Antalya'nın 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde Türkiye'nin yol haritası netleşiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, 27 Ekim'de Ankara'da düzenlenen panelde zirvenin 10 temel önceliğini açıkladı. Kurum, uluslararası iklim müzakerelerinde verilen taahhütlerin somut yatırımlara ve uygulamalara dönüştürülmesini hedeflediklerini bildirdi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının düzenlediği "Sıfır Atıktan COP31'e: Türkiye'nin İklim Diplomasisi" panelinde konuşan Kurum, Türkiye'nin konferansa hazırlık kapsamında 51 ziyaret gerçekleştirdiğini ve 16 uluslararası zirveye katıldığını söyledi. Bakanlığın hazırlıkları, iklim finansmanından enerji dönüşümüne, atık yönetiminden şehirlerin afetlere dayanıklılığına kadar uzanan başlıkları kapsıyor.
ANTALYA COP31 ZİRVESİ 9 KASIM'DA BAŞLAYACAK
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Sekretaryasının yayımladığı resmî takvime göre COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya EXPO Center'da gerçekleştirilecek. Devlet ve hükümet başkanlarının katılacağı Dünya Liderler Zirvesi ise 11-12 Kasım tarihlerinde düzenlenecek.
Konferansın başkanlığını Türkiye adına Murat Kurum üstlenirken müzakerelerin başkanlığını Avustralyalı Chris Bowen yürütecek. Böylece Türkiye, organizasyonun ev sahipliği ve genel başkanlığı sorumluluğunu üstlenirken uluslararası müzakere sürecinde Avustralya ile iş birliği yapacak.
UNFCCC'nin resmî bilgilendirmesine göre konferansta ülkelerin iklim hedefleri, sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum ve finansman mekanizmaları görüşülecek. COP31, 1992 tarihli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki 31'inci Taraflar Konferansı olacak.
BAKAN KURUM COP31 İÇİN 10 ÖNCELİĞİ AÇIKLADI
Bakan Kurum'un Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yayımlanan açıklamasında, COP31 gündeminin merkezinde sıfır atık, döngüsel ekonomi, denizlerin korunması, gıda güvenliği, iklime dayanıklı tarım, enerji verimliliği, sürdürülebilir şehir altyapısı, iklim finansmanı, temiz enerji dönüşümü ve yeşil sanayileşme bulunuyor.
Bu alanlarda uluslararası ortaklıkların geliştirilmesi ve ülkelerin iklim hedeflerinin uygulanabilir projelerle desteklenmesi amaçlanıyor. Kurum, konferansın yalnızca yeni hedeflerin açıklandığı bir toplantı olmaması gerektiğini vurgulayarak COP31'i uygulama odaklı bir zirve olarak tanımladı.
2035 İÇİN ATIK VE ENERJİ HEDEFLERİ BELİRLENDİ
Kurum'un açıkladığı öncelikler arasında ölçülebilir hedefler de yer aldı. Buna göre 2035 yılına kadar küresel belediye atığı üretiminde beklenen artışın en az yarı yarıya azaltılması ve döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15'e ulaşması için uluslararası iş birlikleri teşvik edilecek.
Türkiye'nin binalardaki enerji kullanım yoğunluğunu 2035 yılına kadar en az yüzde 25 azaltmayı hedeflediğini belirten Kurum, temiz enerji dönüşümünün hızlandırılması gerektiğini söyledi. Elektrifikasyonun küresel nihai enerji tüketimindeki payının aynı dönemde yüzde 35'e ulaşması için ülkeler arasında iş birliğinin geliştirilmesi planlanıyor.
Bu rakamlar, konferansta ele alınacak hedefleri gösteriyor. Hedeflerin uluslararası düzeyde hangi finansman araçlarıyla destekleneceği ve uygulama sonuçlarının nasıl izleneceği ise müzakere sürecinin önemli başlıkları arasında bulunuyor.
SIFIR ATIKTA 2017 VE 2025 VERİLERİ KARŞILAŞTIRILDI
Bakan Kurum, Türkiye'nin Sıfır Atık uygulamalarına ilişkin güncel verileri de paylaştı. Bakanın açıkladığı rakamlara göre Türkiye'de 2017 yılında yüzde 13 olan geri kazanım oranı, 2025 yılında yüzde 37'ye yükseldi. Böylece sekiz yıllık dönemde geri kazanım oranında 24 yüzde puanlık artış gerçekleşti.
Kurum, aynı dönemde 90 milyon ton atığın geri kazanıldığını ve bunun ekonomiye yaklaşık 365 milyar liralık katkı sağladığını bildirdi. Depozitosu Olan Ambalajlar Sistemi kapsamında ise bugüne kadar 520 milyon ambalajın yeniden ekonomiye kazandırıldığını açıkladı.
Bu veriler, 27 Ekim 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yayımlanan Bakan Kurum açıklamasına dayanıyor. Türkiye'nin COP31 kapsamında sunacağı uygulama örnekleri arasında atıkların kaynağında ayrıştırılması, geri dönüşüm ve kaynak verimliliği çalışmalarının öne çıkması bekleniyor.
