Küresel piyasalarda ons altın fiyatlarındaki dalgalanmalar sürerken, uzmanlar kısa ve uzun vadeli beklentilerini güncelliyor. CNBC-e yayınına katılan stratejist Cüneyt Paksoy, güçlü dolar ve yüksek ABD tahvil faizlerinin değerli metal üzerinde yarattığı kısa vadeli baskıya rağmen ana eğilimin yukarı yönlü olduğunu bildirdi.

Paksoy'un aktardığına göre, mevcut piyasa koşullarında yüksek petrol fiyatları ve tahvil getirileri, altının yukarı yönlü hareketini geçici olarak sınırlandırıyor. Bu durumun kâr satışlarıyla birleşerek fiyatlarda düzeltme yarattığı ifade edildi. Daha önce 5 bin 600 dolar seviyelerine kadar yaşanan yükselişin ardından gelen bu geri çekilme süreci, piyasa dinamikleri açısından olağan bir konsolidasyon olarak değerlendiriliyor.

ONS ALTINDA KRİTİK SEVİYELER NELER?

Değerli metalin mevcut fiyat aralığında güç topladığını belirten Paksoy, 4 bin dolar pivot seviyesinin çevresinde oluşan 3 bin 800 ile 4 bin 200 dolar bandının korunmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Fiyatların bu bölgenin altına inmemesi halinde, mevcut durumun yeni bir yükseliş için hazırlık evresi olarak okunabileceği aktarıldı.

Ekim 2026 açlık sınırı 39 bin 853 liraya yükseldi
Ekim 2026 açlık sınırı 39 bin 853 liraya yükseldi
İçeriği Görüntüle

Yeni bir yükseliş dalgasının başlaması için kritik eşiğin 4 bin 200 ile 4 bin 300 dolar aralığı olduğu açıklandı. Bu direnç bölgesinin aşılması durumunda altın fiyatlarında daha sert ve ivmeli hareketlerin görülebileceği öngörülüyor. Paksoy, söz konusu kırılımın gerçekleşmesi halinde bu yıl sonu ve 2027'nin ilk çeyreği ile ikinci çeyreğinde ons altının önce 4 bin 500, ardından 5 bin dolar seviyelerine yönelebileceğini duyurdu.

2008 KRİZİ İLE BENZERLİK GÖSTERİYOR MU?

Altın piyasasındaki mevcut dinamikler, 2008 küresel finans krizi öncesindeki fiyatlamalarla paralellik taşıyor. Tıpkı o dönemde olduğu gibi, yüksek faiz ve güçlü dolar sarmalı ilk aşamada altın fiyatlarında bir geri çekilmeye neden oluyor. Ancak finansal risklerin artması ve merkez bankalarının genişleyici para politikalarına dönmesiyle birlikte, altının güvenli liman talebi doğrultusunda sert yükselişler kaydetmesi bekleniyor.

Küresel borçluluk oranlarının ulaştığı yüksek seviyeler, altının uzun vadeli görünümünü destekleyen temel unsurların başında geliyor. Merkez bankalarının ve büyük kurumsal şirketlerin fiziksel altın alımlarını sürdürdüğüne dikkat çeken Paksoy, talebin sadece jeopolitik risklerle sınırlı kalmadığını belirtti. Yatırımcıların ve kurumların, artan finansal risklere karşı portföylerini dengelemek amacıyla altın rezervlerini güçlendirmeye devam ettiği aktarıldı.

Muhabir: Haber Merkezi