Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) eylül verileri, Türkiye otomobil pazarındaki fiyat yoğunlaşmasını ve daralmayı ortaya koydu. Otomotiv gazetecisi Emre Özpeynirci'nin aktardığı verilere göre, eylül ayında satılan araçların büyük bölümü yüksek fiyat bantlarında yer alırken, pazar hacmi geçen yıla kıyasla küçüldü.

ODEX verilerine göre eylülde en fazla otomobil satışı 24 bin 813 adetle 2 milyon ile 2,5 milyon TL arasındaki grupta gerçekleşti. Genel tabloya bakıldığında ise Türkiye'de satılan otomobillerin yaklaşık yüzde 79'u 1,5 milyon ile 3 milyon TL fiyat aralığında yoğunlaştı. Ortalama bir otomobilin satış fiyatı 2 milyon 200 bin TL seviyelerine ulaştı.

UYGUN FİYATLI MODEL EKSİKLİĞİ VE KREDİ SORUNU

Tüketicilerin alım gücünün zorlandığını belirten Özpeynirci, piyasada geçmiş yıllarda Fiat Egea'nın yarattığı gibi uygun fiyatlı model boşluğu bulunduğunu vurguladı. İç pazardaki daralmanın aşılması için sadece fiyat indirimlerinin değil, kredi koşullarının da iyileştirilmesi gerektiği ifade edildi. Togg için uygulanan 800 bin TL'ye sıfır faizli kredi modelinin, diğer yerli üretim araçlara da yansıtılması durumunda talebin canlanabileceği belirtiliyor.

AVRUPA VE TÜRKİYE PAZARLARI ARASINDAKİ FARK NEDEN AÇILIYOR?

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verileri, Türkiye'nin Avrupa genelinden ayrıştığını gösteriyor. Eylülde Avrupa'da otomobil satışları yüzde 10,23 artarken, Türkiye'de yaklaşık yüzde 28 geriledi. Geçtiğimiz yılın eylül ayında 88 bin civarında olan satış rakamı, bu yıl 63 bin seviyesine düştü. Aynı dönemde İspanya'nın 93 bin araç satışına ulaştığı dikkate alındığında, yılın ilk dokuz ayında Avrupa'daki yüzde 6,31'lik büyümeye karşılık Türkiye pazarındaki yüzde 15,45'lik daralma tablonun ciddiyetini ortaya koyuyor. 86 milyon nüfuslu Türkiye'de ideal pazar büyüklüğünün 1,5 milyon adedin üzerinde olması beklenirken, finansman zorlukları mevcut hacmi baskılıyor.

Karadeniz'de palamut göçü: Gözler hamsi sezonuna çevrildi
Karadeniz'de palamut göçü: Gözler hamsi sezonuna çevrildi
İçeriği Görüntüle

Öte yandan, Avrupa Birliği'nin gündeminde olan "Made in Europe" düzenlemesi de sektörü yakından ilgilendiriyor. Türkiye'nin bu kapsamın dışında kalması halinde, Avrupa'ya ihraç edilecek elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların teşviklerden yararlanamayacağı ve rekabet gücünü kaybedebileceği öngörülüyor. Kapasite kullanımının yüzde 60 seviyesinde olduğu yerli üretimde, gerekli adımlar atılmadığı takdirde 2027 yılında 1 milyon barajının aşılmasının risk altında olduğu ifade ediliyor.

Muhabir: Haber Merkezi