İKLİM FİNANSMANI İÇİN YENİ PROJE MEKANİZMALARI
COP31 hazırlıklarının önemli başlıklarından biri de iklim yatırımlarının finansmanı olacak. Bakan Kurum, İLBANK tarafından geliştirilen SURFF Projesi ile şehirlerin altyapı ihtiyaçlarının finansmana uygun yatırım projelerine dönüştürülmesinin amaçlandığını açıkladı.
İklim Uygulama Köprüsü (BRIDGE) yaklaşımıyla da ülkelerin iklim hedefleri ile uygulanabilir projeler arasında bağlantı kurulması hedefleniyor. Bu kapsamda proje hazırlığı, teknik destek ve finansmana erişim alanlarında iş birliklerinin güçlendirilmesi öngörülüyor.
Söz konusu mekanizmalar, özellikle iklim değişikliğinin etkilerine karşı altyapısını güçlendirmek isteyen şehirler açısından önem taşıyor. Ancak açıklanan program, Antalya veya Alanya belediyelerine doğrudan belirli miktarda finansman tahsis edildiği anlamına gelmiyor. Yerel projelerin kapsamı ve finansman koşulları ayrıca açıklanacak süreçlerle netleşecek.
ANTALYA'DAKİ HORTUM FACİASINA DA DEĞİNDİ
Bakan Kurum, konuşmasında Antalya'da yaşanan ve dört kişinin hayatını kaybettiği hortum felaketini de gündeme getirdi. Yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı dileyen Kurum, Türkiye'nin Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine açık olduğunu belirtti.
Kurum, afetlere karşı dayanıklı şehirler oluşturulması ve kentsel dönüşüm çalışmalarının önemine öne çıktı. Türkiye'nin afetlerle mücadelede edindiği deneyimlerin COP31 kapsamında uluslararası katılımcılarla paylaşılacağını ifade etti.
Antalya'daki son hortum felaketi ile COP31 hazırlıklarının aynı döneme denk gelmesi, iklim değişikliğine uyum politikalarının yerel düzeydeki önemini de gündeme taşıdı. Bununla birlikte tek bir hortum olayının doğrudan iklim değişikliğinden kaynaklandığını belirlemek için ayrıca bilimsel değerlendirme yapılması gerekiyor.
ALANYA İÇİN COP31'İN ÖNEMİ NE?
Konferansın Antalya'da düzenlenecek olması, Alanya açısından özellikle turizm, kıyı yönetimi, su kaynakları ve atık yönetimi başlıklarını önemli hale getiriyor. İlçenin Akdeniz kıyısındaki konumu ve turizm faaliyetleri, sürdürülebilir su ve enerji kullanımı ile deniz kirliliğinin önlenmesi konularını yerel gündemle doğrudan ilişkilendiriyor.
COP31 kapsamında açıklanan denizlerin korunması, kıyı dayanıklılığı ve döngüsel ekonomi hedefleri, Alanya'daki turizm işletmeleri ve yerel yönetimler açısından da izlenmesi gereken politika alanları arasında yer alıyor. Ancak konferansın Alanya'ya yönelik özel bir yatırım, hibe veya yeni düzenleme getireceğine ilişkin doğrulanmış bir karar henüz açıklanmış değil.
COP31'E KİMLER KATILABİLECEK?
Bakan Kurum, Antalya'daki organizasyon kapsamında 85 liderin ve yaklaşık 1,5 milyon misafirin ağırlanmasının öngörüldüğünü açıkladı. Konferansın mavi ve yeşil alanlarıyla birlikte toplam 1,1 milyon metrekarelik bir organizasyon alanını kapsayacağını belirtti. Açıklanan katılım rakamları gerçekleşmiş ziyaretçi sayısını değil, organizasyona ilişkin beklentileri ifade ediyor.
UNFCCC'nin resmî katılım rehberine göre COP31'de iki temel katılım alanı bulunuyor. Uluslararası müzakerelerin, resmî toplantıların ve akredite etkinliklerin gerçekleştirileceği Mavi Alan'a yalnızca kayıtlı katılımcılar giriş yapabilecek.
Türkiye'nin ev sahipliğinde yönetilecek Yeşil Alan ise iklim çözümlerinin, yenilikçi uygulamaların ve çeşitli etkinliklerin kamuoyuyla buluşturulacağı bölüm olacak. Bu alanın halka açık olması planlanıyor. Ziyaretçilerin giriş koşulları ve güncel organizasyon bilgilerini resmî COP31 duyurularından takip etmesi gerekiyor.
COP31 KARARLARI NEDEN ÖNEMLİ?
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında her yıl düzenlenen COP toplantıları, ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ortak kararlar geliştirdiği uluslararası müzakere platformu niteliği taşıyor.
Antalya'daki konferansın gündeminde, 2015 Paris Anlaşması çerçevesindeki iklim hedeflerinin uygulanması da bulunacak. Küresel sıcaklık artışının sınırlandırılması, iklim değişikliğine uyum sağlanması ve kırılgan ülkelerin desteklenmesi, sürecin temel konuları arasında yer alıyor.
Türkiye'nin COP31 başkanlığı kapsamında açıkladığı 10 önceliğin uluslararası müzakerelerde nasıl karşılık bulacağı, 9-20 Kasım tarihlerindeki görüşmelerin ardından daha belirgin hale gelecek. Antalya'da alınacak kararların kapsamı ve ülkeler açısından doğuracağı yükümlülükler ise konferansın resmî sonuç belgeleriyle ortaya çıkacak.





