İngiltere'nin başkenti Londra'da faaliyet gösteren Tottenham Boys ve Hackney Turks adlı iki organize suç örgütü arasındaki yıllardır süren hesaplaşma, cinayetler ve silahlı saldırılarla gündeme geldi. Uyuşturucu ticareti ve bölge hâkimiyeti anlaşmazlıkları nedeniyle 2009 yılında tırmanan çatışmalarda yaklaşık 20 kişinin öldüğü öne sürüldü. İngiliz mahkemelerinin kayıtlarına yansıyan olaylarda, suç örgütleriyle bağlantısı bulunmayan kişilerin de hayatını kaybettiği belirlendi.
ÇATIŞMALARIN FİTİLİNİ BİR KAVGA ATEŞLEDİ
İngiliz basınında yer alan bilgilere göre, Tottenham Türkleri olarak bilinen Tottenham Boys ile Bombacılar adıyla da anılan Hackney Turks arasındaki anlaşmazlığın temelinde uyuşturucu pazarının kontrolü bulunuyor. İki grup arasındaki gerilim, 2009 yılında Kuzey Londra'daki bir bilardo salonunda yaşanan kavganın ardından silahlı saldırılara dönüştü.
Sabah gazetesinin aktardığına göre, Hackney Turks yöneticilerinden Kemal Armağan ile Tottenham Boys üyesi Mehmet Şenpalit arasında yaşanan ve tokat atılmasıyla büyüyen tartışma, iki örgüt arasındaki hesaplaşmanın başlangıcı olarak gösteriliyor. Ancak İngiliz basınındaki araştırmalar, örgütler arasındaki rekabetin bu olaydan önceye uzandığını ortaya koyuyor.
İLK CİNAYETTE MASUM BİR ESNAF ÖLDÜRÜLDÜ
22 Mart 2009'da Londra'nın Holloway bölgesinde işlenen Ahmet Paytak cinayeti, çatışmaların ilk ölümcül olaylarından biri oldu. İngiliz basınında yayımlanan soruşturma kronolojisine göre Paytak, iş yerinde motosikletle gelen saldırganların açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti.
Olayla ilgili yürütülen soruşturma sonucunda Ricardo Dwyer ve Michael James cinayetten mahkûm edildi. Kemal Armağan ise cinayetle bağlantılı olarak aranan kişiler arasında gösterildi. Paytak'ın öldürülmesi, iki örgüt arasındaki şiddetin yalnızca suç dünyasıyla sınırlı kalmadığını gösteren olaylardan biri olarak kayıtlara geçti.
ÜÇ GÜN ARAYLA İKİ CİNAYET İŞLENDİ
2 Ekim 2009'da Tottenham Boys ile bağlantılı Oktay Erbaşlı, Kuzey Londra'da otomobilindeyken motosikletli bir saldırgan tarafından vurularak öldürüldü. İngiliz basınında yer alan bilgilere göre saldırı sırasında araçta bulunan kız arkadaşı ve küçük çocuk zarar görmedi.
Erbaşlı'nın ölümünden üç gün sonra, 5 Ekim 2009'da Hackney bölgesindeki bir Türk sosyal kulübünde yeni bir silahlı saldırı gerçekleşti. Arkadaşlarıyla bilardo oynayan 21 yaşındaki Cem Düzgün, otomatik silahla açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi.
Londra'da yayımlanan Evening Standard gazetesinin 27 Şubat 2014 tarihli haberine göre Düzgün, örgütler arasındaki anlaşmazlığın tarafı değildi. Saldırıyı gerçekleştiren Blaize Lunkula'nın, iki grup arasındaki misilleme zincirinin bir parçası olarak hareket ettiği mahkeme sürecinde ortaya konuldu.
MAHKEMEDEN DÖRT SANIĞA AĞIR CEZALAR
Cem Düzgün cinayetiyle ilgili yargılamada önemli bir gelişme 11 Nisan 2014'te yaşandı. Londra'daki Old Bailey Ceza Mahkemesi, saldırıya katılan dört sanığa ağır hapis cezaları verdi.
Mahkeme kararına ilişkin Evening Standard'ın 11 Nisan 2014 tarihli haberine göre Blaize Lunkula en az 35 yıl, Yusuf Arslan en az 33 yıl, Ndombasi Makusu en az 28 yıl ve Christian Barabutu en az 18 yıl cezaevinde kalacak şekilde mahkûm edildi.
Böylece dört sanık hakkında belirlenen asgari hapis sürelerinin toplamı 114 yıla ulaştı. Mahkeme kayıtlarına yansıyan telefon görüşmeleri ve saldırı öncesindeki bağlantılar, cinayetin planlı bir misilleme olduğunu ortaya koyan deliller arasında yer aldı.
