İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda "Sarıgül soruşturması" olarak bilinen suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama soruşturmasında 27 Ekim 2026 tarihinde yeni tutuklama kararları verildi. Mahkemeye sevk edilen Ramazan Argün, İbrahim Avcı ve Altınbaş Holding'in ortağı Sofu Altınbaş tutuklandı. Son kararlarla birlikte soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 22'ye yükseldi.
SORUŞTURMADA ÜÇ İSİM DAHA TUTUKLANDI
Soruşturmanın son aşamasında gözaltına alınan şüphelilerin emniyet ve savcılık işlemleri tamamlandı. Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen şüphelilerden Ramazan Argün, İbrahim Avcı ve Sofu Altınbaş hakkında tutuklama talep edildi. Sulh ceza hâkimliği, üç şüphelinin tutuklanmasına karar verdi.
26 Ekim'de açıklanan sevk kararlarında beş şüpheli hakkında konutu terk etmeme, altı şüpheli hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanması istenmişti. 27 Ekim'de yayımlanan haberlerde 11 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildiği bildirildi.
BEŞ ŞÜPHELİ HAKKINDA EV HAPSİ KARARI
Dosya kapsamında Eyüp Birgün, Oktay Özkan, Erhan Naci İşözen, Mehmet Aygün ve Temel Aygün hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiği aktarıldı.
Seyfettin Tayfun Kahyaoğlu, Eyüp Ensar Saral, Hulki Şavkin, Turgut Alkan, Kenan Malkoç ve Selami Cengiz hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması istendi. Şüphelilerden Serkan Korkutata'nın serbest bırakıldığı bildirildi.
SORUŞTURMANIN TEMELİNDE MİLYONLARCA AVROLUK İDDİALAR VAR
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, Alman vatandaşı K.P. ve M.B.'nin şikâyetleri üzerine başlatıldı. Başsavcılığın açıklamasına göre müştekiler, Türkiye'de ve yurt dışında kurulan şirketler üzerinden kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklandığını ve bazı finansal işlemlerin yatırım sözleşmelerine uygun gerçekleştirilmediğini ileri sürdü.
Başsavcılığın soruşturmanın başlangıcında kamuoyuyla paylaştığı bilgilere göre şikâyetlerde 80 milyon avro tutarında sözleşme düzenlendiği, 100 milyon avroluk havale işlemi gerçekleştirildiği ve 1 milyar avroluk fonun kamu gücü ve nüfuzu kullanılarak kredi yoluyla yurt dışına çıkarılmasının vaat edildiği iddiaları yer aldı. Ayrıca 1,5 milyon avro tutarında tekne satışına ilişkin iddialar da soruşturma dosyasına girdi. Söz konusu tutarlar kesinleşmiş suç geliri değil, soruşturma kapsamında incelenen iddialara konu miktarlar olarak açıklandı.
İLK OPERASYON 16 EKİM'DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Soruşturmanın ilk aşamasında 16 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen operasyonlarla çok sayıda şüpheli gözaltına alındı. Aralarında Ömer Sarıgül, Aylin Kotil ve gazeteci Murat Ağırel'in de bulunduğu 15 kişi, 19 Ekim'de tutuklandı. Emir Sarıgül hakkında ise 21 Ekim'de tutuklama kararı verildi.
24 Ekim'de gerçekleştirilen adli işlemlerde Cihan Tunç, Çağlar Sezgin ve Ümit İlker Avcı tutuklandı. Mustafa Sarıgül'ün koruması Beşir Ömer Demir ile Atakan Eren hakkında ise konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol kararı uygulandı. Böylece 24 Ekim itibarıyla tutuklu sayısı 19'a ulaşmıştı.
27 Ekim'de Ramazan Argün, İbrahim Avcı ve Sofu Altınbaş hakkında verilen yeni tutuklama kararlarıyla soruşturmadaki tutuklu sayısı 22 oldu. Böylece 19 Ekim'den itibaren farklı tarihlerde gerçekleştirilen adli işlemlerde toplam dört ayrı aşamada tutuklama kararları verilmiş oldu.
MUSTAFA SARIGÜL HAKKINDAKİ İDDİALAR ANKARA'YA GÖNDERİLDİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın başlangıcında yaptığı açıklamada, Yeni Parti Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül hakkındaki iddiaların ayrı değerlendirilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceğini bildirmişti.
Milletvekilleri hakkında uygulanacak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde Anayasa'nın 83. maddesinde düzenlenen yasama dokunulmazlığı hükümleri önem taşıyor. Bu nedenle Mustafa Sarıgül hakkındaki iddiaların değerlendirilmesi ile İstanbul'daki diğer şüphelilere yönelik adli işlemler farklı hukuki süreçler kapsamında yürütülüyor.
TUTUKLAMA KARARI SUÇUN KESİNLEŞTİĞİ ANLAMINA GELMİYOR
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre tutuklama, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve kanunda belirtilen tutuklama nedenlerinin bulunması hâlinde uygulanabilen geçici bir koruma tedbiri niteliği taşıyor. Tutuklama kararı, şüphelilerin suçlu bulunduğu veya haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı verildiği anlamına gelmiyor.
Aynı kanunun 109. maddesinde düzenlenen adli kontrol tedbirleri arasında yurt dışına çıkamamak ve konutu terk etmemek de bulunuyor. Bu tedbirler, soruşturma veya kovuşturma sürecinde hâkimlik ya da mahkeme kararları doğrultusunda uygulanabiliyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada mali işlemler, şirket bağlantıları ve müşteki beyanlarına ilişkin incelemeler devam ediyor. Şüpheliler hakkındaki iddiaların hukuki değerlendirmesi, soruşturma sonucunda ortaya konulacak deliller ve yargılama sürecinde verilecek kararlarla netleşecek.





