Trafik kazası geçiren kişilerin kaza, kimlik ve iletişim bilgilerinin hukuka aykırı yollarla temin edilerek bazı hukuk büroları ile hasar danışmanlık şirketlerine aktarıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma, mali incelemeler ve eş zamanlı operasyonlarla genişledi. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen dosyada, kazazedelere çağrı merkezleri üzerinden ulaşılarak belirli avukatlara vekâlet vermelerinin sağlandığı ve sigorta tazminatı ile tahkim süreçlerinin bu yönlendirmeler üzerinden takip edildiği iddiaları araştırılıyor.
SORUŞTURMA DÖRT İLE UZANDI
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 21 Eylül 2026'da açıkladığı son bilgilere göre soruşturma kapsamında 253 bin kişiden ısrarlı aramalar ve yanıltıcı beyanlarla vekâletname alındığı ve bu yöntemle 15,6 milyar lira haksız kazanç elde edildiği yönünde tespitlere ulaşıldı. Olayla bağlantılı 825 kişi hakkında soruşturma başlatılırken İstanbul, Ankara, Sakarya ve Gaziantep'te 6 avukatlık ofisi ile 20 şirkette eş zamanlı arama ve gözaltı işlemlerine başlandığı bildirildi. Bakanlığın açıkladığı bu rakamlar devam eden soruşturmadaki tespit ve iddiaları ifade ediyor; şüpheliler yönünden kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü anlamına gelmiyor.
MALİ HAREKETLER MERCEK ALTINDA
Soruşturma dosyasındaki MASAK incelemelerinde para trafiğinin büyüklüğü de araştırmanın önemli başlıklarından birini oluşturuyor. Kaynakta yer alan rapor bilgilerine göre avukat Orhan D.'nin 1 Ocak 2022 ile 12 Eylül 2026 arasındaki toplam bankacılık işlem hacmi yaklaşık 24,47 milyar TL olarak hesaplandı. Hesaplara yaklaşık 12,30 milyar TL giriş, 12,18 milyar TL çıkış yapıldığı; binlerce farklı kişiyle para hareketi bulunduğu ve işlemlerin çok sayıda banka ile hesap üzerinden gerçekleştirildiği kaydedildi. SEDDK ihbarında ise D.'nin 2023 yılından itibaren Sigorta Tahkim Komisyonuna yaklaşık 175 bin başvuru yaptığı ve yaklaşık 5 milyar TL vekâlet ücreti aldığı ileri sürüldü. Dosyada bu son rakamın MASAK'ın bağımsız tespiti değil, SEDDK ihbarında yer alan bir iddia olduğu özellikle belirtiliyor.
Adalet Bakanı Gürlek'in açıklamasına göre MASAK ve SEDDK incelemelerinde bazı kolluk görevlileri, tahkim hakemleri, sigorta şirketi çalışanları, sigorta acenteleri, eksperler, kaporta ve boya ustaları ile servis çalışanlarına olağandışı nitelikte para transferleri yapıldığı da belirlendi. Savcılığın bu para hareketlerinin hangi hizmet veya işlem karşılığında gerçekleştirildiğini, kazazede bilgilerinin aktarılmasıyla bağlantısı bulunup bulunmadığını ve para trafiğinin hukuki niteliğini incelemesi bekleniyor.
İDDİA EDİLEN SİSTEM NASIL İŞLİYOR?
Trafik kazasının ardından kazazedeye ait bilgiler; tutanak, sigorta işlemleri, ekspertiz, araç onarımı, sağlık hizmeti ve gerektiğinde adli süreç gibi meşru nedenlerle farklı kurum ve meslek grupları tarafından işlenebiliyor. Soruşturmanın merkezindeki iddia ise bu süreçlerde elde edilen bilgilerin amacı dışında kullanılması veya yetkisiz kişilere aktarılması. İddiaya göre “Alo Kaza”, “Alo Tutanak”, “Alo Trafik Kazası” gibi isimlerle faaliyet gösteren yapılar ve bağlantılı şirketler, kazanın hemen ardından mağdurlara ulaşarak değer kaybı veya tazminat alınabileceğini belirtiyor, ardından kişileri belirli avukatlara yönlendirerek vekâletname verilmesini sağlıyor.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu da 20 Mayıs 2026 tarihli ilke kararında benzer yöntemlere ilişkin çok sayıda ihbar ve şikâyet alındığını açıkladı. Kurul; “hasar danışmanlığı”, “sigorta takip merkezi” veya benzeri adlarla faaliyet gösteren kuruluşlar, avukatlar ya da kendisini avukat olarak tanıtan kişilerin kazazedelerle istekleri dışında iletişime geçtiğine yönelik başvurular bulunduğunu bildirdi. Kurum ayrıca 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu kapsamında sigorta tazminatlarının hak sahibine veya resmi vekili olan avukata ödenebileceğini, bu alacakların avukat olmayan hasar danışmanlık şirketlerine devrinin hukuken geçerli olmadığını vurguladı.
