SANTORİNİ DEPREMLERİ VE TSUNAMİ RİSKİ
Jeofizik yüksek mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, konferansın ilk bölümünde Santorini Adası ile Amorgos Çukuru arasındaki sismik hareketliliğe dikkat çekti. Deprem fırtınasının, deniz altındaki yanardağ hareketliliğine bağlı olarak geliştiğini belirten Ercan, şu bilgileri paylaştı:
Yanardağların bulunduğu bölge, Afrika ve Anadolu ana karaları tarafından çift yönlü sıkıştırılıyor.
Bu basınç sonucunda ya fay kırılıyor ya da yanardağ patlıyor ve deprem üretiyor.
Şu an Santorini’de yaklaşık 45 km derinlikten gelen, 2.200°C sıcaklığındaki magma odaları yüksek basınca maruz kalıyor.
250 kilobar basınca ulaşan bu odalar, patlama riskini artırıyor ve depremlere neden oluyor.
Ercan, yanardağ kaynaklı olası bir depremin 5 ila 7 büyüklüğünde gerçekleşebileceğini ve tsunami dalgaları oluşturabileceğini ifade etti.
"En kötü senaryoya göre kül, taş ve topakların fırladığı bir patlama olabilir. Deprem ve süpürtü (tsunami) dalgaları Girit, Yunanistan ve Türkiye kıyılarını etkileyebilir. Ancak Kuşadası ve kıyı kentlerimiz için şu an korkulacak bir durum yok. Çünkü dalgalar buraya ulaşana kadar etkisini kaybeder."
“Betonarme Yapılardan Vazgeçmeliyiz”
Konferansın ikinci bölümünde Kuşadası’nın deprem risk haritası ele alındı.
Kuşadası’ndaki fay hatlarının en fazla 5 - 6,1 büyüklüğünde deprem üretebileceği belirtildi.
30 ila 50 yılda bir büyük deprem meydana geldiği ifade edildi.
Sisam Adası’ndaki fay hattının 7,2 büyüklüğünde deprem üretebileceği vurgulandı.
Ercan, yapı güvenliğine dikkat çekerek şu öneride bulundu:
“Binalarımızı sağlam ve dayanıklı yaptıktan sonra Kuşadası ve diğer bölgeler için endişelenmeye gerek yok. Ancak artık betonarme yapılardan vazgeçmeli ve çelik konstrüksiyonlu binalar inşa etmeliyiz.”