2012 YILINDA ÇATIŞMALAR YENİDEN TIRMANDI
İki örgüt arasındaki hesaplaşma sonraki yıllarda da devam etti. Hackney Turks ile bağlantılı Ali Armağan, 1 Şubat 2012'de Kuzey Londra'daki Turnpike Lane yakınlarında otomobiline düzenlenen silahlı saldırıda öldürüldü.
Armağan'ın ölümünün ardından Tottenham Boys ile bağlantılı Eren ailesinin üyelerine yönelik saldırılar yaşandı. Aralık 2012'de Türkiye'de hedef alınan Kemal Eren, silahlı saldırı sonucunda ağır yaralandı ve felç kaldı.
İngiliz basınında yayımlanan soruşturma kronolojileri, Londra'daki örgütler arasındaki hesaplaşmanın Türkiye'ye de uzandığını gösteriyor. Bununla birlikte saldırıların tamamının aynı kişiler tarafından gerçekleştirildiği yönünde kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığından, olayların failleri ve bağlantıları ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor.
ZAFER EREN CİNAYETİNDE MÜEBBET HAPİS KARARI
18 Nisan 2013'te Londra'nın Southgate bölgesinde 34 yaşındaki Zafer Eren silahlı saldırıda öldürüldü. Cinayetin ardından İngiliz polisi kapsamlı bir soruşturma başlattı.
ITV News'in 14 Temmuz 2014 tarihli haberine göre, Zafer Eren'i öldürmekten suçlu bulunan Jamie Marsh-Smith ve kaçış aracının sürücüsü Samuel Zerei hakkında müebbet hapis kararı verildi.
Mahkeme, Marsh-Smith'in en az 38 yıl, Zerei'nin ise en az 28 yıl cezaevinde kalmasına hükmetti. Böylece iki sanığın tahliye değerlendirmesine alınmadan önce geçirmesi gereken asgari süre toplam 66 yıl olarak belirlendi.
Metropolitan Polisi bünyesinde soruşturmayı yürüten Başkomiser Noel McHugh, 2014 yılında yaptığı açıklamada, iki sanığın para karşılığında cinayet işleyen tehlikeli suçlular olduğunu belirtti. McHugh, saldırının azmettiricilerinin belirlenmesine yönelik soruşturmanın sürdüğünü de duyurdu.
ÇETE SAVAŞININ BEDELİNİ SİVİLLER DE ÖDEDİ
İngiltere'deki davaların ortak noktalarından biri, örgütler arasındaki çatışmaların suçla bağlantısı olmayan kişileri de hedef hâline getirmesi oldu. Ahmet Paytak ve Cem Düzgün cinayetleri, bu durumun en önemli örnekleri arasında yer aldı.
İngiliz Kraliyet Savcılık Servisinin Londra Başsavcısı Baljit Ubhey, Zafer Eren cinayetiyle ilgili 2014 yılında yaptığı değerlendirmede, iki örgüt arasındaki düşmanlığın cinayetlerin yanı sıra darp, tehdit ve iş yerlerine yönelik saldırılara neden olduğunu bildirdi.
İngiliz makamlarının açıklamaları, çatışmaların yalnızca örgüt üyeleri arasında gerçekleşmediğini, çevredeki insanların güvenliğini de tehdit ettiğini ortaya koydu.
YILLAR SONRA DA DEVAM EDEN ŞİDDET
Tottenham Boys ve Hackney Turks arasındaki hesaplaşmanın etkileri 2009-2013 dönemiyle sınırlı kalmadı. İngiliz basınında yer alan sonraki haberlerde, geçmişteki örgüt rekabetiyle bağlantılı yeni saldırılar ve soruşturmalar gündeme geldi.
2024 yılında Londra'nın Dalston bölgesindeki bir silahlı saldırıda dokuz yaşındaki bir kız çocuğunun ağır yaralanması, organize suç örgütleri arasındaki şiddetin siviller açısından oluşturduğu tehlikeyi yeniden gündeme taşıdı. Olayla bağlantılı yargılamada bir sanık, 2025 yılında cinayete teşebbüs suçlarından mahkûm edildi.
İngiliz basınında iki örgüt arasındaki çatışmalarda yaklaşık 20 kişinin öldüğü yönünde değerlendirmeler bulunuyor. Ancak bu toplamın tamamını doğrulayan tek bir resmî ölüm bilançosuna ulaşılamadı. Buna karşılık 2009'dan itibaren işlenen çeşitli cinayetler ve bu suçlara ilişkin müebbet hapis kararları, İngiliz mahkemelerinin kayıtları ve dönemin polis açıklamalarıyla doğrulanıyor.




