Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, pandemi döneminde fiilen çalışmasına rağmen Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) prim günleri eksik bildirilen bir akademisyenin açtığı hizmet tespiti davasında, 189 günlük eksik sürenin sigorta kayıtlarına eklenmesine ilişkin kararı onadı. Karar, özellikle aynı dönemde uzaktan çalıştığı halde hizmet günlerinin eksik bildirildiğini düşünen çalışanlar açısından öne çıktı.
ÇEVRİM İÇİ ÇALIŞMA KAYITLARI DOSYAYA GİRDİ
Davaya konu olayda vakıf üniversitesinde doktor öğretim görevlisi olarak çalışan akademisyen, 1 Aralık 2020 ile 30 Haziran 2021 arasında eğitim faaliyetlerini çevrim içi sürdürdüğünü ve tam zamanlı çalıştığını belirterek eksik hizmetlerinin tespitini istedi. Dosyaya ilişkin aktarılan bilgilere göre mahkeme; ders kayıtları, çevrim içi sistem verileri, tanık anlatımları ve bilirkişi değerlendirmelerini inceleyerek fiili çalışmanın bulunduğu sonucuna ulaştı.
İş Mahkemesi, bu değerlendirme sonucunda SGK'ye eksik bildirilen 189 günlük hizmetin tesciline karar verdi. Üniversite yönetimi ile SGK'nin itirazının ardından dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne, daha sonra da Yargıtay'a taşındı. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin onamasıyla akademisyen lehine verilen hizmet tespiti kararı kesinleşti.
KARAR HER EKSİK PRİMİ OTOMATİK OLARAK TAMAMLAMIYOR
Kararın benzer uyuşmazlıklar bakımından önem taşıması, eksik primi bulunan herkesin günlerinin kendiliğinden SGK kayıtlarına ekleneceği anlamına gelmiyor. Hizmet tespiti uyuşmazlıklarında fiili çalışmanın varlığı ve ilgili döneme ilişkin deliller somut dosya üzerinden değerlendiriliyor. Bu dosyada da kararın temelinde akademisyenin çalışmasını sürdürdüğüne ilişkin kayıt ve deliller yer aldı.
BEŞ YILLIK SÜRE AYRINTISI ÖNEMLİ
Hizmet tespiti başvurularında süre de kritik önem taşıyor. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86'ncı maddesinde, aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalışması SGK tarafından tespit edilemeyen sigortalıların, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurabilmesine ilişkin düzenleme bulunuyor. Anayasa Mahkemesi de bu beş yıllık hak düşürücü süreye ilişkin kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığına 26 Ocak 2011 tarihli kararıyla hükmetmişti.
Bununla birlikte sürenin uygulanıp uygulanmayacağı, SGK'ye hangi belgelerin verildiği ve çalışmanın Kurum kayıtlarına ne şekilde yansıdığı gibi ayrıntılara göre değişebiliyor. SGK'nin sosyal güvenlik hakkına ilişkin Yargıtay kararlarını ele aldığı çalışmada da prim veya hizmet belgesi verilmiş ya da çalışma Kurum tarafından tespit edilmiş bazı durumlarda beş yıllık sürenin farklı değerlendirilebildiğine dikkat çekiliyor.
189 GÜN EMEKLİLİK HESABINDA NEDEN ÖNEMLİ?
SGK kayıtlarına eklenen hizmet günleri, kişinin toplam prim ödeme gün sayısını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle eksik bildirimin giderilmesi, gerekli diğer şartların da sağlanması halinde emeklilik için aranan prim gününün tamamlanmasında önem taşıyabiliyor. Ancak 189 günlük tescilin davacı açısından emeklilik tarihini ne kadar değiştireceği; sigortalılık başlangıcı, tabi olunan emeklilik koşulları ve diğer hizmet süreleri bilinmeden kesin olarak hesaplanamaz.
SGK'nin görev tanımlarında da 4/1-a ve 4/1-b kapsamındaki sigortalıların tescil ve hizmet kayıtlarının tutulması, eksik girilen veya hiç girilmeyen bilgilerin hizmet kütüklerine işlenmesi Kurumun tescil ve hizmet birimlerinin görevleri arasında sayılıyor. Son Yargıtay kararı ise kayıtlarla fiili çalışma arasında uyuşmazlık çıktığında çalışma olgusunun yargılama sırasında delillerle ortaya konulmasının belirleyici olabileceğini gösteriyor.




