İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Beykoz’da bir sitenin otoparkında bulunan milyonlarca lira değerindeki lüks araçlar kamuoyunun gündemine oturdu. Söz konusu araçların Murat Kapki adına kayıtlı olduğu öğrenilirken, bazı yayın organlarında araçların Ekrem İmamoğlu’na ait olduğu yönünde iddialar ortaya atıldı.
İMAMOĞLU HAKKINDAKİ SUÇ ÖRGÜTÜ İDDİALARI REDDEDİLDİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen operasyonun ikinci dalgasında, görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun adının “suç örgütü lideri” olarak anılması dikkat çekti. Ancak henüz hakkında kabul edilmiş bir iddianame ya da kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor.
ARAÇLAR MURAT KAPKİ’YE AİT, GARAJ ORTAK KULLANIM ALANI
İddialar üzerine İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden yazılı bir açıklama yapıldı. Açıklamada, lüks araçların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ödüllendirilen iş insanı Murat Kapki’ye ait olduğu belirtildi. Araçların bulunduğu garajın ise birçok lüks araç tutkununun ortak kullandığı bir alan olduğu vurgulandı.
İBB: “İMAMOĞLU İLE HERHANGİ BİR BAĞI YOK”
İBB tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Ekrem İmamoğlu’nun liderliğinde bir suç örgütünün Beykoz’daki bir rezidansta lüks araç sakladığı” yönündeki iddialar gerçek dışıdır. Söz konusu araçların İmamoğlu ya da İBB ile herhangi bir bağlantısı bulunmamaktadır. Bu iddialar, kamuoyunu yanıltma amacı taşıyan, iftira niteliğinde kurgulardır.”
HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILDI
İBB yetkilileri, kamuoyunu yanıltan ve İmamoğlu’nu hedef alan bu haberlerle ilgili hukuki sürecin başlatıldığını duyurdu. Ayrıca “kara para”, “ihale yolsuzluğu” gibi ifadelerin herhangi bir delile dayanmadan kullanıldığını, bu durumun da masumiyet karinesine aykırı olduğunu vurguladı.
İDDİALAR GÖLGESİNDE SİYASETİN GÜNDEMİ
İstanbul’daki bu gelişme, yaklaşan seçim süreci öncesi siyasi atmosferi daha da hareketlendirdi. İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun isminin bu tür iddialarla gündeme getirilmesi kamuoyunda tartışma konusu oldu. Yetkililer, tüm sürecin hukuki zeminde ve şeffaf biçimde ilerlemesi gerektiğini savunuyor.