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin 2016 yılında gerçekleştirilen otopsi ile 2026 yılında yapılan yeni incelemelerin sonuçları birlikte değerlendirildi.

7 Eylül 2016'da İstanbul Beykoz'daki evinde ölü bulunan Denizolgun'a, ertesi gün Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinde otopsi yapılmıştı. İlk incelemelerde ölümün travmatik olmayan beyin kanamasından kaynaklandığı değerlendirilmiş ve 17 Ekim 2016'da Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına rapor gönderilmişti.

Yeni raporda, Denizolgun'un yüksek tansiyon ve kalp damar hastalığı geçmişi dikkate alınarak ölümün yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması sonucunda meydana geldiği kanaatine varıldı. Ölümün kesin olmamakla birlikte 6 Eylül 2016 tarihinde gerçekleşmiş olabileceği belirtildi.

MEZARINDAN ALINAN ÖRNEKLERDE AĞIR METALLER İNCELENDİ

Soruşturma kapsamında 19 Ağustos 2026'da Denizolgun'un mezarı açılarak yeniden inceleme yapılmıştı. Fethi kabir işlemi sırasında alınan kemik ve doku örnekleri ile mezar çevresinden elde edilen toprak numuneleri laboratuvar analizine gönderildi.

İncelemelerde molibden, kadmiyum, cıva, talyum, kurşun, kobalt, nikel, arsenik ve vanadyum gibi ağır metaller araştırıldı. Bir kemik örneğinde ayrıca antimon tespit edildi. Ancak Adli Tıp Kurumu, dokularda belirlenen ağır metal düzeylerinin normal sınırlar içerisinde olduğunu ve zehirlenmeye ilişkin tıbbi kanıt bulunmadığını bildirdi.

BOĞULMA VE FİZİKSEL MÜDAHALE İDDİALARI ARAŞTIRILDI

Raporda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması, boynuna baskı uygulanması veya göğsüne bastırılması yoluyla öldürüldüğü iddiaları da değerlendirildi. Yapılan incelemelerde bu ihtimalleri destekleyen tıbbi bulguya ulaşılamadığı kaydedildi.

Mezardan çıkarılan örneklerde boyun kıkırdağında kırık tespit edildi. Adli Tıp Kurumu, söz konusu kırığın defin ve mezardan çıkarma işlemleri sırasında oluştuğu değerlendirmesinde bulundu.

Denizolgun'un 2016 yılındaki otopsisinde göğüs bölgesinde belirlenen üç morluğun ise ölümünden önceki 3 ila 14 günlük dönemde meydana geldiği, ancak ölümüne neden olabilecek nitelikte olmadığı ifade edildi.

AĞUSTOS AYINDAKİ BİLİRKİŞİ RAPORU ŞÜPHELERİ ARTIRMIŞTI

Denizolgun'un ölümüyle ilgili soruşturma, 2026 yılında ortaya atılan iddialar üzerine yeniden gündeme gelmişti. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 25 Ağustos 2026 tarihli bilirkişi raporunda, 2016 yılındaki doğal ölüm değerlendirmesinin mevcut belgelerle yeterince desteklenmediği belirtilmişti.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, ölümün ağız ve burnun kapatılması yoluyla gerçekleşmiş olma ihtimalinin mevcut bulgularla bilimsel olarak dışlanamadığı ifade edilmişti.

Aynı raporda, önceki incelemelerde belirlenen ağır metallerin miktarlarına ilişkin verilerin yetersiz olduğu belirtilerek yeni toksikolojik analizler yapılması önerilmişti. Son Adli Tıp Kurumu raporu ise yeni örnekler ve önceki bulgular üzerinden yapılan değerlendirmeyle zehirlenme veya travmatik ölüm yönünde tıbbi delil bulunmadığı sonucuna ulaştı.

SORUŞTURMADA KİMLER HAKKINDA İŞLEM BAŞLATILMIŞTI?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 26 Ağustos 2026'da yaptığı açıklamada, bilirkişi raporundaki şüpheli ölüm değerlendirmesi üzerine Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında kasten öldürme suçundan soruşturma yürütüldüğünü duyurmuştu.

Başsavcılık ayrıca 2016 tarihli doğal ölüm raporunda imzası bulunan doktorlar ile otopsi video kaydının varlığı konusunda çelişkili yanıtlar verdiği belirtilen Adli Tıp Kurumu yöneticisi hakkında resmî belgede sahtecilik iddiasıyla soruşturma başlatıldığını açıklamıştı.

Özellikle otopsi video kaydının savcılığın önceki taleplerine rağmen gönderilmemesi, ardından Ağustos 2026'da mevcut olduğunun bildirilmesi soruşturmanın önemli başlıklarından birini oluşturmuştu.

Antalya Serik'te iki otomobil çarpıştı: 1 yaralı
Antalya Serik'te iki otomobil çarpıştı: 1 yaralı
İçeriği Görüntüle

5 Kasım 2026'da açıklanan yeni Adli Tıp raporu, ölüm nedenine ilişkin tıbbi değerlendirmeyi ortaya koyarken soruşturmanın hukuki sonucuna ilişkin ayrıca bir karar açıklanmadı. Adli Tıp raporundaki tespitler ile savcılık tarafından yürütülen adli süreç birbirinden ayrı değerlendiriliyor.

ARİF AHMET DENİZOLGUN KİMDİR?

Arif Ahmet Denizolgun, Türkiye'de siyaset ve kamu yönetimi alanında görev yapmış eski Ulaştırma Bakanlarından biriydi. 1990'lı yıllarda siyasi faaliyetlerde bulunan Denizolgun, 55. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti döneminde Ulaştırma Bakanlığı görevini üstlendi.

7 Eylül 2016'da hayatını kaybeden Denizolgun'un ölümü, aradan geçen yılların ardından ortaya atılan iddialar ve başlatılan yeni adli incelemeler nedeniyle yeniden soruşturma konusu oldu. Son Adli Tıp Kurumu raporuyla birlikte 2016 yılındaki beyin kanamasına bağlı ölüm değerlendirmesi, yeni incelemelerin sonuçlarıyla da desteklenmiş oldu.

Kaynak: Haber Merkezi