Ülke genelinde ve her alanda, çok ciddi bir kutuplaşmanın batağına doğru hızla sürükleniyoruz. Kutuplaşmanın temel nedeni, iktidarı ele geçirme hırsından başka bir şey değil. Vatan millet sevgisi, hikâye. Kavganın nedeni, koltuk sevdası....

Ülke genelinde ve her alanda, çok ciddi bir kutuplaşmanın batağına doğru hızla sürükleniyoruz.Kutuplaşmanın temel nedeni, iktidarı ele geçirme hırsından başka bir şey değil.Vatan millet sevgisi, hikâye.Kavganın nedeni, koltuk sevdası.Galatasaray, Fenerbahçe çatışmasında rezillik tavan yaparken, benzer rezilliğin siyasette de aynen devam edip gitmesi gösteriyor ki biz toplum olarak barıştan çok, kutuplaşarak çatışmaktan hoşlanıyoruz.Bu rezillik içinde, kimi insanımız, bir gerekçeye sığınarak, bir kutbun içinde aktif olarak yer alırken, kimi de bu rezillikten oldukça uzak durup, doğrularla yanlışlıkları objektif bir biçimde ele alma çabası içinde oluyorlar.Ama bu kutuplaşmanın çirkinliğinde tarafsız kalanlar, ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamamanın açmazında, neredeyse hedef tahtası haline geliyorlar!Siyasilerin bu sorumsuzluğunu ve ihtirasını anlamak mümkün de tabandaki yığınların, siyasetçilerin bu çirkin yolculuğuna eşlik etmelerindeki aymazlığı anlamak mümkün değil!Bu aşamada, bu kavganın ideolojik boyutundan da söz edilemez.Bugünün dünyasında, ne teorik ne de pratik anlamda, geçmişin solculuğundan, devrimciliğinden ve de ülkücülüğünden eser kalmadı.1980 öncesinde, birbirleriyle çatışan CHP ve MHP kadroları özellikle de tabanı, bugün birbirlerini destekler hale geldi.Kutuplaşma, sol sağ çizgisinde olsaydı; MHP’nin AK Parti saflarında yer alması gerekirdi.Ne de olsa, Türk İslam sentezi içinde, İslamcılık konusunda aynı görüşleri paylaşıyorlar!Ama gel gör ki bugün, laiklik havarisi kesilen CHP ile MHP aynı güzergâhta koşuşturmakla meşguller.Demek ki, kutuplaşma ideolojik değil.CHP kuruluşundan bu yana birçok evrelerden geçti.Kimi zaman ilerici ve devrimci bir çizgiye yönelirken, kimi zaman da statükocu, muhafazakâr bir sütuna sarılmaya başladı.Sol siyaset, salt Türkiye’de değil, dünyada belli açmazlar içinde bocalarken, yeni arayışlara yelken açmış durumda.CHP, bu çelişkiyi bünyesinde fazlasıyla yaşıyor.Hangi iskeleye demir atacağını kestirmek henüz belli değil.CHP içindeki çağdaş beyinlerin azınlıkta olduğu da bir gerçek.Kılıçdaroğlu’nun en büyük açmazı da bu!AK Partinin ülke ekonomisini belli bir noktaya taşımış olması, çok ciddi yatırımlara imza atabilmesi, siyasi istikrarın sağlanmasıyla ülkenin saygınlığının artması, bürokratik oligarşinin yıkılması, parlamentonun vesayetten kurtarılmasındaki başarısı nedeniyle, farklı dünya görüşlerine sahip birçok insan da sırf bu başarıları yüzünden AK Partiyle ideolojik anlamda hiçbir bağı olmamasına karşın, muhalefet partilerine de fazla güvenmediğinden, AK Partiyi destekleyebiliyor.İktidarın politikalarını özellikle de Suriye ile ilgili bölümünü muhalefetin eleştirmesi gayet doğal.Ancak bunu yaparken, sırf iktidarı yıpratmak adına, Suriye’deki kutuplaşmayı Türkiye’ye taşıyabilecek, Türkiye’yi dünyaya jurnalleyecek açıklamalarda bulunmak, akıl alacak gibi değil!