Turizm

Kültür ve Turizm Bakanlığı bölünüyor mu? İlber Ortaylı’dan yetkililere çağrı

Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, sosyal medya hesabından Kültür ve Turizm Bakanlığı isminin değişmesi gerektiğini belirtti. Ortaylı, “‘kültür’ ve ‘turizm’ kavramlarını aynı çatı altında barındırmak zaten başlı başına bir ironiye dönüşmüş durumdadır” dedi

Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Bolu Kartalkaya’daki yangının ardından devam eden duruşmalarında söylenen sözlere dikkat çekti. Prof. Dr. İlber Ortaylı, buna bağlı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın isminin değişmesinin artık kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Ortaylı sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

‘BU YANGIN SADECE BİR TESİSİN DEĞİL, BİR ANLAYIŞIN ÇÖKÜŞÜDÜR’

Perşembe günkü duruşmada avukat Serbülent Baykan’ın yaptığı savunma, Türk adliye tarihine geçecek niteliktedir. Söyledikleri, sadece bir yangın davasının sınırlarını aşan, bu ülkenin adalet duygusuna dokunan sözlerdi. Baykan, adeta bir vicdanın sesi oldu. Duruşma salonunda yankılanan o kelimeler, soğuk duvarların ötesine geçti. Otel sahibi için 5 bin sene, Bakan için 500 sene ceza talep etti. Elbette bu rakamlar mecazî görülebilir ama anlamı açıktır: Bu ülkenin adalet duygusu artık sembolik cezalarla tatmin olmaz. Çünkü kaybedilen sadece can değil; akıl, vicdan ve utanma duygusudur. Bolu Kartalkaya’daki yangın, sadece bir tesisin değil, bir anlayışın çöküşüdür. İnsanların kâr hırsı uğruna doğayı, kültürü, tarihi, hatta çocukların hayatını hiçe saydığı bir düzenin fotoğrafıdır.

‘DAĞLAR, ORMANLAR, YAYLALAR BETON YIĞINLARI OLDU’

Belli iş insanlarının artık otelcilikten men edilmesi gerekir. Bu konuda en fazla zarar gören yerlerin başında Karadeniz hattı geliyor. Dağlar, ormanlar, yaylalar beton yığınları arasında boğuluyor. Akdeniz kıyılarını da bozduk. Kartalkaya da aynı zihniyetin kurbanı. Her yıl “ekoturizm”, “kış turizmi” gibi cafcaflı isimlerle pazarlanan bu alanlar, aslında yağmalanıyor.

‘KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BÖLÜNMELİ’

Bu facia, sadece bir yangın değil; kültürel ve idari bir çürümenin sembolüdür. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın adı, ne yazık ki bu olayda en çok anılan kurumlardan biri. “Kültür” ve “turizm” kavramlarını aynı çatı altında barındırmak zaten başlı başına bir ironiye dönüşmüş durumda. Çünkü biri korumayı, diğeri kazancı temsil ediyor. Bu bakanlığın artık bölünmesi, görev alanlarının yeniden tanımlanması şarttır. Kültür koruyucu olmalı, turizm ise denetlenen, sınırlanan bir faaliyet hâline gelmelidir. Yangında hayatını kaybeden ailelerin acısı yalnız onların değil, bütün Türkiye’nindir. Çünkü yürek dağlayan bu olayda yanan sadece çoluk çocuk değil; bir ülkenin geleceği, doğası ve insana olan saygısıdır. Buna rağmen hâlâ utanmadan, pişkinlikle konuşanlar, suçu örtmeye çalışanlar var. Avukat Baykan’ın da dediği gibi, bazı insanların “geri zekâlılıklarını ve utanmazlıklarını” saklama çabaları artık nafiledir. Bu millet, o yalanları yutacak kadar saf değildir.
Alanya’yı da yakından ilgilendiren konu ile ilgili yetkililerin nasıl bir adım atacağı merak konusu oldu. (Ramazan ÖZDEMİR)