KVKK'DAN VERİ SIZINTISINA KARŞI AÇIK UYARI
KVKK'nın 2026/1095 sayılı ilke kararı, kazazedelerin bilgilerinin bulunduğu kurum ve şirketlere de önemli yükümlülükler getiriyor. Buna göre verilere erişimin yalnızca görev için gerekli kişilerle sınırlandırılması, rol tabanlı erişim kontrollerinin kurulması, erişim kayıtlarının tutulması ve işlemlerin log mekanizmalarıyla izlenmesi gerekiyor. Eksperler ve diğer yetkili kişiler yasal görevleri kapsamında verileri işleyebilse de bu bilgilerin yetkisiz üçüncü kişilere aktarılması hukuka aykırılık oluşturabiliyor. Kurul, şartları oluştuğunda bu tür aktarımların Türk Ceza Kanunu'nun kişisel verilerin hukuka aykırı verilmesi veya ele geçirilmesine ilişkin hükümleri kapsamında cezai sorumluluk da doğurabileceğine öne çıkıyor.
BENZER BİR DOSYADA HAPİS CEZASI VERİLMİŞTİ
Trafik kazası sonrasında kazazedenin telefon bilgilerine ulaşılarak vekâlet istenmesine ilişkin benzer bir olay daha önce de yargıya taşındı. Viranşehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 6 Şubat 2026 tarihli kararında, trafik kazasına karışan bir kişinin telefon numarasını hukuki bir dayanak olmaksızın temin ederek araç değer kaybı başvurusu için vekâlet isteyen sanık hakkında, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedildiği ve dosyada hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğu aktarıldı. Her dosyanın kendi delilleriyle değerlendirildiği ve bu kararın mevcut soruşturmada doğrudan suçluluk sonucu doğurmadığı da göz önünde bulunduruluyor.
VATANDAŞLAR NELERE DİKKAT ETMELİ?
Türkiye Barolar Birliği, trafik veya iş kazası sonrasında vatandaşları kendiliğinden arayarak tazminat takibi teklif eden “hasar danışmanlık” ve benzeri ticari yapıların avukatlık yapma, dava takip etme veya hukuki danışmanlık hizmeti verme yetkisinin bulunmadığını belirtiyor. Kazanın hemen ardından arayan kişilerin avukat olduğunu söylemesi halinde avukatlık kaydının Türkiye Barolar Birliğinin avukat arama sistemi üzerinden doğrulanması, vekâletname verilmeden önce kapsamının okunması ve kişisel bilgilerin hangi kaynaktan elde edildiğinin sorulması önem taşıyor. TBB ayrıca bu tür aracı ve takipçilere ilişkin özel bir ihbar ve şikâyet sistemi de işletiyor.
Kişisel verilerinin izinsiz kullanıldığını düşünen kişiler, KVKK kapsamında öncelikle veriyi işlediği düşünülen veri sorumlusuna başvurarak verilerinin işlenip işlenmediğini, hangi amaçla kullanıldığını ve kimlere aktarıldığını öğrenebiliyor. Veri sorumlusunun başvuruyu reddetmesi, cevabın yetersiz olması veya yasal sürede cevap verilmemesi halinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyet yolu bulunuyor. Kurumun açıklamasına göre veri sorumlusunun cevabının öğrenilmesinden itibaren 30 gün ve her durumda ilk başvurudan itibaren öngörülen süreler dikkate alınarak Kurula başvuru yapılabiliyor. Hukuka aykırı veri elde edildiğine ilişkin şüphe bulunması halinde savcılığa suç duyurusunda bulunulması da mümkün.
ADLİ VE İDARİ SÜREÇ BİRLİKTE YÜRÜYEBİLİR
Soruşturmanın bundan sonraki aşamasında ele geçirilen dijital materyaller, telefon ve iletişim kayıtları, vekâlet ilişkileri, banka hareketleri ve şirketler arasındaki para transferlerinin incelenmesi bekleniyor. Savcılık açısından temel mesele, kişisel verilerin kimler tarafından ve hangi kaynaktan temin edildiğinin, kimlere aktarıldığının ve para hareketleriyle veri aktarımı arasında bağ bulunup bulunmadığının delillerle ortaya konulması olacak. Avukatlar yönünden adli soruşturmanın yanı sıra mesleki ve disiplin süreçleri; şirketler ve veri sorumluları bakımından ise KVKK ve ilgili sigortacılık mevzuatı kapsamında idari incelemeler gündeme gelebilecek. Soruşturma sürerken dosyada adı geçen kişi ve kurumlar hakkındaki iddiaların kesinleşmiş yargı kararı olmadığı, cezai sorumluluğun ancak yargılama sonucunda belirlenebileceği önem taşıyor.




